Doğru İnsan

Yazılarıma başladığımdan bu yana hep soyut konulara değindim. Bu günde kendi gözlemlediğim kadarıyla ilişkiler hususunda birkaç noktaya değinmek istiyorum. Son günlerin modası “Doğru insan” tanımlamasını mümkün olduğunca eşelmeye çalışacağım. Yaşanan yalnızlıklar, sonu hüsranla biten hayaller, çaresizlikler, anlamsız tripler, sebepsiz vazgeçişler…

Zor bir zamandayız. Kime güvenebileceğimizi bilemediğimiz ve üst üste gelen hayal kırıklıklarıyla boğuştuğumuz günümüzde, herkes şu meşhur doğru insanı bulamamaktan şikayetçi. Kadını-erkeği, herkes ilişkilerde ki samimiyetsizlikten yakınıyor. Bense bu doğru insan betimlemesini komik buluyor ve onu arayanlara gülüyorum. Çünkü doğru çok değişken bir kavramdır. Size göre doğru olan bir şey, bir diğerinin önemsediği konular içerisinde çokta fazla anlam ifade etmiyor olabilir.

Üstelik şu meşhur doğru insanı arayanların kendilerine sormaları gereken çok önemli bir soru var bence: “Ben ne kadar doğru bir insanım?” Etrafıma baktığımda yalnızlıklarından şikayetçi onca insan görüyorum. Az çok kendilerince tanımlamalar yapıyorlar doğru insana dair.. Dürüst olmalı, sözünde durmalı, yalan konuşmamalı, sadık olmalı, sevecen olmalı, samimi olmalı vs gibi …

Fakat tüm bunların arayışında olan kişilere baktığımda, aradıkları bu özelliklerin kendilerinde de olmadığını görüyorum ne gariptir. Özellikle İstanbul"da ilişkiler feci şekilde dejenere olmuş vaziyette. Burjuvasından tutunda, gece kondu mahallerine kadar bütün insanlar televole kültürünün etkisi altında kalmış gibiler. İkisinin arasında ki tek fark maddi imkanlar olsa gerek. Maddi olanakları fazla olan kesimde insanlar daha iyi yerlerde yemek yiyor, daha iyi giyiniyor, daha lüks yaşıyor olabilir fakat kimin eli kimin cebinde belli değil. Bu gün koluna bir kız takan genç adam, birkaç gün sonra aynı kızın arkadaşıyla orada burada görünmekten kaçınmıyor. Aynı kız, aynı adamın çok samimi olmayan! arkadaşlarından biriyle bir süre sonra beraber olmakta sakınca görmüyor. Sanki çok samimi olamamaları bir bahane sayılabilirmiş gibi. Elini cebine attığında imkansızlıklarla karşılaşmayan bu burjuva kesimde ilişkiler samimiyetsiz, geçici, başı boş ve anlamsız. Daha önce ki yazımda da değindiğim gibi cinselliği aşk sanıyor bu insanlar. Oysa aşk sandığınız kadar kolay bir şey değildir. Aşk hissetmektir, sahip çıkmaktır, vazgeçememektir.

Çok çapkın bir arkadaşım iki senedir bir kıza aşıktı. Kız ise bu çocuğa yüz vermiyordu. Çocukta her kızın istediği imkanlara haddinden fazla sahip ve üstüne üstlük oldukça da yakışıklı biridir. Kız yüz vermedikçe bu erkek arkadaşım, gönlünü başka kızlarla hoş etti. Kimiyle tatile çıktı, kimiyle aynı evde yaşadı vs. Cinsellik üzerine kurulmuş ilişkileri vardı hep. İki senenin ardından aşık olduğu kız bu çocuğa "evet" dedi. Tabi bizimki çok mutlu, adeta havalarda uçuyor. Birkaç ay görüştüler ve o cinsellik üzerine kurulu ilişkiler yaşayan, çapkın arkadaşım kıza bir kez bile dokunmadı! İşte aşk böyle bir şeydir. Kaybetmekten korkmaktır. Karşındakini adam yerine koymak, ona değer vermektir. Şimdi ki kızlara bakıyorum da… Kendilerini o kadar değersiz görüyor ve önlerine gelenle cinsellik yaşıyorlar ki, daha tanımadan, sevmeden, değer vermeden, kendilerine değer verilmesine müsaade etmeden her şey oldu bittiye getiriliyor. Sonra da aynı kızlar aynı klişe lafı kullanıyorlar. “Ortalıkta doğru adam yok!” İşte yine gülüyorum ve yine aynı soruyu soruyorum. Sen ne kadar doğru bir insansın ki doğru insanı bekliyorsun?

