Kalbim Küba'da Kaldı - 7

YEDİNCİ BÖLÜM

Vinales, Küba’nın en popüler kasabalarından biri.

Havana’da büyük otellerin altlarında ya da girişlerinde konuşlanmış tur şirketleri, bu sıra dışı kente günübirlik turlar düzenliyorlar.

Onlardan birinin düzenlediği tura katılacağım...

1-20151028101003.jpg

Midibüs, sabah 07.30’da otelimin kapısından alacak ve akşamleyin 07.30 sularında tam da aldığı yere bırakacak.

***

Tur aracımız neredeyse tam zamanında kalkıyor.

Pırıl pırıl ve buzdolabı gibi...

Tur rehberimiz Küba’lı, şirin, genç bir hanım...

Vinales için henüz yola çıkmış olsak da, “tütün mevzuunu” şoför gaza basar basmaz anlatmaya başlıyor...

Bir ara, büyük elçiliklerin bulunduğu caddeden geçerken konuyu değiştiriyor.

***

“Devrimden önce bu caddede zenginler otururdu. Devrim olunca onlar gittiler...”

(Küçük hanımın buradaki vurgusunun, sanki canları sıkıldı da gittiler der gibi olması dikkatimi çekiyor.)

Devam ediyor tur rehberimiz...

“Şimdi onların terk ettikleri binalarda büyükelçilikler bulunuyor...”

Yol boyu birbirinden güzel, görkemli, şatafatlı binalar...

Büyük ve bakımlı bahçelerin içindeler...

“İnsanların her biri servet değerinde olan bu binaları bırakıp gitmeleri zor olmuştur...” diye düşünüyorum.

(Devrim işte tam da böyle bir şey! Alabildiğine tartışmalı bir konu ve daha çok nereden baktığınıza bağlı.)

Havana’nın merkezinde, bakımlı olmaları halinde çok görkemli, hoş görünecek bazı binalarla ilgili, yakaladığım herkese sorular sormuş, aşağı yukarı şu cevabı almıştım:

“Eskiden sadece bir ailenin yaşadığı bu evler, devrimden sonra her odasında bir aile yaşar hale getirildiler. Binaların yeni sakinleri yoksul olduklarından, yaşadıkları yerleri ayakta tutmak için hiçbir harcama yapmadılar.”

İşte böyle...

Havana’da bulunan bina stokunun neredeyse tamamının bakımsız, yıkılmak üzere olmasının cevabı tam olarak bu.

Büyükelçilikler ve ardından daha çok ilaç endüstrisi ve laboratuvarların bulunduğu bölgeyi geride bırakıp yine Küba’nın üç gidiş, üç geliş şehirlerarası yoluna çıkıyoruz.

***

Yollar neredeyse boş gibi. Arada bir araç geçiyor.

Vinales istikametinde, iki tarafı yeşillikler içinde, el değmemiş gibi görünen (ne bir bina ne de başka bir şey) olağanüstü güzellikte doğanın içinde seyir yapıyoruz.

2-20151028101003.jpg

Hedefimizdeki kasaba Vinales’e ulaşmadan önce, Küba’nın batısındaki iki büyük şehirden biri olan Artemisa’yı geride bırakıyoruz.

İlk durağımız doğu yakasının ikinci büyük şehri olan Pınar Del Rio.

Vegueros cigar fabrikası

Şehir daha önce sözünü ettiğim Trinidad gibi değil.

Daha çok Santa Clara’ya benziyor.

Turistik olan tek yer Vegueros cigar fabrikası.

Turistler, hem tütünlerin sarıldığı fabrika alanında, hem de cigar satan dükkanda sıra sıra...

3-597.jpg

4-377.jpg

Vegueros da Havana’da ziyaret ettiğim Partagas tütün fabrikası gibi kendi adına da cigarlar üretmiş.

İsteyenler bu markadan, isteyenler geleneksel ürünler olan Romeo y Julietta, Montecristo gibi cigarlardan alıyor...

Yola devam ediyoruz...

***

Yeşilliklerin arasında bir mola daha...

Bu kez bir şeker kamışı plantasyonluğunun yanı başındayız...

Küçük bir kulübede, bir şeker kamışı üreticisi, makinesinde şeker kamışını sıvı hale getiriyor ve bunu rom, buz, limon ilave ederek isteyenlere tattırıyor.

Ederi 1 CUC.

***

Ve nihayet tütünün menbaındayız...

Güler yüzlü, işinin ehli tütün üreticilerinin eşliğinde, tohumdan fideye tütünün nasıl üretildiğini öğreniyoruz.

Tütünün üretilmesi ne kadar özen istiyorsa, fabrikalara dağıtılacak hale gelinceye kadar uygun koşullarda dinlendirilmesi ve saklanması da o kadar önemli.

Önce bir önceki mahsulden alınan tohumları görüyoruz. Sonra Çok özenle yetiştirilen fideleri.

5-213.jpg

Bir sonraki durağımız, tütünlerin saklandığı ahşap, karanlık depo.

Gerçekten görülmeye değer!

Bir avuç içini bile dolduramayacağını düşündüğümüz yaprakların, açıldığında kapladıkları alan şaşkınlık verici büyüklükte.

6-154.jpg

***

Tütün üreticilerini geride bıraktıktan sonra Vinales’in turistleri çeken öteki alanlarını ziyaret etmek için yola koyuluyoruz.

Bunlardan en önemlisi kuşkusuz  Valle de Vinales. Ulusal park olan bu bölgede, tarih öncesinden kalma, rengarenk boyanmış bir duvar var.

Turistlere alkollü ya da alkolsüz içkilerin satıldığı bir kafeteryanın hemen yanından girilen oldukça geniş bir yer altı mağarası, ulusal parkın bir diğer ilgi çeken unsuru.

Ayrıca ellerindeki şahinler, otantik davullar ve temsili barınaklarıyla Küba’nın en eski halkları da Valle de Vinales’e renk katıyor.

Vinales turumuzun sonuna geldik.

Şimdi midibüsümüze binecek, dört saat sürecek uzunca bir yolculuk sonunda Havana’ya geri döneceğiz.

***

Yarın gündüz Hemingway’in evini ziyaret edeceğim...

Akşam için de dünyanın en önemli showlarından  biri sayılan Bueno Visita Social Club’de yerim ayrılmış durumda.

Sizi de beklerim...

Yedinci Bölümün Sonu
 

Altıncı bölüm için lütfen tıklayın.

Beşinci bölüm için lütfen tıklayın.

Dördüncü bölüm için lütfen tıklayın.

Üçüncü bölüm için lütfen tıklayın.

İkinci bölüm için lütfen tıklayın.

Birinci bölüm için lütfen tıklayın.