Baki’ye Yardım

Biraz da gülelim. Bakalım becerebilecek miyiz?

Bir zamanlar, Ankara 19 Mayıs stadı kapalı tribününde bir müdavim vardı: Baki!

Baki, komiser kolombo misali bir pardösü giyer, fakat sorun o ki, içine başka hiçbir şey giymediği rivayet olurdu…

Maçın en heyecanlı yerinde birden bire ayağa fırlar, sırtını sahaya yüzünü izleyiciye dönerdi:

“Saz arkadaşlarından” biri bağırmaya başlardı: “Baki’ye yardım… Baki’ye yardım…”

Baki, önce bir heykel kesilip sonra da alaycı bir gülümsemeyle elini düğmelerine atmaya başladı mı..

“mesaj tamamlanır”; izleyiciler de, ellerini ceplerine atmaya başlarlardı…

Nasıl olmasın ki?

Kapalı tribün hanım ve ailelerin de yer aldığı bir tribün ve Baki’nin bir an önce oturması maçın izlenirliği açısından önemli…

Ve bozuk paralar “biraz da kafasına isabet ettirilmeye çalışılarak” adeta yağardı.

Baki ve görünmez ekibi, ara tahsilattan ne kadar memnunlarsa, bir sonraki şov o kadar geciktirilir, ama 90 dakika içinde bu durum en az birkaç kere tekrarlanırdı…

Ne zaman bunu anımsasam IMF ile ya da bankalarla kredi pazarlığı aklıma gelir.

Borç isteyen takımlarda birer “Baki” bulunması, masadan hibeyle kalkılmasına neden olabilir miydi, ne dersiniz?

Fakat heyhat şimdilerde koca IMF Başkanı da -ama komplo ama değil- sıkıntılar yaşamakta ve yardım beklemekte…

19 Mayıs stadındaki örneği tersine çevirelim; borç verecek konumda olanın muziplikle karşısındakileri bakileştirdiğini hayal edelim:

“Bana kanıtla… Bana kanıtla” diyerek karşısındakinden mal mülk geriye ne kaldığını görmek isteyebilir mi, sizce?

Öyle ya borcun yekunu da faizi de belki böylece belirlenecek! Bu ritüele uymamak “rekabeti bozacak”, fakat bu kez ayağa kalkan ne kadar çabuk oturabilirse o kadar az soyulacak!

Kavanoz dipli dünya bu olsa gerek!

Baki kalan gök kubbede hoş bir seda ola!