Beşeri Sermayemizden İki Cesur Yürek Eksildi

Değerli düşünür dostlarım,

Ülkelerin zenginlikleri maddi ve manevi anlamda olmak üzere iki çeşittir. Finansal sermaye ve diğer materyal bazlı yetenekler-birikimler maddi zenginliği, kültürel birikimler ve yetişmiş insan kaynakları yani beşeri sermaye ise manevi zenginliği tanımlayan egemen parametrelerdir.

Mckinsey Global Institute’un bir araştırmasına göre 2020 yılı itibarı ile dünya çapında ihtiyaç duyulan üstün yetenekli ve çok iyi eğitim almış/yetişmiş insan sayısı 40 milyona ulaşacak ve bu sayı talebin ancak % 13 nü karşılayabilecekmiş. Dolayısı ile zenginlik ve gelişmişlik endekslerinde ‘’ insan’’ başat rol oynayacakmış. Hal böyle iken insan kıymeti bilmenin, vefalı olmanın ve kadirşinaslığın önemi daha da artıyor inancındayım. Bu duygu ve düşüncelerimin etkisi ile ;bu hafta içinde ne yazıktır ki bir gün ara ile kaybettiğimiz iki değerli ve kendi alanlarında çok iyi yetişmiş insanımızı kendi çapımca yad etmek istedim.

Gazeteci ve yazar Mehmet Ali Birand ile Prof.dr Toktamış Ateş Türkiye’nin beşeri sermayesinde önemli yerleri olan iki aktivist karakterli cesur düşünce adamları idi.

Her ikisi de mesleklerine ve misyonlarına gönülden bağlı,risk almaktan çekinmeyen, farklılıklara rağmen barış ve huzur içinde bir arada var olunabileceğine inanan insanlardı. Hayatları boyunca şüphesiz hatalar da yapmışlar, zaman zaman başarısız da olmuşlardır. Ancak ortak özellikleri, hoşgörü ile bezenmiş özgüvenleri,umut tacirliği yapmaksızın topluma umut verebilmeleri, hayatı ve insanları çok sevmeleri, gerek fiziki ve gerekse gönül yorgunlukları-acıları çektiklerinde bile yüzlerindeki gülümsemeyi koruyabilmeleri, hiç bir koşulda nezaketlerinden ve beyefendiliklerinden taviz vermemeleri, son anlarına kadar yaşama tutunmak ve görevlerini sürdürmek çabaları idi.

Sevgili okurlar, bu iki insanı da gerçek hayatta tanıma şansım olmadı. Benim fikir ve gönül dünyamda ki yerleri, sadece onların izleyebildiğim kadarı ile televizyonlardaki canlı yayınlarda yaptıkları konuşmalarına, genel icraatlarına, eserlerine, röportajlarına ve köşe yazılarına dayanmaktadır. Her ikisinin de sevenleri olduğu kadar sevmeyenleri de vardır eminim fakat yaşantılarımıza dokunabilen ve sosyal hayatımızda-düşünce dünyamızda katma değer yaratabilen insanlar olduklarını yadısımanın  pek kolay olamayacağı  kanaatindeyim.

Birand, etnik ve sosyal antropolojik özelliklerimizden olan çekingen, mahçup ve biraz da ürkek, düşük profilli muhabirlik geleneğini yıkan ve dünyanın en güçlü -ulaşılmaz görülen siyasi liderlerinin bile karşısında kendine güvenen, rahat ama nazik tavırları ile dünya çapında dikkat çeken belki de ilk Türk gazetecisi idi. Yönetici ve amir olmak gibi sıradan insanları kolayca baştan çıkarabilecek, şaşırtabilecek dünyevi tutkulardan arınabilmesi, kendini hataları ile kabul edip narsist olmadan sevebilmesi, hiç bir kompleks-kaygı duymadan ve ego baskılarına rağbet etmeden kolayca kendine rakip olabilecek bir sürü adam ! yetiştirmesi, arı kovanına çomak sokmak gibi algılanan ve gerçekten yürek isteyen bir çok netameli konuda yazılar yazması,yayınlar yapması, yüksek sesle talaffuz dahi edilemeyen yeni fikirleri ve paradigmaları her türlü riski göze alarak paylaşması onu MAB yapan ve toplumun çok farklı kesimlerinin bir arada ebediyete uğurlamasına olanak veren yönlerinden bir kısmı olarak akıllarda kalacaktır inancındayım.

Toktamış hoca ise, İstanbul üniversitesi iktisat fakültesinde kesintisiz 44 yıl öğretim üyeliği yapan ve binlerce öğrenci yetiştiren çok kıymetli bir bilim adamı idi. Babası Ahmet Ateş ilk kez İslam ansiklopedisini hazırlayan mütedeyyin bir insandı.

Her zaman ve en çetin müzakere ortamlarında bile sakin, kibar ve hoşgörülü uslubunu muhafaza edebilen ama düşüncelerini net ve ikna edici bir tarzda dile getirebilen güçlü bir hatip idi. Nitekim kendisi Kemalist değerlere sahip,cumhuriyetin fazilet ve vazgeçilmezliğine inanan bir aydın olarak Cumhuriyet gazetesi yazarı iken, Vakit gazetesi yazarı olan ve toplumda aşırı muhafazakar bir imaja sahip Abdurrahman Dilipak ile müşterek televizyon programı yapabilen, gerçekten çok farklı dünya görüşlerinin, sosyolojik değerlerin, vicdani anlayışların ve dini inançların sahiplerinin- mensuplarının asgari müştereklerde birleşerek medeni ilişkiler içinde bir arada yaşayabilecekleri mesajını ve umudunu verebilmiştir.

Hastalığının tedavisi sürecinde hastahane de yanında refakatçi olarak kalmak ve hocaya yardım etmek için binlerce öğrencisinin ve sevenlerinin sıraya girdiği bilinmektedir.

Değerli düşünürler, gerek MAB ‘ı ve gerekse Toktamış hocayı daha geniş kapsamda anlatan biyografik çalışmalar zaman içinde uzmanlar tarafından yapılacaktır muhakkak ancak o, insana huzur ve güven veren güler yüzleri hafızalarımızdan kolayca silinmeyecek ve enerjik ses tonları uzun zaman kulaklarımızda çınlayacaktır.

Sizi günahlarınızla da sevaplarınızla da sevdik , mekanınız cennet olsun cesur yürekli adamlar.

Saygılarımla

Serdar DURAT
Stratejist
21.01.2013