Demokratlar Neredesiniz ?

Sahiden çok merak ediyorum, nerede bu demokratlar?

Yüz yıllık bir gelenek, on küsur yılda sırra kadem basar mı?

Olacak iş midir?

***

Hepimizin malumu, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucuları, büyük ölçüde yaşlı Osmanlı’nın son dönem üst düzey bürokratlarıydı.

Eskiden bu kadroya “sivil-asker aydın zümre” derdik.

Neredeyse hepsi devlette görev almıştı ve ülkeyi yok olmaktan kurtarmak için kolları sıvamış olan İttihat ve Terakki’nin mensuplarıydı.

***

Bize genç bir Cumhuriyet hediye eden bu fedakar insanlara (hataları üzerine konuşacak bile olsak) öncelikle ve yürekten bir teşekkür borçluyuz.

Çünkü, istibdatla karşılaştırıldığında cumhuriyet, tartışmasız ilerici bir hamledir.

***

Buna karşılık, Serbest Fırka (yani demokrasi) ondan da ilericidir.

Çünkü Serbest Fırka, tek parti iktidarına karşı çok partili bir siyasal yaşamı savunmuştur.

***

Fethi Bey’den (ki bir İttihatçıdır) Serbest Fırka’yı kurmasını isteyen bizzat Gazi’dir.

Rivayet muhtelifse de, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu başkanı Atatürk, bana göre bu isteğinde son derece samimidir.

İsmet Paşa “Onlar varsa ben yokum!” diye diretmese, Serbest Fırka, Cumhuriyet Türkiye’sinde çok daha önce iktidar olacak, üzerinde yaşadığımız topraklarda demokrasi kültürünün yeşermesi öne çekilmiş olacaktır.

***

Serbest Fırka’cılar gökten zembille inmemişlerdir.

İttihatçı’dırlar.

Zaten o dönemde ittihatçı olmamak, istibdatın sürmesini istemek “Padişahım çok yaşa!” demektir.

Menemen’de Kubilay’ın katledildiği olayı hatırlayın...

***

Serbest Fırka’nın önüne engel çıkartılmıştır ama bu fırka, Aydın ilinden Adnan Menderes ve başka bir çok ilden de dünya kadar demokrat’ın öne çıkmasını sağlamıştır.

Demokrat demek, o günün kavramlarıyla konuşacak olursak, devletçi’liğe karşı hür teşebbüs’ü egemen kılmak demektir.

Almanya’da Nazi, İtalya’da Faşist, İspanya’da Franco devletçiliğinin defteri dürülmüş, Sovyetler Birliği’nde ise adı İşçi Sınıfı Diktatörlüğü olan bir başka tür devletçilik hükmünü sürdürmektedir.

Böylesi bir tabloda, Serbest Fırka denemesini, her türden, soydan ilericinin saygı ile değerlendirmesi hakkını vermesi gerekir.

(Bu iki paragrafı laf olsun diye değil, tersini düşünen ama solcu, “ilerici” olmakta da ısrar edenler olduğu için yazdım!)

***

Genç Türkiye, otuz yıldan kısa (1923-1950) bir süre içinde  (lütfen AKP hükümetinin de 13 yıldır iktidarda olduğunu göz önünde bulundurun)  bir hükümet etme modelinden bir başkasına geçme, becerme kabiliyetini göstermiştir.

Hem de silip süpürmecesine!

***

Sonra köprülerin altından çok sular aksa da, Serbest Fırka geleneği bir biçimde hep var olmuştur.

Önce Demokrat Parti’de, sonra Adalet Partisi’nde, Doğru Yol Partisi’nde, Anavatan Partisi’nde...

***

Şimdi müsaadenizle sormak istiyorum:

Nereye gitti bu demokratlar Allah aşkınıza?

Yoksa, buharlaşıp gök yüzüne mi uçtular?

***

Tabii ki uçmadılar.

Eridiler!

Nerede mi?

AKP’nin içinde.

***

Siz hiç Serbest Fırka, Demokrat Parti geleneğinden gelip de, CHP’ye oy veren kimse tanıdınız mı?

Ben tanımadım.

(Adnan Menderes’in iki arkadaşıyla birlikte idam edilmiş olması, aradan geçen elli küsur yıla rağmen hala taze bir yara...)

Kimileri MHP’ye oy vermiş, bazıları Vatan Partisi’ne hatta HDP’ye oy vermiş olabilir ama ben demokrat gelenekten gelenlerin CHP’ye oy vereceklerine asla ihtimal vermem.

Elleri gitmez!

***

Tabii ki zaman içinde CHP çok değişti!

Oysa bugün, 50’li yıllardan, 80’li yıllardan çok farklı bir CHP söz konusu.

Özellikle de geçen seçim döneminden itibaren, yepyeni bir CHP ile karşı karşıya olduğumuzu söyleyebiliriz.

Genç Türkiye Cumhuriyeti’ni kurma onurunu taşımakla birlikte, işlenen büyük hatalardan (isterseniz büyük suç da diyebilirsiniz) arınma becerisini de gösteren bir siyasi parti olarak CHP’ye, bugün, rahatlıkla Yeni CHP diyebiliriz.

***

Yine de sırtta taşınan tek partili dönemin yükünden kurtulmak o kadar kolay değil...

