Basın!

Basını eleştiren eleştirene...

Doğaldır, bu eleştiriler olmalıdır, çünkü zaten basın 'kendi kendisini de eleştirendir'.

Ne var ki, yasasıyla, yapısıyla bu 'özgüveni' erozyona uğratacak bir iklim söz konusu.

Türkiye'de basın; yazarını "koruyamayan", çalışanını "kollayamayan" bir çevrimde...

Medya patronajı meslekten gelen değil, 'faaliyet alanı adına, medyayı kullananların elinde.

Özellikle de siyaset, 'iktidar konsolidasyonu' için, basını taciz etme alışkanlığını sürdürmekte.

Bu, bugüne özgü de değil; on yıllardır; özgürlükler için en somut bedeli ödeyenler, gazeteciler.

Gerçek, şu... Gazeteciyi, hayat iki kere vuruyor: "Sarı zarfla"; sarı zarftan kurtulanı ise, kurşunla!

Gazeteci; özgürlüğü ararken özgürlüğünden olmakta,

Sendikal hakları savunurken işini kaybetmekte,

Yolsuzluğu soruştururken ailesiyle birlikte perişan edilmekte,

Faili meçhullerin peşine düştüğünde hedef haline gelmekte,

Ve... Haklarını savunduğu kimi toplum kesimlerinin ihanetine uğramaktadır...

İşte 'Gazetecinin bu 'hali, basının da durum raporudur!

Tabii, 'basın' (medya) derken, meslekten gazeteci olmayanların katkılarını da düşünüyor, internet basını dahil, geniş bir tanımlamaya odaklanıyoruz.

Evet tüm unsurları, kadim ve yeni bileşenleriyle basın, yine de özgürlük alanının en fedakar kesitini oluşturuyor...

"Kendi özgürlüğünden doğabilecek sakıncalarını gidermenin en iyi yolu kendi özgürlüğüdür"

Diyen, bir büyük insanın ülkesinde; Trakya'da ve Anadolu'da, canla başla çalışılıyor.

Elbette her yerde ve her kesimin içinde olabileceği gibi basının içinde de kendisine yakışmayan unsurlar da var.

Fakat daha iyisini yapmanın, doğrudan yana tavır almanın deneyime de sahip, basınımız.

Eleştirin tabii ama, bir an gözlerinizi yumun ve düşünün: Basın olmasaydı hayatımız nasıl olurdu?:

- "Çocuk gelin olgusundan haberdar olabilecek miydik?

-Şehir şebeke suyunun güvenilirliğini ne kadar öğrenebilecektik?

-Tüketiciden haksız aidat alındığına dair yargı hükümlerini ne zaman duyabilecektik?

-Bozuk yolların onarımı, aksayan hizmetlerin düzeltilmesinde kamuoyu desteğimiz olacaktı mıydı?

-Vicdanımıza hitap eden yardım kampanyaları için bu kadar etkin dayanışma sergileyebilecek miydik?

-İnsanlığın büyük dramlarının perde arkasına dair ne kadar bilgi sahibi olabilecektik?

-Çevre felaketlerinden kurtulmanın, doğaya saygı gereğini ne kadar özümseyebilecektik?.

Evet, Basının topluma katkıları saymakla bitmez. 

O açıdan, basına eleştiri bir yanadır, ancak basını topyekun kötülemek, başka bir şey!
Tabii ki yapıda sorunlar var, tabii ki tüm değerlendirmeler hakça yapılmıyor. 

Ancak, unutmayalım ki, bir rejimi demokratik yapacak, bir sistemi en etkin denetleyecek, bir ülke halkının özgürlüklerini en çıkarsız ve yalın bir şekilde savunacak olan; yine de basın'dır!