Demokrasi, Zor Zanaat !

Demokrasi zor iş ama daha iyisi henüz icat edilmedi.

Yönetime katılım, “denge ve denetleme” sorunu.

Hak varsa ödev var, yetki varsa, sorumluluk var.

Demokrasi gerçekte; eğitimle, ekonomiyle, kültürle ilgili..

… Bunlar, tartıya vurulamaz, zaviyeye göre değişebilen değerler ve olgular…

Yine de bu olguları ‘ölçümleyen, insani gelişmişlik ya da saydamlık endeksleri var.

Yurdumuzda: eğitim alanı sorunlu, ekonomi dalı sıkıntılı, kalkınmanın kültürel yanı yaralı…

Diplomalar meslek, meslekler iş vermiyor. Ekonomide demokrasi kavakta hamsi!

Metroda, vapurda kaç tane kitap okuyan kişi görüyorsunuz? Sinema, tiyatro yolu kapalı!

Dünya’nın en sağduyulu Milletlerinden biriyiz. Uygarlığımız çok köklü. Anadolu, insancıl.

Bunun yüzü suyu hürmetine yetmiş yıldır, çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi arıyoruz…

Eğer aksak giden bir şeyler olduysa, eğer gediğimiz oluştuysa, bunda halkın kabahati en az.

Yine de siyaset, yer / zaman çocukluk çağının hastalığıyla, halkı suçluyor. Yanlıştır.

Elbette kültürel yozlaşmanın tepkimeleri de var; bazı insanlarımız kolaycılığa kaçıyor…

Hizmet alma hakkının karşılığı olan bireysel ve topluluksal etkinliklerden kaçınıyor.

Denetlenmek ve dengeye gelmek açısından ise, kurumsal düzeyde sorunlarımız var:

Güçler ayrımı ahengini zorlayan yasal düzenlemeler ve % 10 barajlı, lider sultalı sistem…

Yolunda gitmeyen ne varsa bilmenin ve onu düzeltmenin en iyi yolu basının özgürlüğü..

Ve bu açıdan da derdimiz dünya kadar… İletişimsizliğe borçlanmak, kapalı devre oynamak!

Saydam yönetim, katılımcı toplum,.. Bir heves, bir fantezi, bir lüks, bir hayal değil..

“Büyüyen bir ülke, onurunca yaşayan bir halk ve güçlü bir devlet” için gerekli unsurlar.

Ve bütün bunlar gerçek ve işleyen bir demokrasi ile mümkün ve anlamlı…

Orada mısınız? Duyuyor musunuz?. 21. yüzyıldayız ve ne kadar farkındayız?

Demokrasisi gelişen, ekonomisi güçlenen, kültürel hayatı canlanan bir Türkiye’yi aramaktayız…

Var mısınız?