(Bu konunun üzerinde ayrıca uzun uzun durulmalı...)

***

İsterseniz dönelim yeniden demokrat’lara...

Söyleyin Allah’ınızı severseniz, geride bıraktığımız on üç yıllık süreden sonra ve yaşadığımız bunca badireye rağmen, bir demokrat, nasıl oy verebilir bir radikal İslamcı partiye?

Evet AKP’den söz ediyorum!

***

Devlet içindeki kadrolaşmasından, orduya, polis teşkilatına, eğitim sistemine, uluslararası ilişkilere, radikal İslamcı terör örgütlerine yaklaşımına kadar, en azından bana göre, AKP tam anlamıyla radikal İslamcı bir partidir.

Böyle olduğunu inkar edip, demokrat izlenimi uyandırmaya çalışıyor (takiyecilik genlerinde var) diye, söylediklerini tam da söylediği gibi kabul etmek zorunda mıyız?

Tabii ki değiliz!

Koyarız “siyaset aleminin kullandığı kıstaslar” terazisini masanın üzerine, ölçer, tarta sonuca bakarız!

***

Gelin hep birlikte bakalım:

(Okuma yazma bilmeyenler ve AKP ile bir göbek bağı olanlar beri dursunlar. Çünkü bu kavramlar onlar için pek bir anlam daha doğrusu hiçbir anlam ifade etmeyecek...)

Sevgili Bayanlar, Baylar ve Çocuklar,

AKP’nin liberal, demokrat, laik, sosyal, adaletçi (modern batı uygarlıkları, bu kavramları iki yüz yılı aşkın süredir en önemli kıstaslar olarak görüyor) gibi kavramlardan birine ya da birkaçına en ufak bir yakınlığı olduğunu söyleyebilir miyiz?

Buna karşılık dinci, ümmetçi, mezhepçi, muhafazakar, radikal gibi (demokrasi ile en ufak yakınlığı olmayan) kavramlara daha yakın durduğunu mu söyleriz?

Cevabınızı aldım, teşekkürler...

Ve evet, böyleyse, böyledir!

***

Uyarıma aldırmayıp yazdıklarımı okuyan AKP inanmışlarına da bir çift sözüm var:

Bir insan ya da bir dolu insanın nasıl düşüneceği, nasıl davranacağı tamamen kendi bileceği/bilecekleri bir iştir.

Her birey ya da toplum kendi yolunu, hayat çizgisini kendisi çizer...

***

Bütün bu lafları, zamanında istibdattan yana olmuş, sonradan Milli Nizam, Selamet, Refah hareketlerini takip etmiş ve bu yola baş koymuş olan yüzde 15 civarında memleket evlatlarına etmiyorum zaten.

Sözüm, Cumhuriyet’i kurmuş, önce CHP’li olmuş sonra Serbest Fırka yoluna girmiş ve ardından Demokrat Parti’ye gönül vermiş, zaman içinde AP’li, DYP’li, ANAP’lı olmuş ve son on üç yıldır da AKP kervanına katılmış olanlara...

***

Nasıl olur da, on üç yıl boyunca yaşananlara tanık olan bir demokrat , hala AKP’ye oy vermeye devam edebilir?

Nasıl olur da Cumhuriyet Halk Partisi gibi, ülke kurmuş bir partiyi dize getirmeyi başarmış olan demokrat gelenek, AKP gibi bir radikal İslamcı partinin içinde erir ve biter.

***

Gelin, hep beraber bakalım mevcut siyasal partilere:

Giderek kendisini değiştirmiş olsa da henüz tek partili dönemin sırtına yüklediği ağırlıklardan tam olarak arınamamış bir cumhuriyetçi parti: CHP

Kurulduğu günden bu yana milliyetçiliği şiar edinmiş bir başka parti: MHP

Varlığını daha çok bir etnik unsurun, bir bölgenin temsili üzerine bina etmiş olan parti: HDP

Üçünü topladığımızda yüzde 60 civarında bir oya ulaşılıyor.

(Ötekilerin hepsi toplansa, tabloyu beş puan bile oynatmadıkları için değerlendirme dışı tutuyorum.)

Ve yüzde 40 gibi çok önemli bir oy oranına sahip, ülkenin birinci partisi olan radikal İslamcı parti: AKP

Üstelik, Türkiye gibi istibdat devirmiş, cumhuriyet kurmuş, güçlü bir demokrasi deneyimi olan ülkede!

***

Şimdi siz söyleyin!

Nerede bu demokrat’ları temsil eden gelenek?

Nerede, zamanında tek başına iktidar olan, sonraki zamanlarda her koalisyonun olmazsa olmazı haline gelen en büyük toplum katmanı?

O büyük damar!

***

Kimse bana AKP’yi işaret etmesin!

Çünkü değil!

***

Son olarak, asıl anlamakta güçlük çektiğim noktayı, yaygın bir deyişle ifade etmeme izin verin:

Bir kişiyi her zaman, herkesi bir süreliğine kandırabilirsiniz ama herkesi her zaman kandırmanın imkanı yoktur!

Yoksa var mıdır?

Yoksa “herkesin her zaman kandırıldığı ülke”nin adı mıdır Türkiye?

Yaşayacağız ve göreceğiz.