Bayat Gelin

Geçtiğimiz günlerde OECD, ( Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Kurumu ) ilginç bir rapor yayınladı. Türk medyasında bazı ‘ucuz’ yazarlar analizin orjinalinden değil, raporun dış basında yarattığı yankıdan bir takım alıntılar yaparak ahkamlarını kestiler. Bu rapor aslında çok önemli bir değerlendirme. Rapor önümüzdeki 20 yıllık AB sürecinde Türkiye için detay belirtmiyor. Sürecin sonunda Türkiye’nin nasıl bir tatil köyüne ‘check-in’ yapacağı konusunda gerçekçi bir AB analizi yapıyor. Son analizimde ( Kurtlar Vadiye İnerken ) AB’nin bir seraba dönüşmeden Türkiye’nin kendi bölgesinde yeni arayışlara girmesinin faydalı olacağını belirtmiştim. OECD’nin ‘büyük fedekarlıklarla’ hazırlattığı raporun bir önceki analizimi bağımsız olarak desteklemesi, Tanrı sizi inandırsın, bu fani yazarda müthiş bir entellektüel tatmin yarattı. Sağolasın OECD !!! OECD Raporunun Kendisi : OECD soğuk savaş yıllarında Batı dünyasının ekonomik felsefesini savunan bir fikir üretim merkezi idi. Bugün tıpkı NATO gibi zaman aşımına uğramış bir kurum. Şimdilerde bir arayış içinde olan kurum bazı yeni raporlar hazırlamaya başladı. OECD tarafindan hazırlanan yeni raporlardan birisinde ‘Going For Growth / Büyümeye Geçiş ‘ isimli rapor. Raporun özeti çok net : Anakara Avrupası ülkeleri ağır ağır batmaktalar. Dünyanın diğer büyük ekonomileri gemilerini son sistem teknoloji ile donatıp nükleer enerji kullanarak seyrüsefer yaparken, Almanya ve Fransa buhar kazanında ısrar etmekte. Avrupa romantik ve elegan estetikten taviz vermemekte. Sizleri fazla rakama boğmadan başlıklar altında sıralarsam : a) Son 15 yıllık trend içinde Avrupalılar kişi başına gelirde Amerikalılardan yüzde 25 daha fakirler. b) Eğer son 15 yıllık trend önümüzdeki 15 yıl daha devam ederse averaj Amerikalı averaj Almandan iki misli daha zengin olacak. c) Araştırma ve patent göstergeleri mevcut trendi korursa önümüzdeki 10 yıl içinde bioteknoloji ve farmakoloji sahasında 3 ülke söz sahibi olacak. ABD,Çin ve Hindistan. Avrupa’nın esamesi okunmayacak d) 25 yıl içinde Avrupa’da 65 ve üstü yaş grubu toplam nüfusun yarısını oluşturacak. Yaşlıların sağlık, sosyal sigorta ve emek piyasalari için getireceği yükü AB’nin taşıma şansı sıfır. Küçülen bir nüfus ve büzüşen tüketici talebi ile AB’nin ‘karadelik’ sarmalına girmesi mümkün. AB’nin raporda özetlenen ekonomik sorunlara karşı iki türlü acil önlem alması gerekiyor. Reçeteler : Birinci grup önlem IMF’nin geri kalmış ülkelere önerdiği cinsten; Ekonomini serbest hala getir. Emek piyasalarini esnekleştir. Ar-Ge harcamalarını arttır. Eğitimi piyasaya koşullarına uydur. Devletin ekonomideki payını azalt. Yukarıdakı şartları yerine getirenlere vergi teşviki ver vs vs. Acı Reçete : Rapor acı reçeteden söz etmiyor, çünkü acı reçete bir ‘paradigma’ değişikliği gerektiriyor. İzninizle ben de size AB’nin acı reçetesini şimdi açıklıyorum ; Türkiye’yi yarın AB’ye tam üye yap !!! AB, OECD raporunda ön görülen şartlar 2025 yılında yerine gelirse dünya gücü olmaktan uzaklaşıyor ve dünyanın nostaljik/romantik açık hava parkı haline geliyor. AB’nin düştüğü bu ekonomik ‘bataklıktan’ kendini çekip kurtarması için acil olarak genç nüfuslu 70 milyon Türkiye’yi tam üye yapması gerekmekte. Aksi taktirde 25 yıl sonra bugün AB olarak bildiğimiz AB’nin yerinde yeller esecek. Hayaller Ne Kadar Gerçekçi? Karikatür krizi ile, ilerde doğacak benzer krizlerle, Avrupalıların genel tavırları ile AB’nin Türkiye’yi yakın gelecekte tam üyeliğe kabul edeceğine inanıyor musunuz ? Bir hayal edin. Bir ‘memet’ düşünün evinden, ocağından uzaklarda. Gurbet ellerde, ya asker ya işçi. Köyünün dumanlı havası burnunun direğini sızlatmakta. Toprağından sökülmüş bir fidan, yaylasında ‘yaylanmış’ bir ceylan. Ama umudunu yitirmeden memlekette geride bıraktığı nazlı yavuklusunun hayali ile yaşam mücadelesine devam eden bir ‘memet’ düşleyin. Aradan geçen yıllar ve sonunda köyüne dönen “memet’. Bir de ne görelim ? ‘memet’ in geride bıraktığı ‘taze’ gelin artık ‘bayat’ gelin olmuştur. Korkarım ‘60li yıllardan günümüze akan Türkiye’nin AB sevdası ‘memet’ in ‘bayat’ gelin hikayesine dönüşecek. Türkiye kendi bölgesinde, kendi çevresinde bulunan gerçeklerin, güzelliklerin farkına varsın. Türkiye’nin elleri içinde yaşadığı şartlardan en güzel modeli yoğursun. Münevverlerimiz artık görsünler uzakları, farketsinler tuzakları !!! Ben yazmadım OECD raporu yazdı.