Deniz Ticareti ve Ülkemiz

Endüstri çağının kapılarını açan denizcilik, ekonomik açıdan olduğu kadar stratejik açıdan da değerli ve önemli…

Atlantik ticaretinin Nazi denizaltıları tarafından akamete uğratılmasına verilen karşılık “müttefikleri” tam anlamıyla bir araya getirdi ve savaşın seyrini değiştirdi, denebilir…

Yaşamın ‘kirinin’ denizlere daha çok akıtıldığı bir çağda ‘haydutluğun’ görüntüleri de aklımızda…

O arada, geçen 1 Temmuz’da (1926’dan bu yana geçerli) kabotaj bayramımızı kutladık; karasularımızdaki haklarımızı andık…

Gerçekten, deniz ticareti; “batmakta olan” Yunanistan’ın can simidi, Türkiye’nin tam yol ileri gitmesi…

Komşumuz, 202 milyon dwt (*) ile dünyada zaten ilk sırada.. Bizim armatörlerimizin, 7,8 milyon dwt Milli Bayrakla ve 11,9 dwt yabancı bayrakla olmak üzere; fiili kapasiteleri 19,7 milyon dwt.

(Dünya denizlerinde saptanabilen 47 bin 833 gemiyle ticaret yapan 30 ülkenin armatörleri de sadece %30 oranında kendi bayraklarını kullanıyorlar; bu durum, banka ve kreditörler dahil daha elverişli çalışma koşullarından kaynaklanıyor)

Milli filomuzun yaş ortalaması ve Dünya’daki yeri ilginç bir çakışma halinde; her ikisi için de sayı aşağı yukarı 24.

Deniz ticareti sektörümüz, navlunların ve sigorta şirketleriyle ilişkilerin düzenlenmesi, Deniz (Ticareti) İhtisas mahkemelerinin güçlendirilmesi ve en başta da 11 bakanlığın alanına giren faaliyetlerinin Denizcilik Bakanlığı oluşturularak tek elde toplanması, gibi beklentiler içinde yaşıyor…

Daha da ötede, İtalya, Çin, Kore, Hindistan gibi nakit veya vergi desteğinden yoksun olsa da, dünya ile yarışıyor; Akdeniz’in güneyinde ABD’nin kosterden ticareti aleyhimize çevirme olasılığına aldırmadan, tersanelerine, okullarına, elyaf plastiğine, marinalarına yatırım kararı alıyor…

Denizcilik, rekabetin ve ekonominin kuralları geçerli olmakla birlikte, belki de doğası gereği, -kamu/ özel/ sektörler ile toplumsal- dayanışma işi…

Özel sektör bir yandan yat inşaatında hedef büyütülmeye çalışıyor, diğer yanda, kamu sektörü, İstanbul’a 10, Muğla’ya 3, İzmir’e 9 yeni barınma yeri, marina öngörüyor… Bunun toplumda karşılığı olduğu, istihdama ve sosyal yaşama ivme katacağı açıkça biliniyor.

Öte yanda, halen 70 civarında tersanemiz var; Carlyle Group İzmit’de, IHC GESAD ile birlikte Yalova’da, Alman DIC Tuzla ve Gelibolu’da, yeni yatırımlar planlamakta…

Sabancı-Densa’nın yaklaşık 180 bin dtw sipariş verdiği, Kıran Denizciliğin 176 bin dwt yeni gemisini filosuna kattığı kaydediliyor…

Sektör, ‘durgunluğu’ yaran iç ve dış talep dalgaları yaratıyor…

Benzetme ve deyiş yerindeyse, denizcilik konu olduğunda, ‘balık yeme, bağcı dövmeden evla’ geliyor…

Batı Karadeniz’de bir diğerine rakip değil adeta tamamlayıcı olacak şekilde; Alpalı’da 5 kızaklı yapım tersanesi kotarılırken, Terma’da 20 bin ton çeliğe su verecek tesis kuruluyor…

Türk Loydu, tüp geçit ve hızlı treni de hesaba katarak, etkinliklerini artırmaya yöneliyor… Bir AR-GE birimi ve bir Akademi kurmayı planlamışlar, öte yanda, kimyasal taşımacılık alanındaki Transal Denizcilik de staj olanakları planlıyor… İş Bankası Grubundan Gemport, Gemlik havzasından otomotiv lojistiğindeki iddiasını sergiliyor…

Tablo, Piri Reis Üniversitesi Kurucu Rektörü’nün, 2015 için, 8 zabitan okulu ve 25 meslek lisesine 2856 öğrenci alınarak daha fazla eleman yetiştirilmesi hedefi vurgusunda, renkleniyor.

“Tersane” denilince Tuzla’da yaşanılan can kayıplarına karşı -geçmişte Haliç’teki dericiler konusunda olduğu gibi, devletin tüm olanaklarını seferber etmesi ve sektörle beraber-  etkin önlemlerin geliştirilmesi gereği anımsanıyor...

O arada, sendikaların etkililiği soru işareti olarak belirse de, ‘meslekte örgütlülüğü’ yükselten bir duruma örnek olarak: 30 Mayıs 2011’de kurulan Denizcilik Federasyonu gösteriliyor…

Evet, dünya deniz ticaretinden almakta olduğumuz payı daha yukarılara çıkarmalıyız…

Bu hedef doğrultusunda, sektörün ve tüm bileşenlerinin, idari, mali, teknik sorunlarının çözümlenmesi ve ekonominin diğer bileşenleri ile ilişkilerinde güçlendirilmesi için gereken her önlem ve düzenlemeyi yapmalı; ülkemiz deniz ticaret hacmini ve kapasitesini mümkün olan en üst düzeye artırmalıyız.
 


(*):DWT: Bir geminin taşıyabileceği en çok ağırlık olup, ham yükün, yakıtın, suyun, kumanyanın, yolcu ve gemi adamlarının kendilerinin ve eşyalarının ağırlıklarının toplamıdır.

Kaynakça:

1. http://www.denizticaretodasi.org

2. Ana Britannica Ansiklopedisi

3.http://www.marisec.org/shippingfacts/worldtrade/volume-world-trade

4.Dünya Gazetesi, “Perşembe Rotası”, Deniz Ticareti ve Lojistik Gazetesi eki. 1/7/2011