Irak-Nam

Değerli okurlar dikkatinizi çekerim. 2 yıldır periodik olarak Irak konusunu analiz etmekteyiz, fakat bugüne kadar net bir resim çekemedik. Analizlerin ve yapılan teşhislerin eksiklikleri çok fazla. Özellikle Türk eğitim sisteminde Osmanlı tarihinin gerçekçi bir analizinin yapılmamış olması, Irak konusunda bocalamalara yol açmakta.

Kerry’nin Gurusu Ne Diyor ?

Senatör Kennedy’i tanımayan yok. Massachusetts eyaletinin 40 yıllık senatörü ve Kennedy aşiretinin duayeni. Bugünlerde Kennedy yeni bir role soyunmuş bulunuyor; Diğer Massachusets eyaleti senatörü, Kerry’i ABD’ye Başkan yapmak. Kennedy, Kerry’nin hamisi, akıl hocası ve gurusu.
Senatör Kennedy ikide bir Başkan Bush’a saldırıyor. Kennedy’nin en son attığı slogan bayağı tuttu. Kennedy’e göre Irak, “Bush’un Viet Nam’ı”. Son günlerde Irak’taki çatışmalarda ölenlerin sayısı artınca, Irak - Viet Nam karşılaştırmalarının dozajı arttı.
Savunma Bakanı Rumsfeld’in takviye gönderebiliriz yorumu, Viet Nam döneminin demeçlerini anımsattı. Geçen hafta içinde Senato Komisyonunda ifade veren Madam Rice’ın ( Pirinç Hanım ) açıklamaları, ABD’nin ve Bush yönetiminin 11 Eylül saldırılarına hazırlığı konusunda, tatmin edici olmadı.
Amerikan kamuoyunda, Irak savaşı ve benzeri girişimler konusunda şüpheler giderek artmakta. Bu ortam başkanlık seçimlerinde Kerry’e bir avantaj sağlayacak.

ABD’nin Kalıcılığı :

Irak’ta son günlerde yaşananlar önümüzdeki aylarda yaşanacakların ana hatlarını belirledi. Kuzey Irak’ta ABD televizyonlarında Kürdistan isimli bir bölge farklı renkle gösterilmekte. ABD kamuoyu Kuzey Irak’ı artık bir sorun olarak görmemekte. Orta ve Güney Irak’ta, ABD iki cephede savaşmakta. Sünniler ve Şiiler. ABD’nin, Amerikan kamuoyunun huzursuzluğuna karşı aşırı askeri güç rotasyonu kullanması, iki cephede sürdürülebilir bir mücadele vermesini engelliyor. Yeni gelen kıtalar araziye ve şartlara alışamadan Amerika’ya geri gönderiliyor. ABD’nin insan gücü açısından lojistik zorlukları bulunmakta. Irak büyüklüğünde bir ülkeyi teknolojik güçle dize getirmek mümkün olsa da, kontrol etmek ‘emek-yoğun’ askeri güç gerektirmekte. Amerika’nın sürdürülebilir denetimi soru işaretleri ile dolu. Amerikan vatandaşlarının zorunlu askerlik görevi olmaması, Pentagon için ayrı bir baş ağrısı. Yakın gelecekte, zorunlu askere alma tartışmaları başlarsa şaşırmayalım.
ABD’nin Irak’ta bulunan sivil görevlileri zamanın aleyhlerine çalıştığının farkındalar.
Amerikalıların İngiliz gurularının geçmişte Orta Doğu’da kullandıkları, ‘Böl ve Yönet’,
‘Yücelt ve Batır’, ‘Rüşvet ve İhbar’ gibi geleneksel Anglo-Sakson taktiklerini mebzül miktarda kullandıkları malum. ( Bu konuda bir iki Shakespeare eseri öneririm ).

Eyyübi Arayışları :

Ne garip !!! Aradan binlerce yıl geçmiş bazı ‘şeyler’ hep aynı. Amerika’da yaşayan 5 kişiden 4’ü kendisini Hıristiyan olarak kabul ediyor ve kiliseye gidiyor. (Avrupa’da bu durum çok farklı) . ABD’de yaşayanların üçte biri aynı zamanda aslında bir Hind inancı olan ‘reenkarnasyona’ inanmakta. Buna karşılık Irak’ta ayaklanan gruplar, Şiiler ve Sünniler ‘Büyük Şeytan Amerika’ya’ karşı silahlı mücadele veriyorlar. Ortada buram buram din savaşı kokan fiili bir durum bulunmakta. Irak’ta savaşanların tek kriteri var :
Amerikan ve Hıristiyan düşmanlığı. Irak’ta savaşan Amerikalı askerlerin ne kriterleri olduğu belirsiz. Amerikan yönetiminin kriterleri ise çok net : Irak başta olmak üzere Orta Doğu’ya Batı Demokrasi’si getirmek. Madam Rice’ın Senato ifadelerinde bu akademik özlem açık şekilde telaffuz edildi. Ne ki Amerikan toplumunda Orta Doğu ve diğer bölgelere bu derece iddialı zorlamalarla gitmek konusunda bir konsensüs olduğunu sanmıyorum.

Amerika’nın Irak macerası din savaşlarına indirgenip yeni bir Selahattin Eyyübi reenkarnasyonu ile mi sonuçlanır? Yoksa Kerry seçimleri kazanıp, bırakın bu BOP falan gibi hayalleri, haydi hepiniz ülkenize geri dönün emri ile mi biter, bilinmez.