Bir Buket Devekuşu

Değerli okurlar bu haftaki analizimde sizlere Türkiye’de fazla bilinmeyen bir düşünürü tanıtmaya çalışacağım. Aşağıdaki satırları sabırla okumanızı rica ediyorum çünkü analiz konusu düşünür çok karmaşık fikirleri olan bir filozof. Ne var ki düşünürün ABD’de ektiği tohumlar günümüz ABD seçimlerinden, Türkiye’nin AB üyeliğine, Irak savaşından Orta Doğu sorununa kadar bir çok konuyu etkilemekte. Bay Leo Strauss : Leo Strauss Almanya’nın Marburg kenti civarında 1899 yılında orta halli Musevi bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Birinci Dünya Savasına katılmış ve savaş sonrası ünlü Alman filozoflarından dersler alarak felsefe doktoru olmuştur. Strauss daha ilk öğrencilik günlerinden başlayarak , dahil olduğu Musevi cemaatinin tarihi ile öğretilen felsefenin basit ve sade bir ilişki içinde olamayıcağını fark etmiştir. Strauss bu konuyu ‘din-felsefe problemi’ olarak ele almıştır. Liberalizm Ufkunun Ötesinde : Strauss’a göre, 19.yüzyılda Avrupa’da tartışılan ‘Musevi Meselesi’ esasında ‘din-felsefe problemi’nin bizzat kendisidir. Avrupa’da yaşanan ‘Aydınlanma Çağında’ dini konuları siyasetten tamamen ayıran liberal düşünce insan unsurunu unutmaktadır. Liberallerin politik felsefesi insan ve insani boyutu gözardı ederek insanın tanımasında çarpıklık yaratmakta. Farabi Nereden Çıktı ? Strauss bir ömür süren çalısmalarını ‘din-felsefe’ bağlantısını kurmak üzere yoğunlaştırır. Alman Weimar Cumhuriyeti’nin zengin entellektüel ortamında ‘din-felsefe’ konularında kafa patlatan ve kendi felsefesine temel arayan Strauss hiç umulmadık iki karakterle karşılaşır; Al-Farabi ve Maymonides. 873 yılında Özbekistan’da doğan Farabi, Halep’te Yunanlı filozoflarca eğitilirken çoktan evrensel dinin temellerini atmıştır. Farabi’ye göre felsefi gerçek tüm dünyada aynıdır. Farabi için ideal evrensel din yektir. Diğer bütün mevcut dinler evrensel dinin sembolik ifade şekilleridir. Farabi’den 262 sene sonra doğan filozof ve tıp doktoru Maymonides, İspanyol Musevi’sidir. Tarihin ve kaderin bir cilvesi olarak Maymonides, Kudüs’ü ‘Aslan Yürekli’ Richard’ın Anglo-Sakson Haçlı Ordusundan geri alan Selahaddin Eyyubi’nin saray doktoru olur ve Farabi’nin eserleri ile tanışır.( İlginç bir ayrıntı; Maymonides eserlerinde yazı dili olarak Arapca’yı kullanmıştır.) Maymonides Farabi’nin de etkisi ile ‘vahiy’ ve felsefenin birbirine yabancı olmadığını belirtmiştir. Maymonides’in eserleri Musevi dünyasında o kadar etkili olmuştur ki, lakabı ‘İkinci Musa’ ya çıkmıştır. Günümüz Tutucu ( Ortodoks) Musevilerin çağdaş ibadetlerinde Maymonides’in damgası vardır. Tarih Turunun Ardından Çıkanlar : Değerli okurlar sizlere yukarıdaki tarih özetini aktarmak istedim çünkü asağıda göreceğiniz gibi Orta Doğu’da bazı olaylar ve tarihsel bağlantılar gözden kaçmakta. (Belkide Milli Eğitim politikası olarak ‘es’ geçilmekte ). Farabi ve Maymonides’in eserleri ile düşünce yelkenlerini dolduran Strauss