Atatürk'ümüzü yok sayan konukları baştacı etmek

Değerli Düşünür Dostlarım,

Son bir hafta içinde Suudi Arabistan Kralı Selman Bin Abdülaziz ve İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani  resmi ziyaretlerde bulunmak üzere Ankara'ya geldiler ve CB Erdoğan tarafından Beştepe Sarayında konuk edildiler. Her iki konuğumuzun belki de yegane ortak tavrı Anıtkabir'i ziyaret etmemek olmuştur. Bu davranışın muhtelif diplomatik ve protokol kurallarına ilişkin açıklaması yapılsa da bizim gözümüzde ve nezdimizde bir tek açıklaması vardır. O da bu zat-ı muhteremlerin Atatürk'ümüzün manevi mirasına, aziz hatırasına saygılarının olmadığıdır. 

Bu saygısızlık ilk değildi elbette , daha evvel de ülkemize gelen Suudi krallarının ve İran devlet zevatının hiç biri Anıtkabir 'i ziyaret etmediler. 

Oysaki diplomatik ve resmi maksatlarla Ankara'ya gelen yabancı ülke liderlerinin Anıtkabir'i ziyaret etme geleneği vardır. 

Bahsekonu geleneğe uymayan liderlerin Atatürk'e karşı antipatik hislerinin ve düşüncelerinin temelinde din içerikli önyargılar yatmaktadır. 

Cumhuriyet değerlerini Türk halkına kazandıran ve laiklik ilkesi ile ümmet tipi kalabalıklardan bir millet yaratan Atatürk'ümüzün gölgesi bile ,  din disiplini üzerinden kitleleri istismar ederek hakimiyetlerini sürdürmeye çalışan liderlerin allerjik korkuları, kabusları haline gelmiştir. Bu korkuları ile baş edebilmek için de Atatürk'ümüzü yok saymaya çalışmaktadırlar. 

Asil Türk Milletinin çok büyük çoğunluğunun gönlünde taht kuran Atatürk'ü unutturmak, sevdasından caydırmak, ilkelerine ve vizyonuna hayranlıktan vaz geçirmek imkansız olup hayal bile edilmesi nafiledir.

Sevgili okurlar,

Uluslararası ilişkiler çok fazla sayıda ve bazen birbiri ile zıt parametrelerin ayni anda etkili olabildiği, sürü ile değişkenler arasında sadece milli menfaatlerin sabit ve sürekli olduğu çok hassas bir disiplindir. Karşılıklı ikili ilişkilerde mütekabiliyet esastır. Hal böyle iken ülkemizin ulusal çıkarları söz konusu olduğu için " konuk liderlerin Anıtkabir'i ziyaret etmemeleri sorun haline getirilmemeli, madem ki mütekabiliyet esasına göre hareket ediliyor siz de o ülkelere gittiğinizde onların anıtmezarlarını ziyaret etmzsiniz olur biter" şeklinde düşünenler olabilir. 

Ancak ne yazık ki olay bu kadar basit ve düz mantıkla açıklanabilir değildir. Arap ve acem liderlerinin Atatürk'ümüzü sevmemelerini, manevi huzurunda saygı duruşunda bulunmak istememelerini onların zavallı komplekslerine verebilir, umursamayabiliriz belki ama T.C Cumhurbaşkanı tarafından diplomatik gerekliliğin çok üstünde özel bir ilgi ile ağırlanmaları, onore edilmeleri hatta Arap olanının Devlet nişanı ile taltif edilmesi Türk halkını incitir, gönlünü kırar. Hele hele bir de bu abartılı konukseverlik Atatürk'ümüze çok mecbur kalmadıkça Atatürk diyemeyen , onun yerine Gazi Mustafa Kemal diyen, CB makam uçağının bordasından ATA ismini sildiren, Havaalanlarımızdan -Stadyumlarımızdan Atatürk'ümüzün adını kaldırıp kendi adını verdirmeye çalışan, Cumhuriyet değerleri ve laiklik ile hesaplaşma gayretkeşliği içinde olduğunu gizlemeye bile tenezzül etmeyen, Atatürk'ümüzün asil Türk Milletine armağanı olan AOÇ arazisine CB lığı Külliyesi adı altında bizden kat kat daha zengin ülkelerde dahi bulunmayan,

 " ayranı yok içmeye " diye başlayan atasözümüzü anımsatan lüks bir saray yaptıran zihniyet tarafından sergilenince, insan ister istemez acaba diyor. 

Atatürk'ümüzü saydırmak CB makamının yazılı olmasa da gerek ahlaki gerekse vicdani görev ve sorumlulukları içindedir. 

Zorla güzellik olmaz adamlar Anıtkabir'i ziyaret etmek istemiyorlarsa ben ne yapabilirim ki diye sorarsa eğer sayın CB, halkımızın da en azından şu soruları sorma hakkı doğar diye düşünüyorum. 

Bu konukları bu kadar baştacı etmek zorundamıydınız ? 

Sevincinizi biraz olsun saklamaya çalışamazmıydınız ?  

TC Devletini kuran adamın nişanını onu yok sayan adamlara takmasaydınız çok uygun ve yerinde bir reaksiyon olmazmıydı ?

Saygılarımla

Serdar Durat

Stratejist