Dinime Küfür Eden...

Hadi yine iyisiniz, tam teşekküllü Kabe’niz ayağınıza kadar geldi.

Hayırlı, uğurlu olsun.

***

Kabe’yi gösteren pusulalı seccadenizden, kaleminizi hangi surenin üzerine dokundurursanız sesli olarak hizmet aldığınız kuranınızdan, namaz saatlerinde ezan okuyan saatinizden sonra, şimdi de seyyar Kabe’niz hizmetinizde.

Daha ne istiyorsunuz Allah’ınızdan?

***

Binlerce kilometre tepmeyin diye, AKP’li Üsküdar Belediyesi, hiç bir masraftan kaçınmadı ve İstanbul’un en mutena köşesine, sizler için dört başı mamur bir Kabe kondurdu.

Dediğim gibi, şimdilik biraz gecekondu filan gibi duruyor ama olsun, zamanla daha gelişmişini, hatta gerçek boyutundan bile büyüğünü inşa eder.

Aslından bile güzelini, ve dahi en şık’ını yapar da ağzınız açık kalıverir.

Alimallah nutkunuz tutulur “Vay be, bunu da mı yaptı?!” der, kalakalırsınız.

***

Eeee, koca AKP iktidarının, anlı şanlı Üsküdar Belediyesi’nden bahsediyoruz burada.

Boru mu?

O yapmayacak da kim yapacak?

***

Yalan mı söylüyorum?

Hayır canım, hiç de dalga filan geçmiyorum.

Samimiyim.

Allah razı olsun kimin aklına geldiyse.

Onun sayesinde, dini vecibenizi binlerce kilometre tepip, cehennem sıcağına katlanarak eda etmek zorunda değilsiniz artık.

İyisiniz, iyisiniz...

***

“Gak” diyorsunuz su, “Guk” diyorsunuz ekmek.

Bir eliniz yağda, öteki balda.

Otuz iki kısım tekmili birden.

Ve, vallahi seyirlik.

***

Şöyle Kabe’yi geçin, bir kaç adımda Hira Mağarası’ndasınız...

(Turist rehberiniz metalik bir sesle anlatmayı sürdürüyor...)

“Hazreti Muhammed kırk yaşındayken burada inzivaya çekilmiş, ilk vahiy kendilerine burada inmişti.”

***

Hazır Kabe’ye kadar gelmişken, Sevr Mağarası’na da bir göz atın...

(Turist rehberiniz metalik bir sesle anlatmaya devam ediyor...)

“Peygamber efendimiz Medine’ye hicret ederken, Ebu Bekir ile bu mağarada barınmıştı.”

***

Aman Muallak Taşı’nı ihmal etmeyin...

(Fonda yine turist rehberinizin metalik sesi...)

“Biliyorsunuz, Hazreti Muhammed bu taşın üzerinden Mirac’a yükselmişti.”

***

Ve tabii, hazır buralara kadar gelmişken, Zemzem Kuyusu’na da mutlaka zaman ayırın.

Birkaç damla içmeyi de ihmal etmeyin.

“Oh, şifa olsun. Allah ne muradınız varsa versin.”

(Bunu natürel bir sesle ben söyledim, turist rehberi değil...)

KUTLU DOĞUM HAFTASI

Kutlu Doğum Haftası şerefine, Zile Müftüsü Arif Kılıç ,Kuran’ı Kerim tasarımlı bir pasta yaptırmış ve kesmiş.

Fotoğrafını gördüm, ağzımın suları aktı.

Kuran-ı Kerim açılmış, dualar görülüyor...

Pastacı sanatını konuşturmuş anlayacağınız.

Kesilen pasta, doğum gününe katılanlara dağıtılmış ve afiyetle yenmiş.

Afiyet olsun AKP’nin Zile Müftüsü’ne ve doğum günü partisine katılan bütün davetlilere.

***

Merakım şu:

Acaba pasta kesilirken, muhterem katılımcılar “Happy Birthday Hz. Muhammed” diye de tempo tutmuşlar mı?

Hayır, affedersiniz “gavur”lar böyle doğum günü gibi etkinliklerde pasta keserken hep bir ağızdan söylerler de.

Merakıma mucip oldu, sordum.

DUA, ZİKİR VE İLAHİ

Kültür Turizm Bakanlığı bir etkinlik düzenlemiş.

Kutlu Doğum Haftası kutlamaları içinde “dua, zikir ve ilahi konseri” gerçekleştirilecekmiş.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın da desteğini istemiş.

İl Milli Eğitim Müdürlükleri’nden, neredeyse “dükkan senin” misali destek gelmiş

Veliler ve öğrenciler, okul müdürleri tarafından,  “dua, zikir ve ilahi” konserine “yön”lendirilivermişler.

Ne diyeyim, hayırlara vesile olsun.

***

Bu vesileyle aklıma geldi,  “koalisyon” denilen meret işte bu nedenle kötü olmalı.

Düşünsenize, maazallah ya iki bakanlığın başında başka başka partilerden birileri olsaydı.

Neler, neler olmazdı!

Ne lüzumu var değil mi?

GAVUR HAKLI

Bir Avrupalı’yla, tenekeden yapılmış, gecekondu misali bir caminin önünden geçiyorduk...

Caminin minaresi, bildiğiniz variller birbirine eklenerek yapılmış, tepesine tenekeden bir külah giydirilmişti...

“Yahu” dedi dostum, “sizin dininize hiç mi saygınız yok? Nasıl izin veriyorsunuz böyle şeylere?”

Hükümet gibi adam da değilim ama nedense tutmuş bana soruyor...

Tabii ki üzerime alınmadım.

“Bize soran mı var? Sorsalar vermeyeceğiz” diye payladım affedersiniz “gavur”u.

Dineme küfreden, bari Müslüman olsa!

“Kim veriyor o zaman” diye ayak diretti.

“Onlar veriyor” dedim.

Bırakmadı tabii işin peşini.

“Kimler veriyor?” diye ısrar etti.

“Ağızlarından ‘din’ lafını düşürmeyenler” diye cevapladım çaresiz.

***

Eğri oturup doğru konuşalım.

Avrupalı haklı.

Dinimize hiç saygımız yok, vesselam.