din, felsefe ve politika konularında eserlerini kaleme alır. Strauss’a göre din hem felsefik olarak hem de politik olarak toplumsal sistemlerin vazgeçilmez parçasıdır. Hitler ve Naziler Almanya’yı kontrol altına alınca Strauss Amerika’ya göç eder ve ömrünün yarısını ABD’de profesörlük yaparak geçirir. ABD Dış Politikası ve Neo-Conlar : Reagan ve Bush dönemi Cumhuriyetçileri hepimizin yakından tanıdığı ‘Neo-Conservatist’ ler yani ‘Yeni Tutucular’ ABD dış politikasında şahince bir tutum izlediler. İktidarda kritik yerlerde görev yapan bir çok ‘Neo-Con’ sürpriz bir sekilde Strauss’un öğrencisi çıkınca, spotlar Strauss ve onun yarattığı felsefik öğretiye çevrildi. Burada isim bazında sizlere uzun bir liste vermek istemiyorum. Ancak bazı fotograf kareleri üzerinde durmak istiyorum. a) ABD’nin BOP planı ve bu planı destekleyenler. b) Başkan Bush’un her sabah güne İncil okuyarak başlaması c) Baskan Bush’un Ortaköy’de caminin önünde yaptığı konuşma ve Türkiye’yi AB’ye alın çağrısı. d) Irak’ta planlanan muhtemel bölünmeler e) AB üyeliğine kendisini ‘tutucu Müslüman Parti’ olarak tanımlayan AKP döneminde yeşil ışık yakılması f) ABD’nin modern çağda ilk defa ‘pre-emptive strike’ ‘önleyici saldırı’ girişimini Irak savaşı ile başlatması, g) İran ABD gerginliğinin artması, Gibi bir sürü olgu acaba ‘Strauss’cuların beyinlerinde şekillenmis politik hedefler midir ? Komplo Teorisi : Tarz olarak komplo teorilerine prim veren bir yazar değilim. Ne var ki Türkiye’de komplo teorileri adeta orman yangını gibi “Alev Alev’ düşünce hayatının dokusunu tahrip etmekte. Ancak bazı olayların fazla rastlantı olduğu görüşündeyim. Türkiye’nin AB üyeliğine ABD ve yönetiminin Strauss’cu ‘Neo-Con’ ları fazla ilgi gösterdiler. AB, Amerika’dan gelen bu baskıya dayanamazdı. AB’nin şu etapta tek seçeneği Türk başvurusuna formalite olarak yeşil ışık yakmaktı. Değerli okurlar esas benim üzerinde durduğum, ‘din-felsefe-politika’ üçgenini ‘Kutsal Üçlü’ olarak kabul etmiş ABD’li ‘Neo-Con’ ların ajandasının ne olduğu. Laiklik ve ‘din-politika’ ayırımını siyasi gelenek yapmış bir Avrupa, ABD’nin hem global çıkarına hem BOP planlarına ters düşmekte. ABD elitleri, acaba ‘Müslüman-muhafazakar’ bir Türkiye’nin AB üyeliğini AB’nin kimyasını değiştirmek için mi arzuluyorlar. Bir anlamda, ABD’ye göre, Türkiye’nin AB üyeliği Amerikalılar için bir Truva Atı mı ? Eğer Türkiye ABD için AB kapısına bırakılmış bir Truva Atı ise Türkiye bunun farkında mı ? Değerli okurlar, Türkiye AB üyeliği ile ilgili olarak bayram havasında iken ben de sizlere Atlantik Okyanusun karşı kıyısında oturan ve bütün gün global konularda kafa yoran elitlerin varlığından söz etmek istedim. Tabii ki bu elitlerin kritik makamları işgal eden büyük bir bölümünü ‘din ve politikanın beraber bütünlüğüne inanmış ‘Strausscular’ oluşturmakta. MERAKLISINA NOT: Alman Musevisi Leo Strauss’un soy isminin Türkçe karşılığının iki anlamı var : a) Buket b) Devekuşu.