Kalbim Küba'da Kaldı - 8

SEKİZİNCİ BÖLÜM

Yaşlı Adam ve Deniz, Çanlar Kimin İçin Çalıyor, Silahlara Veda, Kilimanjaro’nun Karları...

Evet, Ernest Hemingway’den söz ediyorum...

Tahmin ediyorum ki, dünyada Hemingway’in adını duymamış kimse yoktur.

screenshot_3-039.jpg

Ne diyorsunuz? Yanılıyor muyum?

Neyse ki benim tanıdığım insanlar arasında, onun kitaplarından en azından birini okumamış kimse yok.

Nereden mi biliyorum?

Çünkü Küba seyahatimden döndüğümden beri rastladığım neredeyse herkese “Bir Hemingway okudun mu?” diye soruyorum.

Size de sormuş olayım...

***

İhtiyar Adam ve Deniz’de tasvir edilen yaşlı balıkçı “Santiago”nun (Gregorio Fuentes) yağlı boya resminin duvarda asılı olduğu bardayım.

Kumsalın kenarında, balıkçı teknelerinin çekili olduğu koya bakıyor.

Hemingway, evine yakın olduğu için sıkça uğrarmış bu bara.

Etrafı yeterince seyrettiğime kanaat getirince, duvarlardaki fotoğraf ve tabloları daha dikkatli inceliyorum.

Tabii asıl, Santiago’nun resmine yoğunlaşıyorum...

Hemingway’in ünlü kitabını okuduğum çocukluk yıllarıma geri dönüyorum...

Eski bir dostla karşılaşmış gibiyim...

Nasıl da heyecanlanmıştım yaşlı balıkçı Santiago o dev yelken balığını yakalayınca...

Ve nasıl sanki o değil de ben mücadele etmiştim beş gün süreyle bu dev balıkla...

screenshot_4-028.jpg

***

Hemingway, Yaşlı Adam ve Deniz isimli kitabını tam da şimdi içinde bulunduğum bu balıkçı köyünde bulunan evinde, burada yaşayanların hayatlarını inceleyerek yazdı.

Eseri 1952 yılında yayınlandı... Ses getirdi!

Ünlü yazar, bu yapıtıyla 1953’de Pulitzer, 1954’de ise Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldı...

screenshot_5-017.jpg

Haydi, gidip görelim bakalım nasıl bir evde yaşamış Hemingway Usta.

***

Aynı zamanda rehberliğimi de yapan taksi şoförü “Böyle demir parmaklıklarla çevrili değildi önceleri” diyor kapıda giriş ücretini öderken...

Geniş sayılabilecek bir toprak parçasının içinde, tepede, muhteşem bir malikanenin karşısındayım...

***

Hareketli bir hayat yaşamış Hemingway... Amerika’da doğmuş... İspanya ve İtalya’da savaşmış...  (Çanlar Kimin Çin Çalıyor’da İspanya İç Savaşı’nı anlatır...)

1945’de eşinden ayrılmış ve Londra’da tanıştığı Time gazetesinin muhabiri Mary Wels ile evlenmiş...

Hemingway’ler 1946’dan 1959’a kadar Küba’da, şimdi önünde bulunduğum bu evde yaşamışlar.

Evin çepeçevre pencereleri açık... İçeriyi ancak bu suretle görebiliyoruz. Aslında fena bir teşhir etme metodu değil.

Her bir oda, salon, hatta banyoyu, görme imkanına sahibiz.

Duvarlar, bir Picasso’nun yanı sıra çepeçevre trofeler ile bezeli...

Hemingway iyi bir avcıymış. Afrika dahil, dünyanın her yerinde avlanmış. (Kilimanjaro’nun Karları’nda Afrika’da görürüz Hemingway’i...)

screenshot_6-013.jpg

Bu yolculuklardan birinde uçak kazası geçirmiş ünlü yazar. Yaralı kurtulmuş.

50’li yılların sonlarına doğru biraz da alkolizmin etkisi ile sağlığı iyice bozulmuş...

***

Rehberim, “Aslında sorunlu bir adammış...” diyor.

“Hımm..” filan deyip susturuyorum...

Ne demek istediği ortada...

Kim, iki dünya savaşının tam da ortasında yer alır da sorunlu olmaz?

Rehberimle paylaşmasam da, Hemingway’in sorunlu lafından daha fazlasını hak ettiğini, illa bu özelliğinin üzerinde konuşulacaksa, mesela sıra dışı olduğunun söylenmesi gerektiğini düşünüyorum...

Uçak kazasında yaralanacaksınız, kırıktan mütevellit, iflah olmayan bir bacak ağrınız olacak ve ayakta da olsa yazmaya devam edeceksiniz, yine de sorunsuz olacaksınız...

