Düello

Ve beklenen oldu…

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için yarışan en kuvvetli iki aday İstanbul’u tartıştı.

Öncelikle tartışmayı yöneten İsmail Küçükkaya için birkaç söz edelim…

Küçükkaya’nın seçtiği sorular yetersiz ve içi doldurulamayan sorulardı.

Yani “Mış” gibi yaptı.

Ürkekti, programlarında rahat olduğu kadar rahat değildi.

Süre kısıtlaması anlamsız ve saçmaydı.

İmamoğlu’na gelince…

Toplantıya ilk o geldi.

Kendinden emin ve kararlıydı.

Stüdyonun olduğu binaya eşiyle el ele girdi. Bu da söylevi olan “İstanbul’daki insanları eşitleyeceğiz” cümlesine bir atıf gibiydi.

Haksızlığa uğradığını çok açık anlattı.

Seçilmiş bir belediye başkanıyım imajını herkese gösterdi.

Hazırlıklıydı…

Görsel hafızanın kalıcı etkisini kullanarak konuşmasını şemalarla destekledi.

Binali Yıldırım ise…

“Çaldılar” dedi ama kim çaldı sorusuna yanıt veremedi.

Programa iki dakika kala geldi ve o nedenle program beş dakika geç başladı.

İmamoğlu gibi eşini ve çocuğunu getirmişti ancak ondan farklı olarak stüdyoya ayrı ayrı girmeyi tercih etti.

Heyecanlıydı…

Sık sık dudağını ısırdı, elini nereye koyacağını bilemedi, her soruda İmamoğlu’nun sözünü kesti ve “yalancı” diyerek rakibine hakaret etti.

İzmir şablonlarını İstanbul’unmuş gibi göstermeye kalktı, elleri titrediğinden kameraya yansıtması konusunda moderatörden ikaz aldı.

AKILDA KALANLAR

Beklenen tartışmadan akılda kalan birçok şey var.

İmamoğlu cebinden yirmi lirayı çıkartıp İstanbul seçimlerinin iptal edilişinin yöntemini anlatarak “bu yirmi liranın beş lirası sahte, öyle mi?” diye sorarak YSK’nın aldığı abuk sabuk iptal kararının saçmalığını anlattı.

Binali Yıldırım belediyeden cemaatlere aktarılan paralara yönelik “neye göre temiz, deterjanla mı yıkadınız” dedi.

Fetö sorusuna İmamoğlu “benim hiçbir bağlantım olmaz, terör örgütlerine karşıyım” diyerek yanıt verirken; Yıldırım, “yok” dedi. Oysa ki aynı Yıldırım Fetö’nün düzenlediği Türkçe Olimpiyatları’nda İzmir’de Fetullah Gülen teröristi için şiir okumuştu. Yine aynı Yıldırım Fetullah Gülen teröristinin akrabasının cenaze namazına katılmıştı. “Yok” demek Yıldırım’ı kurtarır mı bilmem ama bir izleyici olarak inanmadım.

Cemaat ve vakıflara para aktarma konusunda Yıldırım; “onlar Fetöyle mücadelemize destek veriyorlar, öğrencileri Fetö’nün eline mi bırakalım, yurt yapacaklar” dedi. Oysa yurt yapma görevi öncelikle devletin, daha sonra belediyeler ve özel şirketlerindir. İmamoğlu da buna değinerek Yıldırım’ı bir kez daha sıkıştırdı.

Beklenen tartışmadan çıkan sonucu 23 Haziran’da İstanbul’un seçmeni belirleyecek.

Umarım bu türden tartışmaların önü açılmıştır ve liderleri de kısa süre içinde televizyon programlarında tartışırken görürüz. Umarım, demokrasi kazanır.  

A+ A-