Ermeni Prensi : Kirkor Kirkoryan

87 yaşındaki Kirkoryan bu günlerde Amerikan finans ve kapital çevrelerinde kurtarıcı “Beyaz Atlı Prens” olarak görülmekte. Çünkü Kirkoryan bir zamanlar Amerikan Kapitalizminin gücünü simgeleyen General Motors ( GM ) şirketler grubunu alma girişimine başladı. Son yıllarda satışlarında ve piyasa payında azalma gösteren GM’nin hisselerini piyasadan toplayan Kirkoryan, kontrolüne geçen hisseler yasal sınıra dayanınca, girişimini açıklamak zorunda kaldı. Ve GM’nin hisseleri borsada uçtu. İlginç Bir Yaşam : 1917 senesinde Kaliforniya’da göçmen bir ailenin en küçük çocuğu olarak dünyaya geldi. Sokakta oynayacak yaşa gelinceye kadar sadece Ermenice konuştu. Fakir bir aileden geldiği için iyi bir eğitim alamadı. Yaşamını boks yaparak kazanmaya başladı. 17 yaşında Kaliforniya eyalet şampiyonu oldu. Kendi kendine o devirde uçakların ve uçmanın öneminin farkına varıp pilot olmaya karar verdi. İlk ciddi mesleği pilotluktu. II. Dünya savaşı sırasında İngiliz Hava Kuvvetleri hesabına pilot olarak görev yaptı. Kirkoryan’in İlk Volisi : Savaş bitip, tüm dünyada uçak fazlası gündeme gelince eski uçakları ucuza kapatıp, tamir edip gelişmekte olan pazarlara satarak uluslararası ticarete girdi. Pilot olarak Las Vegas’a gitti. Las Vegas’ın potansiyelini ve önemini ilk fark eden girişimcilerden birisi oldu. Elindeki parasını son kuruşuna, pardon sentine kadar harcayarak, bir ‘charter’ şirketi kurdu. Hollywood yıldızlarını ve diğer VIP’leri haftasonları Las Vegas’a uçurarak büyük sükse ve reklam yaptı. 1947 senesinde başlattığı minik hava taşımacılığı şirketini Kirkoryan 1965 senesinde halka açtı. Kirkor’un maharetini bilen Amerikalı Ermeniler şirketin hisse senedini kapıştı. Borsada şirketin hisseleri $9.75’den $ 32’e çıktı. Kirkoryan bir süre sonra havayolu şirketini TransAmerican havayollarına sattı ve $85 milyonu cebe indirdi. MGM Stüdyoları ve Grand Oteli : Kirkoryan Las Vegas’ta büyük bir arazi alıp önce arazinin imar planlarını değiştirdi ve The International’in inşaatına başladı. 30 katlı ve 1500 odalı otel, zamanının en büyük oteli oldu. Açılış konserini Barbara Streisand’in verdiği konser salonu Elvis dahil bir çok ünlüyü ağırladı. Daha sonra Amerikan Sermaya Piyasası Kurulu (SEC) ile başı derde giren Kirkoryan, otelin hisselerini, özel uçağını, malikanesini ve yatını satarak borçlarını ödedi. Bir yandan zor günler geçiriren Kirkoryan, diğer taraftan, ‘açık kapı bırakma’ felsefesine inanan birisi olarak, Hollywood’ta MGM stüdyolarının hisselerini gizlice toplamaya başlamıştı bile. Kirkoryan yeni bir pazarlama tekniği geliştirerek MGM stüdyolarında ne kadar kolleksiyon malzemesi varsa açık arttırmaya çıkardı. Elde edilen gelirlerle 1972 senesinde Las Vegas’in ve dünyanın en büyük oteli olan MGM Grand Hotel’in temeli atıldı. 1980 senesinde otel tamamen yandı fakat Kirkoryan 8 ay sonra oteli tekrar açtı. 1986 senesinde MGM otelini $594 milyona Bally şirketine sattı. Kirkoryan Midas’ın Akrabası mı ? Kirkoryan otel satışından kazandığı paraları o yıllarda zor günler geçiren Chrysler şirketine yatırdı. Chrysler otomotiv şirketinin en büyük hissedarı oldu. Alman Daimler-Benz Chrysler’i almak istediğini açıkladığı gün, Kirkoryan’in hisseleri $1.1 milyar dolar değer kazandı. Kirkoryan bir kaç yıl ortalıkta görünmedi ve iki hafta önce tekrar atağa geçti. Şimdi sıra diğer otomotiv devi GM’de . Chevrolet’in, Pontiac’in, Buick’in, Hummer’in üreticisi GM Kirkoryan’ın yei avı. Bakalım Kirkor Kirkoryan dünya devi GM spekülasyonundan ne kadar karlı çıkacak. Belki de şu anda $ 9 milyar olan servetinin büyük bir bölümünü kaybedecek. Bugüne kadar ‘tuttuğu altın’ olan Kirkoryan’ın GM macerasının sonucunu merakla beklemekteyim. Girişimci : DNA’mı, Çevre mi ? Değerli okurlar sizlere Ermeni asıllı bir Amerikalı’nın, hem de Çanakkale Savaşının devam ettiği 1917 yıllında doğan bir girişimcinin, yaşam öyküsünü aktarmaya çalıştım. Evet, Türkiye’de Forbes dergisinin zenginler listesine, Kirkoryan gibi giren işadamları var. Ancak yakından analiz edildiği zaman Türkiye’nin zenginlerinin tümünde Cumhuriyet döneminde ‘serada’ yetiştirilmiş olmanın bıraktığı bir iz de var. Devlet müteahhitliğinden gelerek, ucuz döviz kotasından yararlanarak, gümrük duvarıyla korunarak, ‘Holdingcilik’ yaparak rant kazanmış bir sermaye oligarşisi tablosu ortaya çıkmakta. Türkiye’nin mega zenginleri global kapitalizmin ‘jungle’ ında henüz meyve verememiş ‘sera’ bitkileri gibi. Yazılarımda daha önce belirttim. Türkiye Cumhuriyeti’nin politika-bürokrasi-iş dünyası üçgeni henüz global kapitalizm ve kapitalist yaratamadı. Zaten yaratması kendi kendini imha etmesi olacağından doğasına aykırı. Global ölçekte ( tek kriter parasal varlık değil, Soros’u hatırlayın lütfen ) kapitalist/girişimci yaratamayan sistem, milli burjuvaziden yoksun kalmakta. Milli burjuvaziden yoksun toplumun, kafası karışık orta sınıfı günü kurtararak yaşarken global ölçekte fide dikemiyor. Ekonomi literatüründe girişimci = entrepreneur = müteşebbis olarak geçen üretim faktörün basitleştirilmiş tanımı ; Ortada var olan fakat herkesin göremediği, yağ, şeker, un ve suyu bir araya getirip helva yapabilen ve lezzetli olmama riskini taşıyan kimse olarak, geçmekte. Her zaman merak etmişimdir. Türkiye’de Soros gibi, Kirkoryan gibi dünya çapında girişimci çıkmaması, çevreden mi yoksa DNA’dan mı kaynaklanmakta !!!!