Cehaletin Haddi Yok

Bundan birkaç yıl evvel hepimiz akıl almaz bir cinayet haberiyle uyandık. Belki de bu tarz vakaların çokluğuna rağmen olayı bizim gözümüzde farklı kılan, baş kahramanlarından birinin göz önünde bir ailenin çocuğu olmasıydı. Münevver Karabulut’u öldüren Cem Garipoğlu’ndan bahsediyorum. Gencecik bir kıza bu zulmü layık gören katili yürekten kınadık bir çoğumuz. Hepimiz diyemiyorum maalesef çünkü çok geçmeden reel hayatta ve internet ortamında çok enteresan yorumlarla karşılaştım. Örnek vermem gerekirse çoğu; “Oh olmuş, gece yarısı adamın evine gitmeseydi” tarzındaydı. İnanamadım o zaman bu yorumlara. İnsanlar gerçekten bu kadar vicdansız olabilirler miydi!..?  Küçücük bir genç kızın hatasının? bedelinin başının kesilmesi olduğunu düşünen bu insanlar, demek ellerine fırsat geçtiğinde bu kadar zalim olabiliyorlardı.. Bu derece ileri gidebiliyorlardı. Bunu düşünmek bile insanın kanını donduruyor.

Geçtiğimiz günlerde ‘Bu Tarz Benim’ adlı yarışmada yine enteresan ve duygusal bir an yaşanmıştı. Yarışmacılardan Nur Bozar jüri üyesi Nur Yerlitaş’a bir jest yaptı. Sunucunun “Bugün giydiğin kıyafetle gerçek hayatta nereye gitmeyi tercih edersin?” sorusuna şöyle cevap verdi. “Bugün kendimi Nur Yerlitaş’ın kızı olarak hayal ettim ve bu kıyafetle annemi iş yerinde ziyarete gidiyorum” Bu sözlerin üzerine Nur Yerlitaş’ın gözleri doldu ve ağlamamak için kendisini zorlasa da gözyaşlarına hakim olamadı. Anne olmayı çok istemiş ama bu güzel duyguyu yaşayamamış bir kadının derin üzüntüsü vardı ekranda. Ben dahi gözyaşlarıma hakim olamadım. Fakat sosyal medyada olaya dair haberlerin yorumlarını okuduğum zaman yine o aynı zalimlerle karşılaştım. “Sen anne olmaya layık mısın ki!” , “Allah senin gibi kadına neden çocuk versin”, “Duygu sömürüsü yapma leş suratlı kadın” gibi anlamsız, çirkin, vicdansız yorumlarla karşılaştım.

Ve geçtiğimiz hafta benim de en çok beğendiğim manken olan Tuğçe Kazaz’ın Ülke Tv’de ki açıklamaları.. “Namaz kılmak boyun ağrılarıma iyi geldi” diyerek kalkıp örnekleyerek göstermiş genç kadın. Bilindiği üzere daha önce Yunan eşinin isteği üzerine Hristiyan olmuş, sonrasında tekrar Müslüman olmaya karar vermişti Tuğçe Kazaz. Gençliğin verdiği havailikle din değiştirmiş, ardından huzuru bulamadığını belirterek tekrar İslam’a dönmüştü. İslam’a geri dönmese dahi eleştirmek bizlere düşmezken, kendi yolunu deneme yanılma yöntemiyle bulan bu genç kadına sosyal medyada resmen bir linç kampanyası başlatıldı. “Namazı boyun ağrısı için kılıyorsan, orucu da diyet yerine tutarsın”, “Sen namaz kılsan ne olur ke..şe”, “Allah senin gibilerin namazını kabul eder mi sanıyorsun” gibi bir çok kötü yoruma maruz kaldı eski manken.

Ben de diyorum ki; Allah iyi ki bu kadar sabırlı.. Çünkü ‘O’ bu kadar sabırlı olmasa hakkında yorum yapılanlardan ziyade, yorum yapanları cezalandırırdı önce.. İslam inancını gerçek manada yaşayan herkes bilir ki, bir insanı yargılamak kulların haddine değildir. Bu ancak ve ancak yüce yaradanıninsiyatifinde olan bir durumdur. Ama biz kullar kendimizi öyle yukarılarda görüyoruz ki; asıyoruz, kesiyoruz, yargılıyoruz sınırsızca.

Peki sormak istiyorum “Kul hakkından başka her günahı istersem affederim. Yalnız kul hakkı başka.. Kul hakkını, hakkına girdiğiniz kul sizi affetmeden affetmem” diyen bir yaradanın kullarına bu kadar kolay dil uzatırken hiç mi korkmuyorsunuz? Netice de bu da bir hak yemedir.. Hadi diyelim ki inancınız yok, kişisel gelişimin bu kadar ön plana çıktığı bir çağda “Karma” yasasını da bilmiyor musunuz? Ya da atalarımızın “Ne ekersek onu biçersin” lafzı hiç mi bir şey ifade etmiyor sizin için? Bugün genç bir kızın hunharca katledilmesine onay verenler, evlat sahibi oldukları vakit başlarına böyle bir şey gelmeyeceğinden nasıl bu kadar emin olabilirler? Ya da çocuk sahibi olmayan bir kadına “Sen anne olmaya layık değilsin” derken, yarın öbür gün aynı acıyı yaşamayacaklarına kim garanti veriyor?

Tabi insanların böyle şeyleri bu kadar acımasızca eleştirmelerinin ardında binbir türlü sebep var. Cehalet baş etkenlerden biri olsa da..Kendi yaşamak istedikleri hayatları (sorsanız asla kabul etmezler) başkalarında görmenin verdiği hazımsızlık başta olmak üzere, belki de sosyal hayatta öne çıkamamanın verdiği hınçla saldırıyorlar insanlara. Ne ölünün arkasından saygı duyuyorlar, ne namaz kılmaya başlayan bir insanı takdir ediyorlar. Böyleleri kapı deliğinden insan gözetlemekte, birileri bakmadığı zaman bir şeyler çalmakta, kimsenin görmediği yerlerde zina yapmakta ustadırlar. Ama gerçek hayatta birer ahlak abidesi, birer peygamber gibi görünmeyi farz bilirler. Güzel bir insan etrafındaki herşeyde güzellik görür, kötü bir insansa neye baksa kusur bulur. Empati yeteneğinin geliştiği, vicdanın daha büyük yer kapladığı, merhametin sular seller gibi üzerimize aktığı bir yıl geçirmenizi temenni ederim.

Yeni yılınız kutlu olsun.