Dörtiye = Dört Türkiye

Yerel seçim bitti. Medya-AKP savaşları başladı. Aydın Doğan"la Erdoğan"ın çekişmesi malum. Bu nedenle hangi grubun hangi seçim sonucunu ne şekilde yorumlayacağı da malum. Sonuç olarak Doğan medya mensublarının cebini ilgilendiren sorun, ekonomik krizle beraber daha da ağırlaştı. Büyümeyen pastanın en çabuk kendini gösterdiği sinir ucu medyadır. Ne de olsa alıştığı lüksten en zor vaz geçen meslek grubu medyadır.

 

Başbakan Erdoğan, Başbakan Demirel"in taktiğini uygulayıp bol bol "bal" dağıtsaydı, eminim sonuçlar başka türlü yansıtılırdı. Ama Erdoğan Demirel değil Özal felsefesine daha yakın olduğu için "yerleşik" medyayla mücadelesi devam edecek. Ufak bir açıklama yaparsak, Özal"in felsefesini oligarşik kapitalistlere karşı, Anadolu kapitalisti yaratmak olarak tanımlıyoruz. Ve doğal olarak aynı gurubun uzantısı medya Erdoğan"ın doğal hasmı konumunda. Erdoğan"ın politikalarının dinsel boyutu biraz daha baskın olsada esas itici güç budur.

 

Şimdi Gelelim Sonuçlara :

 

İnternet medyası sayesinde bağımsız ve hiç bir etki altında kalmadan görüşlerimizi yazma olanağımız var. Şükürler olsun kimseye hesap vermek zorunda değiliz. Kimseye

Canak tutacak değiliz. "Çifte standartın" iliklere kadar işledigi yerleşik medya mensubu olmamak güzel bir his.Yandaş medyanın yazamadığı ve yazmaya cesaret edemediği seçim analizinden söz edeceğiz.

 

Dört Türkiye"yle 21. Yüzyıla Devam :

 

Seçim sonuçlarına göre karşımıza dört parti ve dört Türkiye çıkmakta. Birincisi AKP.

Doğal oy gücü yüzde 35-40 civarında olan AKP,  merkez sağda kifayetsiz liderler, merkez solda kemikleşmiş muhalefetle yüzde 35 oranında oya sahiptir. 2008 ekonomik krizine kadar, dünyada likiditenin fazla oluşu nedeniyle Türkiye"ye giren yabancı sermayeye, başarılı taşaron ihracatta eklenince, AKP"in oyu yüzde 47"ye çıktı. Şimdi aynı oy yüzde 40"a düştü. Enteresandır, 2008"in son üç ayında ekonomik küçülme yüzde altı küsür, AKP"in oy kaybı yüzde 7. İlişki birebir.

 

Bu ilişki,Başbakan"ın üzerinde durması gereken bir olgudur. 2009"un ilk çeyreginde ekonomik büyüme tekrar eksi çıkacak. Eğer seçim Mayıs" ta olsa AKP"in oy oranı yüzde 35"e düşerdi. Bill Clinton"un dediği gibi “ It"s the economy, stupid = Salak ! Mesele ekonomik”

 

Birinci Türkiye AKP"in temsil ettiği seçmendir. Din faktörü yüksek, büyük şehirlerde varoşlarda yaşayan, ekonomik pastadan biraz daha fazla pay alan, ılımlı Islam demokrasisi. Osmanlı"nın şaşalı günlerinin özlemini çeken, İslam"in ağır bastığı Turkiye"liği içeren grup.

 

İkinci Türkiye"yi CHP temsil etmektedir. CHP"in son seçimde kendi içinde ikinci bir CHP"ye hamile olduğu ortaya çıkmıştır. Birincisi kemikleşmiş, politbüroyu andıran CHP, ikincisi AKP"in laiklik konusunda samimiyetine güvenmeyen Türkiye. Antalya başta olmak üzere bunu sahillerde gördük. Batı Anadolu ve Trakya"da durum kendini gösterdi.Din boyutuna baktığımızda  doğal olarak Alevi oylarının çoğu CHP"de.

