Cumhuriyet, artık Kemalist değil !

Malumunuz,  Cumhuriyet gazetesi kadro, içerik ve biçim açısından değişti.

Gazete okurları, özellikle de Cumhuriyet’i sevenler birkaç zamandır muhtemel değişiklikleri konuşuyorlardı.

Önümüzdeki günlerde de doğal olarak bu konuşmalar sürecek.

Cumhuriyet kuşkusuz çok önemli bir gazete.

Bütün gazeteler önemli değil mi?

Evet, kuşkusuz önemliler.

Ama, Cumhuriyet’in yeri başka...

Neden öyle olduğu, adında, tarihinde, dönem dönem geçirdiği değişikliklerde gizli.

Uzun uzun konuşmaya, anlatmaya hacet yok...

Bilenler bilir, bilmeyenler, (tercihen kimseye sormadan) azıcık siyasal tarih okuyarak öğrenir.

Kimseye sormadan diyorum, çünkü bazı konular dinlemeyi değil araştırmayı gerektirir.

Cumhuriyet gazetesi konusu, işte tam da böyle konulardan biridir!

GELELİM BUGÜNE

Biraz da söylediğim nedenle, çok eskilere, mesela Cumhuriyet’in kuruluşuna, Avrupa’da faşizm rüzgarlarının estiği yıllara, Demokrat Parti dönemine, 60 İhtilali ve sonrasına dönmek yerine daha yakın tarihe bakmak faydalı olur.

Hatta 1980’e giderken ve sonrasındaki çok özel yılları bile geride bırakıp, içinde yaşadığımız döneme odaklanmak en doğrusudur.

Sadece lafta ekonomik olmak için değil, durumu tespit etmek açısından da böyle bir yaklaşım en yararlı olanıdır.

Bayanlar ve baylar,

13 yıldır Türkiye çok özel bir dönemi sürdürüyor.

Daha ne kadar süreceği, toplam uzunluğunun ne olacağı tahmin edilemeyecek bir süreçten geçiyoruz.

Cumhuriyet gazetesi ve bu gazeteyi okuyanlar ile şu veya bu nedenle söz konusu yayın organını ilgi alanı içinde tutanlar açısından, hiç de iyi karşılanmayan ve hatırlanmayacak bir dönem bu...

Nedeni çok açık:

Zamanında genç, giderek olgunlaşmış ve hatta refleksleri göz önünde bulundurulduğunda “ihtiyarlamaya” bile yüz tuttuğu söylenebilecek Türkiye Cumhuriyeti, gırtlağı sıkılmış bir insan misali çırpınmakta...

Yeni muktedirlerin, kuruluş kodlarını çok da büyük bir direniş görmeden değiştirdiği, eskisinin mezarını kazmaya başladığı bir dönemi yaşadık, yaşıyoruz...

Cumhuriyet gazetesi ve okurları açısından, özellikle de onlar açısından, karabasan misali bir dönem yaşandı ve yaşanıyor...

NEYDİ? NE OLACAK?

En başta dediğim gibi, Cumhuriyet kadro, içerik ve şekil açısından büyük bir değişikliğe uğradı.

Olabilir...

Gazeteler zaman zaman değişirler.

Logoları modernleşir, resimleri renklenir, yazarlar, yöneticiler gider, gelir...

Dünya’ya bakış tarzları farklılaşır...

Bundan daha doğal ne olabilir ki?

Normal koşullarda, birkaç yaşlı, meczup filan dışında kim bu tür değişikliklere karşı durur, değişmemesi gerektiğini savunabilir?

Hiç kimse!

Savunsa bile kim aldırır, dert eder...

Ama bugün, Cumhuriyet gazetesi için durum oldukça farklı...

Okurların önemli bir kısmı, gerçekleşen değişikliğe kuşkuyla bakıyor, “Bakalım ne olacak?” diye düşünüyor, dikkatle izliyor.

KAÇINILMAZ OLAN

Cumhuriyet gazetesinde meydana gelen değişikliğe, kaçınılmazlığını baştan kabul ederek yaklaşmakta yarar var.

Çünkü, mesele, eski biçime ve içeriğe sadık kalmaya hapis edilemeyecek kadar derin.

O kadar ki, üzerine konuşmayı, yazmayı seçenler, esasa dair sözler söylemekten belki de bu nedenle ama özellikle imtina ediyorlar.

Ben etmeyeceğim ve son söylenmesi gereken lafı en başta söyleyeceğim!

Olan şudur:

Cumhuriyet, Kemalizm’den vazgeçti!

Şunu net bir şekilde söylemek lazım:

Cumhuriyet artık, Kemalist’lerin Cumhuriyeti değil!

