Gezi Gençliğinin Organize Olma İhtiyacı

Değerli düşünür dostlarım,

Taksim Gezi parkı ile oluşan gençlik hareket , adına ister direniş diyelim ister sorumluluk bilinci  ve enerji yükselmesi, yurt çapında demokratik ve barışçıl bir tabiat ile devam etmektedir. Ne yazıktır ki  doğum yeri olan Gezi parkı şu anda halka kapatılmış durumda olduğundan bu genç gruplar alternatif  Park alanları buldular ve kendi aralarında açık hava toplantıları, forumlar düzenliyorlar, adeta beyin fırtınası şeklinde fikir üretmeye , taleplerini - eleştirilerini  özgürce dile getirmeye ve seslerini duyurmaya çalışıyorlar.

En  başından beri üstün zekalarına, mizah anlayışlarına, özgürlük sevdalarına , insan sevgilerine, yeni paradigmalarına, samimiyetlerine , heyecanlarına ve en önemlisi cesur yüreklerine büyük saygı duyduğum ,hayranlıkla ve keyifle izlediğim bu gençlerimize akıl vermek, tavsiyelerde bulunmak gibi bir hakkım ve haddimin olmadığını düşünürüm ancak hoşgörülerine sığınarak ve hayal kırıklığı yaşamamaları  için bazı bireysel kaygılarımı paylaşmak ve önerilerimi  ilgilerine sunmak istedim.

Sevgili genç arkadaşlar,

Bu demokratik ve barışçıl hareketinizin son derece hassas, kırılgan ve her türlü istismara açık olduğunun farkındasınızdır eminim. Aranıza sızmaya ve sizlerin enerjinizi  düşürmeye , azim ve iradenizi zayıflatmaya, zihinlerinizi karıştırmaya çalışan art niyetli sözde paydaşlarınız olabilir. Bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu tür girişimlerin önünü kesmek için çok dikkatli olunuz ve aranıza nifak sokmalarına izin vermeyiniz. İçinizde hukuk eğitimi almış/ alıyor olan arkadaşlarınız vardır, onların mentorluğundan yararlanarak asla hukuk dışı bir faaliyet içinde bulunmamaya özen göstermenizi dilerim.

Henüz kendinize lider/ler seçmediğiniz ve kurumsal bir kimlik belirlemediğiniz, eşitlikçi ve özgür bir ortamda birarada olmayı tercih ettiğiniz görülüyor.

Şimdilik farklı illerdeki gönüldaş gruplar arasında gerçek anlamda bir koordinasyon- iletişim ve konsolidasyon çabası içinde olmadığınız da aşikar. Kitlesel enerjinizin, toplu psikolojinizin ve yaratıcı gücünüzün verimliliğini beslemek  ve ülke menfaatlerine hizmet eder şekle evrilmek ihtiyacı olduğu kanaatindeyim.

Unutmayınız bizim kültürümüzde hayatın içinden damıtılmış tecrübelerden doğan çok manidar sözlerimiz vardır.

İki  kaptan gemiyi batırır , çok aşçı çorbayı bozar  derler. Gayet tabidir ki çok seslilik ve katılımcılık demokrasinin gereğidir ve zenginliktir ama kargaşaya mahal verilmemesi ve ahenk için büyük davaların mutlaka seçilmiş liderler tarafından yönlendirilmesi zarureti vardır. Büyük bir senfoni orkestrasında onlarca farklı enstrümanın ayni anda ve muhteşem bir harmoni içinde eserlerini sergilemelerinde Şef'in maharetinin önemi malumlarınızdır.

Ülkemiz bildiğiniz gibi sorun stokları açısından çok zengin fakat sorun çözme becerileri bakımından biraz fakir bir ülkedir. Sevelim sevmeyelim bu gerçeklik ortadadır. Bildiğiniz gibi sorun çözmek kaynak sarfını gerektirir ve bu kaynaklar sonsuz ve sınırsız değildir. Dolayısı ile milli meselelerimizin çözümünde öncelik değerlendirmesi yapmakta ve bir plan dahilinde uygulamaya geçmekte yarar var düşüncesindeyim.

Uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi okuyan arkadaşlarınız vardır muhakkak onların da birikimlerinden ve vizyonlarından istifade etmenizi öneririm.

Sorunları çözebilmek için yetkilerle donatılmak şarttır. Temenniler ve fikirler bir yere kadar güzeldir ama hayatın içinde pratikleşmedikleri sürece felsefe ve iyi niyet statüsünden öteye geçemezler. Bu günün koşullarında bahsekonu bu yetki sadece legal siyaset yolu ile kazanılabilir.

Netice olarak özetle demem odur ki genç dostlarım; bu yükselen enerjinizi hiç düşürmeden ve mümkün olduğunca kısa zaman içinde geniş kitlelerin sempatisini ve güvenini kazanacak bir siyasi kurumsal kimlik sahibi olmayı düşünmelisiniz.  Muhtaç olduğunuz kudretin nerede olduğunu çok iyi biliyorsunuz.

Saygılarımla

Serdar Durat
Stratejist