Geçmişle Hesaplaşmanın Tam Zamanı !

Değerli düşünür dostlarım,

Yine bu günlerde hep birlikte ‘’Cambaza bak’’ durumundayız galiba. Gündem bir anda 73 yıl önceki olayların irdelenmesine ve hesaplaşmasına odaklandı.

Hikmetinden sual olunmaz ama ne büyük tesadüf ki tam da bedelli askerlik ve vicdani ret yasa tasarılarının açıklandığı zamana rast geldi bu Dersim(Tunceli) konusu. Toplum vicdanında oluşan sosyal yaralar sarılmadan bedelli askerlik konusu oldu bittiye getirilip zihinlerde ikinci plana atılmaya çalışıldı.

Tarihimize sahip çıkmak ve bilimsel/belgesel gerçekleri saptırmadan kamu oyu ile paylaşmak anlaşılabilir bir durum ancak bunu, ülkenin enerjisini tüketecek şekilde siyasi polemiklere ve argümanlara malzeme haline getirmek, bu günün gerçekleri ve öncelikleri karşısında Türkiye’ye hiç bir kazanç sağlamaz.

Her ülkenin tarihinde pek te gururla anamayacağı sosyolojik depremler yaratan trajedik olaylar yaşanmıştır. Bizimde tabiatı ile millet olarak mahçubiyet ve üzüntü duyduğumuz olaylar vardır. Dersim de bunlardan biridir. Dersim olaylarını ve o dönemde yaşanan acıları görmezden gelmek ve örtbas etmek doğru değil elbette fakat zamanlaması ve uygulama tarzı bakımlarından hata yapılıyor kanaatindeyim.

Konu tarihçilere/ bilim adamlarına bırakılabilir,TBMM bünyesinde hakikat araştırma komisyonları kurulabilir,devlet arşivleri de açılır ve resmi analizler-tespitler ortaya konduktan sonra da kim kimden özür dileyecekse o zaman diler. Nitekim sözde Ermeni soykırımı iddialarına karşı milli duruşumuz da bu yönde değilmildir ?

‘’Açtırma kutuyu söyletme kötüyü ‘’diye bir söz vardır bizim kültürümüzde.

Eğer pandoranın kutusunu açarsanız içinden cin çıkmayacaktır emin olunuz zaten yeterince ayrışmış,birbirinden uzaklaşmış,güven bunalımı içinde bir arada yaşamaya çalışan insanların hayatı daha da zorlaşacaktır. Farklı etnik kökenleri ve farklı inançları olan gurupların birbirlerini suçlayabilecekleri çok şeyler yaşanmıştır bu topraklarda. Bazen kabuk tutmuş yaraları tekrar tekrar kaşıyıp da kanatmak yerine ders almak kaydı ile gönül arşivlerimizde muhafaza etmek daha rasyonel olabilir.

Aksi takdirde yarın bir gün; başka birileri de kalkar 6-7 eylül olaylarını, Çorum-Sivas ve Maraş’ ta yaşanan, insanlık onurunun ayaklar altına alındığı acı olayları gündeme getirir ve bambaşka hesaplaşmalar ülkeyi duygusal kaosa ve daha derin ayrışmalara sürükler, konu yeni kan davalarına dönüşebilir endişesindeyim.

Her tarihsel olayın kendi zaman dilimi içindeki sebep-sonuç ilişkisi ile ve o günün konjonktürel koşulları uyarınca değerlendirilmesi gerektiği inancındayım.

Olayların vukubulduğu dönemi yaşamayan ve yeterince bilgi sahibi olmayan kişilerin bahsekonu olayları bugünün anlayışı ve genel kabulleri ile değerlendirmeleri ve yargılamaları çok sağlıklı neticeler vermeyebilir.

Değerli düşünürler,netice olarak ; tarihimizle yüzleşme konusundaki duyarlılık tabiki olsun ancak bunca devasa çağcıl sorunları bir kenara bırakıp geçmişin hesabı ile başta zaman olmak üzere kaynak tüketmek en azından bu gün için bana pek doğru ve zaruri gelmiyor. Türkiye’nin bu gün ihtiyacı olan şey daha fazla bölünmüş/ayrışmış bir toplum değil ayni coğrafyada birlikte yaşama iç güdüsünü ve iradesini besleyebilecek parametreleri yaratmaktır.

Soğukkanlı bir şekilde fayda-zarar analizi yapıldığında durumun daha sağlıklı bir yöntemle aydınlatılması gereği ortaya çıkacaktır.

Lütfen bir an için yakın çevremize ve yakın etkileşim içinde olduğumuz ülkelerin durumuna bakınız. Öncelikle güvenlik olmak üzere çok ciddi ekonomik ve siyasi sorunların çıplak gözle dahi görülebilecek kadar yakınımızda olduğu yadsınamaz.

İran’ın nükleer güç oluşturma çabaları-Irak’ın yakın gelecekte ABD nin çekilmesinden sonraki karmaşık yapısı- Suriye de yaşananlar ve Türkiye için çok muhtemel olumsuz etkileri-İsrail ile aramızdaki gergin ortam- AB içindeki giderek ağırlaşan ekonomik zorluklar-küresel anlamda yaşanan ve bulaşıcı niteliği haiz finansal sıkıntılar ile dışarıdan, terörle mücadele-istihdam sorunu-sürdürülebilir büyüme için ithalata olan bağımlılık-cari açık-gelir dağılımındaki dengesizlik-etnik ve dini içerikli ayrıştırıcı /bölücü yaklaşımlar ile içeriden adeta kuşatılmış halde iken mesaimizi geçmişin günahları ve sevapları ile hesaplaşmaya adamak hevesi ;

Roma alev alev yanarken keman çalmaya benziyor..

Saygılarımla

Serdar DURAT
Stratejist