Hatta tersine, Cumhuriyet bundan böyle, Kemalizm’i Türkiye’nin ayağına pranga olarak görenlerin gazetesi.

Yüksek sesle söylenmese de, durum böyle!

İlk cenah (Kemalistler) yenildi, ikinci cenah (Kemalizm karşıtları) kazandı.

TAŞ YERİNDE AĞIRDIR

Öte yandan, kabul etmek lazım ki, 13 yıllık AKP dönemi, çok da gazetecisiyle ve okuruyla en çok da Cumhuriyet çevresini etkiledi.

Partisi bir türlü iktidara gelemeyen, gelemedikçe keyfi kaçan, keyfi kaçtıkça saldırganlaşan ve mutsuzluğunu yazarına, çizerine, politikacısına, sanatçısına kin ve nefret kusmakta bulan bir okur kitleniz varsa, mahallenizde sular bir türlü durulmaz...

Cumhuriyet gazetesi, işte tam da o mahallenin asli unsurudur.

Bu nedenle, geçtiğimiz, yaşamakta olduğumuz ve bir süre daha katlanmak zorunda kalacağımız dönem, bu gazetenin yaratıcıları için çileli olmuştur ve olacaktır.

Tıpkı Cumhuriyet Halk Partisi örneğinde olduğu gibi...

Bu iki kurum, geçtiğimiz 13 yılı sırtlarında hep bir yumurta küfesiyle geçirdiler...

Atsan atılmaz, satsan satılmaz, kayıtlara bir kez Ata yadigarı olarak geçmiş, kodları böyle yazılmış bu iki kurumun, badireleri ağır hissetmesi doğaldır ve öyle de oldu.

Tersi şaşırtıcı olurdu.

İyi bile dayandılar!

Aslında, dayanıklılıklarını da sözünü ettiğim genetik kodlara borçlular ya, o da meselenin başka bir yüzü...

YENİ TÜRKİYE’NİN YENİ CEPHELERİ

Cumhuriyet Halk Partisi ve her ne kadar partinin yayın organı değilse de siyasete bakış açısı aynı olduğu için Cumhuriyet gazetesi, anlaşılan geçen 13 yılın üzerine bir 13 yıl daha sürmesine razı değiller...

Bu nedenle olsa gerek, bir süredir (partide ve gazetede) genetik kodlarla oynamanın yolları aranıyor, sancıları çekiyordu.

Sonuç olarak, en azından gazete bir karar vermiş gibi görünüyor!

(En kötü karar, kararsızlıktan iyidir...)

Çalkantılı süreç, doğal olarak muhafazakarlar ve yenilikçiler şeklinde iki ayrı çizginin doğmasına yol açmıştı.

Dillendirilmekten kaçınılan asıl soru, kim kalacak, kim gidecek’ti ?

Sonunda bu sorun belli ki çözüldü ve Cumhuriyet gazetesi hangi rüzgarları arkasına alacağına karar verdi.

***

Bir tarafta, Sözcü, Aydınlık gibi gazeteler ve revize edilmiş hedefleriyle Vatan Partisi...

Öteki tarafta ise, sırtındaki “kamburlar”ı atma çabasını tamamlamanın eşiğinde bir CHP ve Cumhuriyet gazetesi...

Geçen 13 yıllık süre içinde, karmakarışık olan saflar yerli yerine oturmuş gibi görünüyor...

Toz duman yatışıyor...

***

Demek istediğim, Cumhuriyet gazetesinin bugün yaşadığı değişim, her gazetenin zaman zaman geçirdiği sıradan değişikliklerden biri değil.

Yani, ne gazetesine tiraj kaybettirdiği için işinden kovulan bir Genel Yayın Yönetmeni ya da Yazı İşleri Müdürü var ortada, ne de yaptığı gazetelerle cazibe merkezi haline gelmiş bir kadro ve lider söz konusu.

Değişikliğin nedeni, Türkiye’ye, siyasete nasıl bakıldığında, bakılacağında...

Daha da açık bir şekilde söylemek gerekirse, mesele, Kemalizm’den vazgeçip, geçilmediğinde...

Görünen o ki, Cumhuriyet gazetesi bu konuda kararını verdi.

Cumhuriyet okuru bu değişikliği önümüzdeki günlerde daha çok görecek, hissedecek.

Bu yeni duruştan memnun olanlar gazetesine desteğini arttıracak, ötekiler ise rotasını başka bir gazetelere, sözgelimi Aydınlık, Sözcü’ye çevirecek.

Hatta belki, çoktan çevirdiler bile.

Öyle ya da böyle, herkes artık rahat bir nefes alabilir...

Cumhuriyet artık Kemalist değil!