Kalbim Küba'da Kaldı - 10

ONUNCU BÖLÜM

Sabahleyin ilk işim televizyonu açmak oluyor...

Bir kaç gündür tedirginim!

Çünkü, ABD’den 24 saat aralıksız yayın yapan hava durumu kanalının bugün ile ilgili neler söyleyeceğini merak ediyorum.

1-20151031115918.jpg

Küba’yı ziyaret tarihimi tam da kasırga sezonuna denk getirmekle iyi bir iş yapmadım mı acaba?

4 şiddetinde bir kasırga, birkaç gündür Küba’nın doğusunu yalayıp Miami’ye doğru ilerlemeye çalışıyor.

2-20151031115918.jpg

CNN dahil tüm haber kanalları alarma geçmiş vaziyette!

Herkes, “bugüne kadar yaşanmış kasırgalar arasında en büyüğü”nün ABD’in güneyini vuracağını tahmin ediyor...

Kentler boşalıyor... Amerikalılar kuzeye kaçıyor...

***

Acaba uçağım ertelenir mi filan diye düşünerek kahvaltımı ediyorum...

Sonra, ver elini  Havana Katedrali...

Din işleri ve Küba

Uzun ismi The Cathedral of The Virgin Mary of the Immaculate Conception olan Havana Katedrali muhteşem bir yapı.

3-602.jpg

Küba sathına yayılmış on bir Roman Katolik katedralinin en güzeli, en görkemlisi.

1777 yılında tamamlanan bu muhteşem yapı, Barok mimarinin Küba’daki en önemli örneği kabul ediliyor.

Binanın taşları, Meksika Körfezinin dibinden çıkartılmış. Taşlar, üzerlerinde hala denizin izlerini taşıyor.

***

Öğrendiğim kadarıyla, ayin 09.00’da başlayacak.

Havayı teneffüs edebilmek için, yarım saat önceden kapının önündeyim.

Küçük avlunun demir kapısı açık, az sonra ağır, yüksek, ahşap kapı da açılıyor.

Katedralinin içi beklediğimden de bakımlı. Belli ki birkaç hafta önce Papa’nın ziyaretine çok iyi hazırlanmış.

Görevliler ayin için hazırlıkları sürdürürken birkaç fotoğraf çekiyorum. Kimse aldırmıyor. O zaman işi ilerletip günah çıkartanların fotoğrafı için de deklanşöre basıyorum...

4-381.jpg

Zaman ilerledikçe sayı artıyor...

İnsanların yüzlerinde, yeniden dinle kucaklaşıyor olmanın iç huzuru var gibi.

Geçenlerde konuştuğum bir Kübalı “Çok geçmez” diyor “bütün kiliseler insanla dolar taşar. Herkes alttan alta dinini yaşamaya devam etti.”

İşte bu ilginç!

Sovyetler Birliği’nde de tıpkı böyle olmuştu...

Devrimden yetmiş yıl sonra, ibadetgahların kapısı yeniden açılınca, toplumun neredeyse tamamının hala dindar olduğu ortaya çıkmıştı.

En azından üç kuşağı komünist olarak eğitseniz de, insanların derinlerinde bulunan “Allah korkusu”, “öteki dünya” gibi inançları silip atamıyorsunuz.

Zaman ilerleyip, ibadetgahı insanlar doldurdukça Küba’da da aynı durumun vuk’u bulacağından hiç kuşkum kalmıyor...

***

Öte yandan Fidel Castro ve arkadaşlarının ibadetgahları kapatmakla, bazı din adamlarını sınır dışı etmekle birlikte, dini değerlere çok da saldırmadıklarını, Stalin tarzı davranışlarda bulunmadıklarını biliyoruz.

Aşağıdaki fotoğrafı Havana Mezarlığı’nda çektim. Fotoğraf, mezarlığın dev kapısının tepesini gösteriyor.

5-218.jpg

Koskoca bir devrim gerçekleştirmiş, çıkar yol olarak komünizmi seçmiş Küba’nın yeni yöneticilerinin, estetik bir miras, ahlaki bir tutum ya da adını her ne koyarsanız koyun, bir nedenle, insanların inançlarına pek de el uzatmadıklarını hissediyorsunuz...

İşte bunun bir örneği daha:

İsa’nın dev heykeli!

6-157.jpg

Bu heykel, şu anda bulunduğu ve kenti tepeden gören noktaya, Batista Havana’dan kovulmadan bir hafta kadar önce dikilmiş.

Sonra devrim gerçekleşmiş ama heykele kimse ilişmemiş.

Che’nin her gün gelip gittiği ofis ve konutun karşısında yer alsa da, kimse tarafından sökülüp atılmamış...

Bugünün Küba’sında, dine dönüşün önemli nedenlerinden biri de acaba bu olabilir mi?

***

Dönelim tekrar Havana Katedrali’ne...

Kalabalık artmadan etrafta dolaşan görevlilerden birine “Yetkili biriyle görüşebilir miyim?” diye soruyorum.

Sonradan adının Juan olduğunu öğrendiğim rahibi işaret ediyorlar...

Önce nereden geldiğimi soruyor Rahip Juan ve çok memnun olduğunu ifade ediyor.

“Gazeteciyim, birkaç sorum var” deyince suratı değişiyor.

“Konuşamam” diyor ve ekliyor “henüz zamanı değil!”

Birlikte fotoğraf çektirmemize ise hiç itiraz etmiyor.

Anlayışla karşılıyorum rahibin konuşmak istememesini.

Çok kritik bir dönemden geçiyor Küba.

Herkesin adımını çok dikkatli atmasını gerektiren günler bunlar...

Fotoğrafımızı çektirdikten sonra, teşekkür edip ahşap sıralardan birine ilişiyorum.

7-106.jpg

Bu arada Papa’nın birkaç hafta önce gerçekleştirdiği ziyaretinden kalma, üzerinde resmi olan yelpazeler dağıtılıyor...

8-068.jpg

Az sonra ayin başlıyor...

İlahiler söyleniyor, dualar ediliyor...

9-046.jpg

Ve ayin sona eriyor...

Herkesin yüzünde bir rahatlama...

Havaalanı’na doğru...

Havana Katedrali ile Küba seyahatime son noktayı koymuş oluyorum...

Şimdi havaalanına gideceğim ve oradan da ver elini Türkiye...

Tabii kasırga engel olmazsa...

Olmuyor!

Uzun bir yolculuktan sonra, uçağın tekerlekleri Atatürk Havaalanı’nın pistinde dönmeye başlayınca, “KALBİM KÜBA’DA KALDI” diyorum kendi kendime.

Evet, yazacağım dizi yazının başlığı tam da bu olmalı...

Dokuzuncu bölüm için lütfen tıklayın.

Sekizinci bölüm için lütfen tıklayın.

Yedinci bölüm için lütfen tıklayın.

Altıncı bölüm için lütfen tıklayın.

Beşinci bölüm için lütfen tıklayın.

Dördüncü bölüm için lütfen tıklayın.

Üçüncü bölüm için lütfen tıklayın.

İkinci bölüm için lütfen tıklayın.

Birinci bölüm için lütfen tıklayın.