Böyle Atasözleri Olmaz Olsun !

Değerli düşünür dostlarım,

Ülkelerin  sosyal yaşantılarında Atasözlerinin önemi yadsınamayacak kadar büyüktür. Toplumların adeta kollektif parmak izleri gibidir bu sözler.

Halkların değer yargıları, alışkanlıkları , kültürel zenginlikleri ve kimlikleri hakkında ipuçlarını bu sözlerde bulabilir, demografik niteliklerine dair kıymetli fikirler edinebilirsiniz. Bizim de hayli zengin Atasözlerimiz ve halk arasında kabul gören ve sıkça kullanılan özdeyişlerimiz vardır.
Tabiatı ile bunların arasında geçekten çok özlü, derin anlamları içeren, felsefe-mantık - sosyal antropoloji disiplinlerinde  bilimsel karşılıkları olan kıymetli sözlerimiz vardır.

Ancak ne yazıktır ki bazı atasözlerimiz zaman içinde anlamlarını giderek kaybetmişler ve bu günün koşullarında, çağdaş uygarlık düzeyine erişmeyi milli vizyon olarak benimseyen Türkiye'ye pek yakışmaz hale gelmişlerdir.

Bir kaç örnek vermek  gerekirse aşağıdakiler benim bir nefeste ilk aklıma gelenlerdir.

-Bana dokunmayan yılan bin yaşasın
-Devletin malı deniz yemeyen domuz
-Eski köye yeni adet getirme
-Yeni icatlar çıkarma
-Söz büyüğün sus küçüğün
-Elle gelen düğün bayram
-Kızını dövmeyen dizini döver
-El öpmekle dudak aşınmaz

Sevgili okurlar,

Lütfen bir an için düşününüz içinde bulunduğumuz  Bilgi çağında ve küreselleşen dünya da bu sözlerden gurur duymak mümkün mü dür ? Bir yabancı dostunuza bu sözleri nasıl tercüme edebilir ve izah edebilirsiniz ?

Yukarıda bahsedilen sözlerin değiştirilmesi veya günlük hayatımızdan çıkarılması gerektiğini düşünürken bunlardan çok daha yüz kızartıcı, özellikle Kadınlarımızı inciten , aklı başında - vicdan ve izan sahibi herkesi şok eden yeni atasözleri gündeme geldi.

Milli Eğitim Bakanlığı’nca (MEB) bağlı okullarda, öğrencilere alınması tavsiye edilen Ömer Asım Aksoy’un “Atasözleri ve Deyimleri Sözlüğü”nde yer alan ırkçı ve cinsiyetçi atasözleri nden bahsettiğimi anlamışsınızdır.

Başta kendi hayatımın en özel ve önemli kadınları  Eşim, her ikisi de anne olan iki kızım ve sevgili torunum olmak üzere güzel ülkemin tüm asil kadınlarından özür dileyerek bu hastalıklı zihniyetin lansmanını yaptığı utanç verici sözlerinden bir kaç örneği aşağıda bilgilerinize sundum.

* Dayak cennetten çıkmıştır:
* Ergen gözüyle kız alma, gece gözüyle bez alma:
* Erine göre bağla başını, tencerene göre kaynat aşını:
* Erkeğin şeytanı kadın:
* Gelin olmayan kızın vebali amcasının oğluna:
* Helale cömertlik olmaz:
* Kadın kocasının çarığı, anasının sarığıdır:
* Kızın var sızın var:
* Oğlan doğuran övünsün, kız doğuran dövünsün :
* On beşindeki kız ya erde gerek ya yerde:
* Sevip dostuna, boşanıp kocana varma:
* Tarlayı düz al; kadını kız al:
* Tarlayı taşlı yerden, kızı kardaşlı yerden al:

Değerli düşünürler,

Hangi dünya görüşüne, etnik kökene, eğitim seviyesine, siyasi anlayışa ve hangi ekonomik özgürlük seviyesine sahip olursanız olunuz Allah aşkına bu sözleri içinize sindirebilirmisiniz ?  Bu nasıl bir zihniyetin ve kompleksli erkek egemen yaklaşımın üretimidir ?

Gelişim için değişim şarttır. Eğer gerçekten özgürlük alanlarımızın genişlemesini, milli refahımızın artmasını, daha müreffeh ve onurlu bir hayatı yaşamayı istiyorsak, çağdaş uygarlık düzeyine erişmeyi arzu ediyorsak bir an evvel değişmek zorundayız. Bu değişime de bence bu tür ölçüsüz ve düzeysiz atasözlerimizi ve deyimlerimizi sözlüklerimizden ve hayatımızdan çıkarmakla başlasak çok isabetli olur kanısındayım.

Milli Kültürel kimliğimizi bu tarz endazesi ve ahlaki değeri olmayan sözlerin tanımlamasını istermisiniz ?

MEB na samimi çağrımdır sayın Bakan lütfen bu acı ve hicap veren durumu ivedilikle düzeltiniz. Türkiye aydınlanma ve gelişme gayretleri içinde iken biz bu sözleri hiç haketmiyoruz.  Başka baskılar ve hesaplar yüzünden düzeltemiyorsanız lütfen onurunuzla gereğini yapınız.

Saygılarımla

Serdar Durat
Stratejist