Fakir milletin zengin yönetimi

Değerli Düşünür Dostlarım,

Bu ülkede yaşananlara şaşırmak artık adeta imkansız hale geldi ama en azından hayret edebilmek halen mümkün. İşte en son hayret ettiğimiz konu; TBMM de aile yardımını, internete erişimin engellenmesini içeren düzenlemelerin yer aldığı teklifin görüşmelerinde sürpriz bir düzenleme gündeme gelmiş. 

İçişleri Bakanı Sebahattin Öztürk verdiği önerge ile TBMM Genel Kurulu’nda CB lığına istihbarat toplama yetkisi veren, örtülü ödenek getiren yeni bir yasa teklifinde bulunmuş.

Teklif ile; 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 24. Maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Hükümet icapları” ibaresi “Devlet ve Hükümet icapları” şeklinde, “Başbakanlık bütçesine” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık bütçelerine şeklinde ve “Başbakanın ailesinin” ibaresi “Cumhurbaşkanının, Başbakanın ve ailelerinin” şeklinde değiştiriliyormuş.

Muhalefet, teklifin tasarıya eklenmesi “iç tüzüğe aykırı olduğu” gerekçesiyle karşı çıkmış ama muhalefetin eleştirilerine rağmen tasarı Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilmiş. 

Hayırlı uğurlu olsun.

Milli menfaatlerimiz doğrultusunda, ülkemizin önceliklerine uygun olarak ulusal sorun stoklarımızın eritilmesine dönük maksatlarla kullanılmasını umut ve temenni ediyoruz.

Muhalefet partilerinin itirazlarına karşın AKP Grup Başkanvekili Ahmet Aydın düzenlemeyi savunmuş, aşağıda belirtilen açıklamayı yapmış,

"Devletin başı olması sıfatıyla, aynı zamanda bu ülkenin başkomutanı sıfatıyla kapalı istihbarat ve kapalı savunma hizmetleri, yine devletin milli güvenliği ve yüksek menfaatleriyle devlet itibarının gerekleri; siyasi, sosyal ve kültürel amaçlar ve olağanüstü hizmetlerle ilgili devlet icapları için kullanılmak üzere Cumhurbaşkanlığı bütçesine de bu ödeneğin konulması gerekli durumdadır. Dolayısıyla, bunun devletimizin bir numaralı olan, devleti temsil eden o makama yakışır tarzda da bence burada bu Meclis'te yaşayan bütün siyasi parti gruplarının da buna destek olması gerekir diye düşünüyorum." 

Sevgili okurlar,
İnsanların belirli bir coğrafyada bir arada ve sosyal bir düzen içinde , yaşamaya başlamalarından itibaren yönetim ve denetim ihtiyacı belirmiştir.
Bu iki olgu mütemadiyen etkileşim halindedir ve birbirlerini beslerler.Yönetim ve Denetim iç içe geçmiş fonksiyonlar ve süreçler bütünüdür.

Yönetim küresel bir kavramdır,bünyesinde başlıca dört ana alt öğeden oluşur ki bunlar Planlama-Örgütleme-Yönlendirme ve Denetim dir. Bunların aralarındaki ahenk , denetimin etkinliği ile doğrudan ilişkilidir.

Ülkemizde Anayasa gereğince ( md.125) idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. Merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ile SGK larının bütün gelir ve giderleri ile mallarını TBMM adına denetlemek ve sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak ve incelemek-denetlemek-hükme bağlamak yetkisi ise Sayıştay'a verilmiştir(md.160)

Sayıştayın iki temel işlevi vardır. Bunlardan ilki genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin mali faaliyet, karar ve işlemlerinin kanunlara, kurumsal amaç-hedef ve planlara uygunluk bakımından tetkik edilmesi ve sonuçlarının TBMM ne raporlanmasıdır. İkincisi ise hesapların hükme bağlanmasını içeren, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin gelir, gider ve mal hesapları ile ilgili işlemlerinin yasal düzenlemelere uygun olup olmadığına karar verilmesidir.

Özellikle mali işlemlerin bir bütün halinde denetime açık olması ve bu kapsamda kamu kaynağı kullanan kişi ve kurumların tüm eylemlerinin denetlenebilir olması şarttır. Ülkemizin en mahrem ulusal değerlerinin içinde bulunduğu TSK nin dahi mali mevzuat bakımından Sayıştay denetimine açık olduğu malumdur.