 

İstanbul"da AKP-CHP yarışı kritiktir, çünkü İstanbul Türkiye genelini yansıtır. İstanbul"da hizmet kazanmıştır. Ancak liderlik karizması sıfır, tirit bir CHP adayının başarılı olması, CHP"den veya adaydan değil, Baykal"in yetersiz bir lider olmasından kaynaklanmaktadır. CHP"in hamile olduğu ikinci partiyi işaret etmektedir. İstanbul"daki dağılım önümüzdeki genel seçimin en iyi isaret fişeğidir.

 

Üçüncü Türkiye"yi MHP temsil etmektedir. Evet MHP"in oylarında  yükselme olmuştur ve başarılı gözükmektedir ama bunun çoğu yeni seçmen olan genç oylarda saklıdır. Daha ateşli, daha heyecanlı ve daha hormon yüklü bir felsefe. MHP"in her hangi bir ekonomik felsefsi yoktur. MHP dünya gerçeklerinden uzak, Türk kimliğini pompalayan, dünyaya kafa tutan tamamen Kürt milliyetçiliğine odaklanmış bir yapı içindedir. Bazılarının umduğu gibi bir dahaki seçimlerde koalsiyon ortağı olursa, 2001 krizine benzer krizlerede ortak olacaktır.

 

Dördüncü Türkiye"yi DPT temsil etmektedir. DPT tamamen Kürt milliyetçiliğine odaklanmış ve ayrı bir “legal entity = hukuki kişilik” tarzına bürünmüş durumdadır. Güney Doğu"da DPT"den başka kimse kalmamıştır. Kuzey Irak"ta kazanılan otonomi ve ABD"in Irak"tan çekilme kararı, Kürt milliyetçiliğinin beklentilerini arttırmıştır.

Kürt liderler, aşiret bağlarıyla yürüttükleri demokratik sistemi petrol zenginliğiyle aşacaklarını sanmaktalar. Arapların petrol zenginliğine gıpta etmekteler. Ancak 21.yüzyıl petrolün yüzyılı olmayacak. Denize kapalı küçük devletlerin sonu Balkanlarda küçük parçalara bölünmüş  devletlerin sonu gibi hüsranla bitebilir. Balkanların en azından AB gibi bir ümit kapısı bulunmakta.

 

Genel Seçimlere Doğru 4 Yıl :

 

Önümüzde 4 yıl var. Liderler içinde en karizmatik ve halka yakın lider hala Erdoğan.

CHP ve MHP liderleri 19. Yüzyıldan kalma duruşlarıyla hiç bir yenilik getirecek durumda değiller. Estirecekleri rüzgar sadece iktidara reaksiyon rüzgarıdır. Dünyanın en güçlü devleti ABD"in 21.yüzyıla damgasını vuracak olan başkanı Obama"yla görüşmeyi red etmeleri çaplarının en çarpıcı örneğidir. Geleneksel misafirperverlikten vaz geçtim, bu liderler kendilerini fil dişi kulede sanıyorlar.

 

Ekonomik kriz 2009 ve 2010"da kendini var gücüyle hissettirecek. Bu ağrı özellikle gençler, emekliler  ve küçük esnaf arasında kendini gösterecek. Bu sıkıntılar zaman zaman din, milliyetçilik ve laiklik sınırlarını zorlayacak. Gruplar arası transfer sezonu başlamıştır. Değişik gruplar kendilerine yapılan vaadlere göre kaymalar yaratacak. Türk milliyetçiliğinin ve Kürt milliyetçiliğinin dozajının artması bu "puslu" havada sürpriz olmaz. Nisan ayında Genel Kurmay Başkanının yapacağı iki basın toplantısı, yükselen milliyetçilik dalgasının oyun sahasını belirliyecek.

 

Birde beklenmedik bir unsur var. Önümüzdeki 4 sene içersinde ortaya çıkacak , genç,  dinamik, halka yakın. Ucuz olmayan, yetim değil yapıcı politikalar üretecek bir liderin şansı yüksek.