Bizans Tohumlarına Ağır Gelen Saray Töreni

Geçtiğimiz günlerde haberleri izlerken Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’ı şu ana kadar alışık olmadığımız bir törenle karşıladığına dair habere denk geldim. Bu haberi izlerken verdiğim ilk tepki “Harika bir fikir olmuş” şeklindeydi. Gerçekten görkemli bir görüntü ve gurur duyulacak bir tabloyla karşı karşıyaydım.
 
Haber Türk’ten Murat Bardakçı’nın da kaleme aldığı gibi; “Hangisinde 16 devlet var? Yapmasaydık ayıp olurdu..”
 
Şimdiye kadar böyle bir uygulamadan yoksun olan törenlerimize bu ahengi neyin getirdiğini merak ettim. Öğrendiğim kadarıyla Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan; “Yurt dışındaki ülkeler tarihi geleneklerini hep yaşatıyor, bundan sonra bizde daha çok tarihi obje kullanalım” diyerek ilk adımı atmıştı. Genelkurmay başkanlığı ile yürütülen ortak çalışma sonucu kıyafetler belirlenmiş ve ilk karşılama Filistin Devlet Başkanına nasip olmuştu. Tabii ki bu da bir tesadüf değildi.
 
İsrail’i eleştirebilen ender Yahudi kuruluşlarından biri olan B’T Selem’in 2009 yılında yaptığı bir araştırmaya göre son yirmi yılda 600’dan fazla çocuk ve 8000’e yakın Filistin’li tüm dünyanın gözü önünde katledildi. 2009’dan bu yana yapılan kıyımları da hesaba katarsak verdiğimiz rakamlar maalesef oldukça yükseliyor. İnsan haklarının ihlaline umarsızca göz yumulan bir dünyada adalete itimat kalmamış olsa da, dünyanın her yerinde katledilen ve bu haksız ölümleri görmezden gelinen milyonlarca müslümanın yersiz, yurtsuz ve kardeşsiz olmadığının mesajı olmalıydı bu. İşte tam da bu noktada Cumhurbaşkanı güzel bir adım atarak, Filistin devlet başkanının Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda karşılanması esnasında tüm dünyaya bir mesaj verdi. Müslümanlar kardeştir ve Türkler tarihini unutmadı mesajı.
 
O öyle bir tarih ki, hiçbir millete nasip olmayan ihtişamlı devletler kurularak dünyanın her köşesine imzasını atan bir kahramanlıklar silsilesi adeta..
 
Bu mesajdan dış güçlerin rahatsız olması çok normal. Zira İngiliz ve Fransız gazeteleri kendi modası geçmiş törenlerini göz ardı ederek, bizim temsili askerlerimizin görücüye çıktığı töreni “Sirk” olarak yorumlamışlardır. Mesajın yerine ulaştığının bir ifadesi olan bu tepkiler beni rahatsız etmedi açıkçası. Fakat bazı Türk? basının, bazı Türk? gazetecilerinin ve bazı Türk? İnsanın verdiği tepkiler karşısında hayrete düştüm. Kelimelerimin sonuna soru işareti koymamın sebebi bir yazım hatası değildir değerli okuyucum. Gerçekten vatanını seven hangi ülke vatandaşı tarihinden bir tiyatro olarak bahseder ya da temsili tarihiyle alay eder sorarım size?
 
İlerici olmayı kendi toplumun değerlerini ayaklar altına almak olarak gören bu insanları anlamam ve samimiyetlerine inanmam imkansız. Milliyet gazetesinden Kadri Gürsel’in attığı “Osmanlı Sirki Sarayda” tweeti kendi tarihine ihanet edenlere sadece bir örnektir. Kadri Gürsel’in Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’tan ise “Ramallah Kaymakam Paşası Mahmud Abbas Huzurda” şeklinde bahsetmesi ise kimlerin maşası olduğu yönünde güzel bir ispattır. Bu törenleri komik bulanlara Avrupa ülkelerindeki törenleri araştırmalarını öneririm. İngiltere olsun, Fransa olsun ve daha bir çoklarında dahi karşılaşacakları manzara yüzyıllardır ara verilmeden devam eden, kendi tabirleriyle ‘sirklere’ güzel birer örnek olacaktır.
 
Bu meselenin Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanlığı Sarayı ve Ak Parti Siyasetiyle bir alakası yoktur sevgili okuyucum. Türkiye topraklarında yaşayan ve milliyetinden utanmayan herkesi gururlandırılacak bu tablonun, ancak ve ancak Bizans’ın Türkiye’de kalan tohumlarını rahatsız ettiğini düşünüyorum. Zira bu hainliğin başka bir açıklaması olamaz. Sevgi ve Barışla kalın.
 
O SERAMONİNİN ANLAMI NE?

Devlet-i ebed müddet anlayışının devamı Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil (Marmara Üniversitesi): Bence çok doğru bir adım. Burada tarihe, dünyaya ve Türkiye'ye verilen bir mesaj var. Dünyaya 'Biz köklü bir medeniyetin sahibiyiz. Dünkü bir devlet değiliz. Tarihten güç alıyoruz' deniliyor. Bunlar devleti ebed müddet (Ebediyen yaşayacak devlet) anlaşıyının Türkiye Cumhuriyeti ile devam ettirdiğini gösteriyor.

Topluma psikolojik doping verildi Prof. Dr. Cengiz Anık (Marmara Üniversitesi): “Cumhurbaşkanı, o 16 askerle iki mesaj vermiş olabilir. Birincisi, iç kamuoyuna özgüven kazandırmaya yönelik. Bir nevi psikolojik doping. İkinci mesaj, dış kamuoyuna. Net bir biçimde 'Biz dünya ülkesiyiz, diğer ülkelerin sahip olmadığı özelliklere sahibiz. En çok devlet kuran milletiz' deniliyor.”

Tarihimizin zenginliğini yansıtıyor Prof. Dr. Nurettin Güz (Gazi Üniversitesi): “16 Türk devletini temsil eden muhafızlar, göğsümüzü kabartıyor. Tarihiniz ne kadar zenginse o kadar gösterişli bir karşılama töreni hazırlarsınız. Dış basının rahatsızlık duyması normal. Çünkü onlar Türk milleti, Türkiye Cumhuriyeti'nden ibaretmiş intibasını vermeye çalışıyor.”