Elbette herkesin seçimlerine saygımız var ve ben kimseyi tercihlerine göre yargılayan bir insan değilim. Fakat madem doğru insan arıyoruz. Önce doğru insan olmalıyız haksızmıyım? Erkeklerde de aynı sorun var maalesef. Gece gezmeleri, alkol, başı boş bir yaşam, her gün başka kadın, her gün başka masa… Sonra da kızlar öyle, kızlar böyle atıp tutuyorlar. “Doğru kadını bulamıyorum” diye yakınıyorlar. He bide onların bu başı boş ilişkileri savunabilmek adına kullandıkları çoook geçerli bir bahaneleri var. Ne olabilir dersiniz? Ben erkeğim bahanesi ! Evet sen erkeksin, evet kadın kadar kolay etiketlenmissin ve üstelik Türkiye" de yaşıyorsan yaptığın her yanlış, her başıboşluk çapkınlık olarak yorumlanır ve insanların dudağında tatlı bir gülümseme bırakır. Bu gerçeği hoşlanmayarakta olsa bende kabul ediyorum. Fakat bu erkek türünün doğru kadını aramasını ya da etrafındakileri doğru olmamakla suçlamasını anlayamıyorum.  Onlara da aynı soruyu sormak istiyorum. Siz ne kadar doğrusunuz ki doğru insan bekliyorsunuz? Eğer yüksek egonuzu  aşıp dürüst cevap verme lütfunda bulunursanız bence gerçekle yüz yüze geleceksiniz. Herkesi kandırabiliriz,  rol yapmaya da alıştık evet. Samimiyetsizlik günümüzün yarası oldu çıktı, buna da evet! Fakat inançlı insanlar için konuşuyorum, bizi gözleyen ve yaptıklarımızı eksiksiz takip eden biri var. Ve emin olun o adaletsiz değil. Bu yüzden siz doğru insan olmadan karşınıza da doğru insanı çıkarmayacaktır. Hak ettiğimizden fazlasını istemek yüzsüzlük olur.

Sadık insan istiyorsanız, sadık olacaksınız. Dürüst insan istiyorsanız, dürüst olacaksınız. Yalanı sevmiyorsanız, yalandan kaçınacaksınız. Samimiyeti seviyorsanız, samimi olacaksınız, Değer görmek istiyorsanız, değer vermesini bileceksiniz. Aşk istiyorsanız, her önünüze gelen karşı cinse bir av gibi bakmaktan vazgeçeceksiniz. İşte o zaman doğru insan olursunuz bence ve Allah"da layık olduğunuz o güzel insanı karşınıza çıkartır.

Umarım anlatmak istediğimi ifade edebilmişimdir. Lütfen önce kendimize çeki düzen verelim ve daha sonra doğru insan beklentisine girelim. Layık olmadıklarınızı size vermeye kimse mecbur değildir. Bu yüzden gereksiz yakınmalara, şikayetlere hayatımızda yer vermeyelim. Kadersizim, şanssızım, mutsuzum gibi pesimist düşüncelerden uzak duralım. Unutmayalım ki kendi mutluluğumuzu kendimiz yaratırız. Ve layık olduğumuz kadarını da Allah bize mutlaka gönderecektir. Şu anda hayatınızda yolunda gitmeyen şeyler varsa bilin ki; bunlar kendi eseriniz. Düzeltmek ve yoluna koymakta yine sizin elinizde. Gücünüzün farkında olun.

Siz doğru olunki, doğru insanlarla karşılaşasınız..

Sevgiyle kalın