Değerli düşünürler, 5018 sayılı kanunun 24. Maddesi  ; Örtülü Ödenek tanımını şu şekilde yapmaktadır. Kapalı istihbarat ve kapalı savunma hizmetleri, devletin milli güvenliği ve yüksek menfaatleri ile devlet itibarının gerekleri, siyasi-sosyal ve kültürel amaçlar ve olağanüstü hizmetlerle ilgili hükümet icapları için kullanılmak üzere Başbakanlık bütçesine konulan ödenektir. 

Rahatlıkla görülebileceği üzere bir çok farklı harcama kalemlerinin rahatlıkla bu kapsam içinde mütala edilebileceği olağanüstü esnek bir tanımdır.

Halen mevcut ve yürürlükteki Anayasa ile tanımlanan Cumhurbaşkanının görev ve sorumlulukları içinde yukarıda belirtilen bu kriterlere yer yoktur. O halde Cumhurbaşkanı neden örtülü ödeneğe ihtiyaç duymaktadır sorusunu sormak en doğal ve demokratik hakkımızdır.

Örtülü ödenek olgusu, ülkemizde eskiden beri hep tartışma konusu olan, modern demokrasilerde ve hukuk devletlerinde olmaması gerektiği iddia edilen bir uygulamadır.  

Örtülü ödeneğin, meclis ve yargı denetimine tabi tutulmasını sağlayacak düzenlemelerin  yapılması gerekmekte olup bunun demokrasinin işleyişi bakımından çok önemli bir adım olacağı değerlendirilmektedir.

Hesap verebilir olmak açık toplumlarda saydam yönetim için vazgeçilmez bir zarurettir. Bunun en önemli mekanizmalarından birisi, kamu kaynağı kullanan birimlerin ve yetkilendirilmiş kişilerin görev ve sorumluluk alanlarının somut bir şekilde tanımlanması ve kesinlikle denetime tabi olmasıdır.

İnsanoğlu tabiatı gereği bireysel kaynaklarını kullanırken çok titiz ve maksimum çıktıyı hedefleyen davranış biçimini sergiler ama ne yazıktır ki  kamusal kaynakları kullanırken böyle bir güdülemeden yoksun olduğunu hayatın dinamikleri ve gerçekleri göstermektedir. İşte tam da bu nedenle kamu kaynaklarını kullananların kesinlikle sorumlu olmaları ve denetim sistemi tarafından kontrol edilmeleri şarttır. Bahsekonu denetim sisteminin muhakkak surette gerek örgütsel ve gerekse faaliyet anlamlarında önyargılardan, kurumsal taassuptan, bireysel algılardan ve milli varlıklarımıza zarar verici rekabet kaygılarından arınmış olması gerekir. (Ref: Sayıştay dergisi sayı 63)

Değerli okurlar, 
Her şeyden evvel bu asil milletin yok canından devlete ödediği vergilerin tek bir kuruşuna kadar nerede ve nasıl harcandığını bilmek hakkı olduğuna inanırım.

Bu netameli  ve insana hiç güven vermeyen "Örtülü " ifadesinin ivedilikle değiştirilmesi gerektiği kanaatindeyim.  Devlet sırrı denilen kavramın artık günümüzde pek bir değer ifade etmediği, kozmik odaların ve en gizli planların bile afişe olduğu yerde paranın harcandığı amaç ve yer , yasal ve ahlaki olduğu sürece neden saklansın ? üzeri örtülsün anlamak mümkün değil.
Belki bunun bir istisnası Allah vermesin Harp halinde sözkonusu olabilir ki o zaman ne ödeneğin ne de örtüsünün anlamı kalır, ülkenin tüm milli güç unsurları o harbi kazanmak uğruna seferber edilir.

Netice olarak; Sn.CB ve Sn.Başbakan , Demokrasiden, şeffaflık ve hesap verebilir olmaktan , yetim hakkını korumaktan bahsetmek ve inanılır olmak istiyorlar sa  her şeyden evvel bu fasıldan yaptıkları ve yapacakları harcamaların üzerindeki örtüyü kaldırmalıdırlar ve denetlenmesine imkan vermelidirler. Unutulmamalıdır ki normal olarak insanlar sadece günah ve/veya ayıp bellediklerini, başkalarının görmelerini , bilmelerini istemediklerini, utandıklarını ve/veya korktuklarını gizlerler, örterler.

Saygılarımla

Serdar Durat

Stratejist