Hortlaklar

11 Kasım günü Baskan Bush şavaş kabinesini acilen topladı. Irak’a atanan Vali Brenner’in apar topar Washington’a çağrılması Bush’un son gelişmelerden rahatsız olduğunun bariz göstergesi.

Beyaz Saray’da yapılan toplantıya Dışişleri Bakanı Powell, Savunma Bakanı Rumsfeld ve Danışman Rice gibi ağır toplar katıldılar. Toplantının Ulusal Bayram olan 11 Kasım Gaziler Gününe denk gelmesi tarihin bir cilvesi oldu.

Toplantının sebebi Ramazan ayı ile birlikte ‘Sünni Üçgeni’ olarak tanımlanan bölgede gerilla saldırılarının temposundaki artış. Bağdat’ın kuzey ve batı bölgesinde yer alan saldırıların sayısal artışına karşın esasen stratejik olarak saldırıların fazla önemi yok. Saldırıların sembolik önemine rağmen teroristler henüz hiç bir bölgeyi denetim altında tutamıyorlar ve askeri anlamda ABD güçlerine karşı bir tehdit oluşturmuyorlar.

Politik Tahribat

Askeri açıdan durum nispeten sakin ve tahammül edilebilir olsada, siyasi olarak Bush ‘hamama girmiş’ bulunmakta. Amerika’da savaş karşıtları seslerini yükseltmekteler. Bush yönetiminin gerila savaşı ile ilgili hiç bir tahmininin olmaması ve savaşı bitirmek için gerçekçi bir planının bulunmaması, hükümeti zor duruma soktu. Seçimler yaklaştıkça siyasi rakipleri Bush’u Irak konusunda terletecekler.

ABD içinde tahribat henüz büyük boyutlarda olmasada, Müslüman dünyada yaratılan siyasi tahribat oldukça çaplı. ABD’nin niyeti Irak operasyonu ile birlikte Radikal İslam’ı umutsuzluğa boğmaktı. Amerika muazzam askeri gücünü kullanarak kararlı bir üstünlük gösterecek ve böylece Radikal İslam’nın geleceğe yönelik hiç bir şansı bulunmadığını ispat edecekti.

‘Neocon’ olarak adlandırılan Şahinler’in stratejisi bu idi. Buna karşılık Radikal İslam Amerika’nın gücünün şişirilmiş ve Amerikan iradesinin zayıf olduğunu savunmakta idi.

Ancak Şahinler’in yanlış hesabı Bağdat’tan döndü. Irak’ta gelinen nokta, Müslüman dünyasında askeri gerçeklerden uzak bir algılama yarattı.

Amerikan gücü ‘shock and awe = şok ve korku/saygı’ yaratacağı yerde Radikal İslam’ın inançlarına güç kattı. Öteden beri radikallerin savunduğu ‘Amerika düzenli orduları yenebilir fakat gerilla ve paramiliter güçlere karşı başarılı olamaz’ görüşü prim yaptı.

Modern yaşamın sonuca gidici seri yaklaşımı, radikallerin sabırla hareket etme stratejisi karşısında patinaj yapmakta.

Amerikan İstihbaratı Sınıfta Kaldı

ABD’nin varsayımı, Saddam’ın ordusu yenilip Bağdat düşünce, Irak’ta düzenli direnişin çabuk biteceğiydi. ABD istihbaratı Saddam’ın ‘B-Planı’ olduğunun farkında bile değildi. Oysa Saddam iyi bir ‘talebe’ olarak Taliban’ın Afgan staratejisinden çok şey öğrenmişti. Taliban güçleri Afganistan’da ABD güçleri ile doğrudan çatışmadan, geri çekilip, dağıldılar. Araziye uyan Taliban gerilla olarak yeniden örgütlendi. ABD askeri gücü karşısında hiç bir şansı olmadığını bilen Saddam ‘B-Planını’ çoktan hazırlamıştı. ‘Sünni Üçgeni’ içinde emir-komuta zinciri oluşturan Saddam gerilla savaşı için gizli lojistik ve askeri hazırlıklar yaptı. Ülke dışından gelen Radikal İslamcılarla güçlenen grup Ramazan ayı ile birlikte saldırıların dozajını arttırdı.