***

Büyük eserlerin, sıradan beyinlerin ürünü olamayacağını düşünegeldim.

Hemingway bu düşüncemi doğruluyor...

Ellili yıllarda, Paris’in ünlü oteli Ritz’e 1928’de bıraktığı iki sandığı bulunca, anılarını yazmaya başlıyor Hemingway.

Biraz da bu nedenle depresyona giriyor.

Şimdi önünde bulunduğum evi, o ürünlerini vermeye çalışırken turist akınına uğramış...

Büyük usta bundan alabildiğine rahatsız oluyor...

Çareyi Amerika’da, İdaho’da aldığı yeni bir eve taşınmakta buluyor...

Yine de kopartmıyor Küba ile bağını. Zaman zaman eski evini ziyarete ediyor.

screenshot_7-012.jpg

Küba’ya geldiği zamanlarda, Fidel ile ya da Che ile ahbaplık ediyor. Dünya kadar fotoğrafları var birlikte.

Ama yeni rejim kararını çoktan vermiş durumda: Küba’da bulunan tekmil Amerikalıların malları devletleştirilecek!

Hemingway’in biyografisini yazanlar, bunun ünlü yazarın zaten bozuk olan ruh sağlığını iyice kötüleştirdiğini ifade ediyorlar.

Bir gün eşi tarafından evinin mutfağında elinde tüfekle bulununca hastaneye kaldırılıyor.

Taburcu olduktan iki gün sonra, 1961 yılında, kim bilir kaç avda kullandığı tüfeğinin namlusunu bu kez kendisine çeviriyor Ernest Hemigway...

Buena Vista Social Club

Ernest Hemingway’in evinden ayrılıp Havana’daki otelime dönerken, hava kararıyor...

Biraz dinlenip bir duş aldıktan sonra, Buena Vista Social Club’de Küba yemeklerinin tadına bakacak ve dünyaca ünlü bu gösteriyi seyredeceğim.

***

Zamanında sadece üyelerin girebildiği bir kulüp olan Buena Vista 1940’da kapanmış.

Bünyesinde barındırdığı müzisyen ve dansçılar geçen zaman içinde birlikte ya da tek başlarına müzik ve dans yaşamlarını sürdürmüşler. 

Elli yıl kadar sonra, 1990’da turistik bir formatla  ve aynı isimle tekrar sahne almaya başlamışlar.

screenshot_8-007.jpg

Kulübün kapısından içeriye girip merdivenleri tırmanınca çok özel kıyafetler içinde ve birbirinden hoş Küba’lı genç bayanlar tarafından karşılanıyorum.

Masama otururken “Nerelisiniz?” diyor içlerinden biri. “Turqia” diyorum.

***

Paelalı, biftekli yemeğimi bitirirken sanatçılar sahne alıyor. Tamamı Küba ezgilerinden, kıpır kıpır bir program izliyorum.

screenshot_9-009.jpg

Saatler ilerlerken, arada bir “sunuculuk” görevi de yapan sanatçı, bana doğru hitap ederek “Nerelisiniz?” diye soruyor...

Şaşırırıyorum!

“Turqia!” diyorum ayağa kalkıp.

Ve aynı anda, fonda Tarkan’ın “Oynama Şıkıdım, Şıkıdım” şarkısı ile salon yıkılıyor. 

Orkestranın çalması yetmiyormuş gibi bütün salon söylüyor Tarkan’ın bu şarkısını...

Ben “Bu da nereden çıktı böyle?” diye düşünüp, hoşluğun tarafıma yapılmış olduğunu zannetmeye başlarken, şarkı tamamlanıyor ve sunucu bu kez başka bir masaya doğru bakıp nereden geldiklerini soruyor...

Aldığı cevap üzerine bu kez o ülkenin en popüler müziği çalınmaya başlıyor...

O anda anlıyorum, daha salona girip yerime otururken genç ve güzel hanımın bana nereden geldiğimi, neden sorduğunu...

Hoş bir sürpriz!

Programın bu bölümü icra edilirken, on ya da on iki ülkeden ziyaretçinin olduğunu keşfediyorum.

***

Benim gibi eğlenme özürlü birini bile eğlendirmeyi başardığı için Buena Vista Social Club’e hayran kalıyorum.

Bakalım yarın, ayaklarım beni nereye götürecek...

Kalan iki günlük süre içinde Havana’nın altını üstüne getirmeyi sürdüreceğim...

Sekizinci Bölümün Sonu

 

Yedinci bölüm için lütfen tıklayın.

Altıncı bölüm için lütfen tıklayın.

Beşinci bölüm için lütfen tıklayın.

Dördüncü bölüm için lütfen tıklayın.

Üçüncü bölüm için lütfen tıklayın.

İkinci bölüm için lütfen tıklayın.

Birinci bölüm için lütfen tıklayın.