Balat'a dair notlar...

Cuma gününden annemle ertesi sabah kahvaltı için Balat'a gidelim diye program yaptık.

Cumartesi sabahı  annemle Balat'ın yolunu tuttuk. Annemin yakın bir arkadaşının kızı Balat'a yerleşmiş. Evinin alt katında da Forno adında bir mekan açmış.

Şimdi sizlere o gün Balat'ta gezdiğim yerler hakkında ufak başlıklarla bilgilerimi paylaşacağım.

FORNO BALAT...

İçeriye girdiğinizde gözünüze hemen açık büfe kahvaltının yer aldığı, büfe gözünüze çarpıyor. 

Büfede neler mi yer alıyor. Envai çeşit peynirler, minik kesilmiş börekler, çöp şişe geçirilmiş incecik kesilmiş domatesli peynirli minik simit dilimleri, tahinler, pekmezler, tereyağlı kruasanlar, sıcacık pideler, ev yapımı ekmekler, manda kaymağı, organik reçeller, acuka, zeytin ezmesi, zeytin çeşitleri, meyve salatası, salatalıklar,  domatesler açıkçası başınızı döndürüyor. 

Hemen bir masaya kurulduk, tabiki tercihimiz açık büfe oldu.

Bu saydıklarımın yanında dilerseniz kaşarlı, sucuklu veya kavurmalı porselen sahanda, taş fırında yumurta sipariş edebiliyorsunuz.

İçecek olarak elbette çay istedik. İnanın ev özeninde demlenmiş çay geldi.

Bu arada minik bir  not, açık büfe kahvaltı sadece haftasonları varmış. 

Forno'nun pizzaları, pideleri pek revaçtaymış. Hele birde organik kayısılı suflesi varmış, inanın midemde santim yer kalmadı. Yoksa denemeyi çok isterdim. 

Bir dahaki sefere kahvaltı dışındaki lezzetleri tatmak için mutlaka gideceğim.

Yolunuz Balat'a düşerse bu şirin, nezih, leziz mekana bir uğrayın derim.

*******

CAMHANE ...

Burası Balat ana caddesinin tam ortasında, nefes kesen taş bir bina. Hemen yanında da Bulgar Kilisesi (Demir Kilise) yer alıyor.

Burası iki katlı iki binadan oluşuyor. Eskiden bir Rum eviymiş. Bölgenin eskiden cam atölyeleriyle dolu olmasından yola çıkılarak 2005 yılında restore edilmiş, Camhane adıyla faaliyete geçirilmiş. Camhanenin  kurucusu Yasemin Aslan Bakiri. Bakiri buranın yönetilmesindende sorumlu. 

Binanın alt katlarında atölye ve grup çalışmaları yapılıyormuş. Üst katlarda ise sanat galerileri bulunuyormuş. Dönem, dönem Ulusal ve uluslararası sergiler düzenlenmekteymiş. 

Cumartesi günü uğradığımızda geçen haftaki aşırı yağıştan üst katlar nasibini almış. Bu yüzden sadece binanın bahçe katında yer alan, hediyelik eşya dükkanını keşfetme şansım oldu.

İnanılmaz güzel, rüya gibi cama dair müthiş ürünler satılıyor. Hepsi el emeği, göz nuru. Dokunduğunuzda cama üflenen hayatı hissedebiliyorsunuz.

Çıkarken kendi kendime, ben annemin peşine takılayım kimbilir daha ne mekanlar keşfederim İstanbul'da diye mırıldanıyordum. 

*******

Balat'a kadar gelmişken Aya Yorgi Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi Kilisesine uğramadan olmazdı. 

Yıllar önce buraya ilk gelişim Noel Yortusu günüydü. Kızkardeşimin eşi Stratos Yunan vatandaşı. O gün gittiğimde gördüğüm ihtişam karşısında nutkum tutulmuştu.

Neyse, içeri girdik, mumlarımızı yaktık, dileklerimizi diledik. Kilisenin büyülü sessizliğinde huzur bulduk.

Ve Balat gezimizin sonuna geldik.

Ama ben doyamadım, bir gün daha ayırıp sokaklarını tekrar arşınlamak, yeni keşiflerde bulunmak istiyorum.

*******

Sevgili Evren, Eylül ayının son haftası; sağlıkla, bereketle, şansla, iç açıcı haberlerle, başarılı adımlarla,  huzurla, niyet ettiğiniz şeylerin gerçeğe dönüşmesiyle, bedbin durumlardan uzakta, iyi kalpli insanlarla sarmalanmış, şekerpare tadında gelsin hepimize pls.

Perşembe gününe  kadar hoş kalın, hoşça kalın.