Hiç bir mazeret başarıdan üstün değildir

Değerli düşünür dostlarım,

CB seçiminin henüz gayriresmi de olsa sonuçları açıklandı ve Başbakan Erdoğan yaklaşık %51.7 oy alarak Türkiye Cumhuriyetinin 12. Cumhurbaşkanı oldu.

CHP ve MHP nin ortak çatı adayı olarak desteklediği Ekmeleddin Bey ise yaklaşık %38.5 oy aldı. Selahattin Demirtaş kendi çapında başarı olarak değerlendirilen %9.8 oranında oy alabildi. Her seçim sonrası olduğu gibi siyasi partilerin sözcüleri, anket firmaları, yazarlar-gazeteciler, akademisyenler, istatistikçiler, tv yorumcuları bu yüzdeleri kendi bakış açılarından değerlendirmeye başladılar. Önümüzdeki bir kaç gün bu tür konuşmalara fazlası ile doyacağımız kesindir.

Sevgili okurlar,

Rakkamlarla boğuşmanın ve başarı kriterlerini eğip bükmenin bu saatten sonra hiç bir kıymeti harbiyesi yoktur. Bizim görebildiğimiz bazı gerçekler aşağıda özetle sunulmuştur.

1. 17 Aralık süreci Başbakan Erdoğan'ı zannedildiği ve/veya beklendiği gibi yıpratmamıştır.  Yolsuzluk iddialarına Erdoğan'a sempati duyan kitleler ya inanmamışlar veya inansalar da  önemsememişlerdir.

2. Erdoğan'ın özellikle seçim kampanyası kapsamındaki mitinglerde kullandığı Etnisite ve mezhep bazlı ayrıştırıcı, asabi uslup prim yapmıştır.

3. CHP seçmeni Kılıçdaroğlunun talimatını dinlememiş ve tıpış tıpış sandığa gitmemiştir.

4. MHP tabanı İhsanoğlu'nu benimsememiş ve bir kısım MHP oyları Erdoğan'a gitmiştir.

5. İhsanoğlu'nu destekleyeceklerini beyan eden TBMM dışındaki siyasi partilerin paydaşları ve seçmenleri liderlerinin yönlendirmesini reddetmiştir.

6. İhsanoğlu'nun. seçim kampanyası sürecinde MHP ve CHP nin destekleri kamuoyunda algılandığı şekli ile cılız ve etkisiz kalmıştır. Ekmel Bey'in bireysel gayretleri saygı ve takdir uyandırsa da Erdoğan'ı alt etmeye yetmemiştir.

7. Başbakan Erdoğan'ın en baştan seçimin mutlak galibi olarak lanse edildiği araştırmalar ve algı yönetimi başarılı olmuş, özellikle küskün CHP seçmeninin rehavetini beslemiştir. Bir başka deyişle İhsanoğlu'nun adaylığını içlerine sindiremeyen CHP-MHP kitlelerinin, nasıl olsa sonuç belli ben oy versem ne olur vermesem ne ? diye düşünüp hiç olmazsa inanmadıkları/tanımadıkları/istemedikleri ama kendilerine empoze edilen bir adaya oy vermek zorunda kalmaktan kurtulmak için gerekçe oluşturmuştur.

8. Ülkemizin yeni siyasi gündemi şimdiden belli olmuştur . Bu oy oranı ile Erdoğan hayal ettiği gibi bir CB olabilecek mi ? Başbakan kim olacak ?

AKP içinde dengeler değişecek mi ? CHP ve MHP yönetimlerinde nasıl bir deprem oluşacak ? HDP kitle partisi olabilecek mi ? sorularının cevapları ile yatıp kalkacağımız pek aşikar.

Değerli düşünürler,

Siyaset ve liderlik , mazeret değil çözüm üretebilme , kitleleri ikna ederek peşinden sürükleyebilme sanatıdır. Erdoğan'ın CB seçimindeki başarısı hiç bir mazeretle küçümsenemez, küçümsense de hiç bir faydası olmaz. Oyun teorisinin temeli' gücünüz varsa kural koymak, gücünüz yoksa mevcut kurallara uymak zorunluluğuna dayanır. Bu cümleden olarak hem Erdoğan'nın CB olmasını istememek ve hem de ayni zamanda Ekmel Bey'i beğenmeyip oy vermemek /menfi propogandasını yapmak en azından oyunun kurallarını - ne istediğini bilmemek ve oyun dışında kalmak anlamına gelir.

Netice olarak ; CB seçimleri öncesindeki kampanyaların eşit şartlarda yapılmadığını vurgulamanın , Başbakanın istifa etmeden devlet imkanlarını kullanarak haksız rekabet içinde yarışmayı sürdürmesinden şikayet etmenin, tatillerinden dönmeyen ve oy kullanmayan CHP-MHP seçmenlerini suçlamanın ve İhsanoğlu'nu yalnız bıraktığı düşünülen siyasi partilere kızmanın artık hiç bir anlamı kalmamıştır.

Atı alan Üsküdar'ı geçmiştir.

Başbakan Erdoğan bu gece geç saatlerde yine muhteşem bir belagat ile balkon konuşması yapmış ve seçim kampanyalarından çok farklı bir söylem ile toplumun her kesimini kucaklayıcı , şefkat yoğun uslup kullanmış, toplumsal uzlaşıyı amaç edindiğini  belirtmiş ve kendisine oy veren vermeyen 77 milyon vatandaşın CB olmak konusunda söz vermiştir.

Hepimiz ayni ejdat ve ayni kültürün evlatlarıyız demiş, birlik ve beraberlik çağrısı yapmıştır. Çoklukta birlik mesajı vermiştir. Farklılıklarımızın ayrıştırıcı değil, birleştirici etkisi olmasını istediğini belirtmiştir.

Hafızamız bizi yanıltmıyorsa önceki balkon konuşmalarında da benzer iyi niyetli  ifadeleri kullanmış ancak uygulamaları çok başka olmuştu.

Dileriz ve umarız ki bu defa balkon konuşmasında söylediklerini CB lığı döneminde asla unutmaz ve farklı tutumlar içine girmez. Aksi takdirde bu gün tıpış tıpış sandığa gitmeyenler ve oy kullanmayanlar yarın hüngür hüngür ağlayacaklardır ama son pişmanlık fayda etmeyecektir. Erdoğan benim Cumhurbaşkanım değil deseler de hakikat değişmeyecektir.

Saygılarımla

Serdar Durat

Stratejist