Yaşam boyu en güçlü içgüsü ‘hayatta kalma’ duygusu olan Saddam gibi birisinin bazı alternatifler hazırlama olasılığını Amerikan istihbaratının düşünmemiş olması gerçekten ilginç !!! Şimdi Amerikan Başkanı Bush’un konumu oldukça dezavantajlı. En güvendiği * istihbarat kaynaklarının Irak konusunda sınıfta kalması Bush’u rahatsız etmekte.

Geçmişte yanlış istihbarat veren birimlerin bundan sonra doğru istihbarat verme olasılığının düşük olduğunu bilen Bush, stratejisini ‘en kötü’ seneryoya göre ayarlamak zorunda. Stratejik planlama açısından Bush köşeye sıkışmış durumda.

Nisan ve Mayıs aylarında iyimser istihbarat senaryolarına göre kararlar almış olan Başkan Bush bu günlerdede kızgın.

Ho-Chi Minh ve Hümeyni’nin Ruhları

Bugün Amerika’da politikada ve yönetimde ağırlığı olan kuşağın psikoljisinde Vietnam kabusu canlılığını korumakta. Toplumsal hafızada yaşayan Vietnam hayaleti Amerika’nın her askeri harekatında yeniden hortlamakta. Değerli okurlar insanlık tarihi cilvelerle dolu.

Günümüz dünyasının içinde bulunduğu politik çalkantıların temelinin 1919 Paris Anlaşması ile atıldığını hatırlatmak isterim. I. Dünya Savaşı’nın galipleri Versailles Sarayı’nda toplanıp dünya haritasını çizerken hiç bir tarihi ve sosyolojik gerçek hesaba katılmadan Ortadoğu’nun da bugünkü haritası çizilmişti. O günlerde ‘halklara özgürlük’ sloganının isim babası Amerikan Başkanı Wilson’a Paris Ritz Otelin’de hizmet eden ahçı yamağının kim olduğunu biliyor musunuz ?

100 binden fazla Amerika askerini öldüren Viet-Kong’un lideri Ho-Chi Minh !!!

Bush kendi istihbaratına güvenemiyor. Vietnam Sendromu’ndan korkuyor ve Irak’ta Geçici Hükümete acilen Amerika’nın yetkilerini devir etmek istiyor. Ancak Bush bu sapakta başka bir riskle karşı karşıya. Geçici Hükümet’in dayandığı taban fazla güçlü değil. Irak halkı Geçici Hükümetin meşruiyetini fazla ciddiye almayabilir. İşte bu noktada ‘denize düşen yılana salılır’ misali, Amerika’nın hızlandırılmış karar alma ortamında Şiiler’le işbirliğine gitme şansı yüksek. Bu işbirliği Amerika’nın arzuladığı bir işbirliği değil.

Irak’ta en büyük nüfusu oluşturan Şiiler’in çağdaş anlamda demokratik bir rejim istemedikleri açık. Irak Şiileri, İran İslami Cumhuriyetine benzer bir model peşinde. Hümeyni rejiminin bir benzerinin Irak’ta kurulması, Amerika’nın yakın tarihinde en kötü anılarının olduğu iki ülke, İran ve Vietnam’ın tarihsel rövanşı almaları olur.

Şiilerle iş birliği Amerika için belki durumu bugün kurtarabilir ama orta vadede ABD’ye Ortadoğu’da çok büyük bir fatura çıkarır. Hiç şüpheniz olmasın KDV’yi ödemekte Türkiye’nin üzerine yıkılır !!!!

* Meraklısına Not : Başkan Bush’un babası Bush, politikaya atılmadan önce

CIA Başkanlığı yapmıştır. CIA kurumunun merkezinin bulunduğu
Kampüsün resmi adı “The George Bush Center For Intelligence”dir.

16 Kasım 2003
WASHINGTON DC
joememet@hotmail.com