Kalkınma Meselesi

Alt yapı ve üst yapıda kalıcı gelişmelerin toplamı olarak kalkınma olgusunu tanımlayabiliriz.

Ülkelerin, bölgelerin, şehirlerin ve köylerin kaydettiği ekonomik yatırımlar… 

Bir önceki zaman kesitiyle karşılaştırıldığında beliren hasılanın tümüdür; kalkınma.

Kamu ile özel sektörün uyum içinde çalışması, bürokrasinin en aza indirilmesi, doğrudan yatırımların önündeki engellerin kaldırılması, etkin bir koordinasyon sorunudur; kalkınma.

Türkiye bu anlamda önemli bir deneyime ve birikime sahiptir.

Gerçekleşen, revize edilen, ertelenen veya yeni eklenen tüm hedefleriyle bizim için de bir büyük meseledir kalkınma…

Bu "mesele"nin bir meselesi de: Gelirin artması, adil dağılması, hakça vergilendirmedir.

Otoyollar, köprüler, hızlı trenler, hava ulaşımı, fabrikalar, limanlar, depolar bütün bunlar ve ama bunlara ek olarak; hastaneler, camiler, çevre düzeniyle onarılan ve turizme de sunulan tarihi eserler, kültür-sanat kurumları, stadyumlar, teknoparklar…

Ekonomik ve sosyal yatırımlar birlikte ele alınınca “kalkınma” kavramı daha da genişliyor ve yerini daha kapsayıcı bir tanım olan “gelişme”ye bırakıyor…

Bu geniş anlamıyla “gelişme”, insanın ve toplumun yaşam kalitesini artıran değerler toplamıdır denilebilir.

Bu toplama, edebiyatta, tasavvufta, güzel sanatlardaki her üretimi ve verimi de katmak gerekir.

Türkiye’nin son yıllarda kimi sektörlerde sergilediği dinamizm, kimi alanlarda kaydettiği verim; hizmetlere erişim imkanlarını ve hizmet talebini artırıyor...

Bir diğer yandan, uluslararası ekonomik, sosyal ve kültürel organizasyonlara ev sahipliği yapabilecek kıvamımız da artıyor.

"Hedef büyütebilir miyiz?" Sorusunun en nesnel yanıtı, "evet"tir. Yetişmiş insan gücümüz, teknolojimiz ve AR-GE'miz hatırı sayılır kırattadır. 

Dünya’nın en gelişmiş önce ilk 10 sonra da ilk 5 ekonomisinden biri olmak, milli geliri 10 yıl içinde önce 25.000 sonra da 40.000 dolara çıkarmak, kısacası hedef büyütmek, elde edileni korumaya ve çok daha fazla çalışmaya bağlı…

Yaşlı Kıta Avrupa’nın en genç nüfusu, Orta Doğu ve Balkanlar ile Asya’nın "viyadük kapısı" Türkiye; bu potansiyelini en etkin ve en verimli şekilde değerlendirmek durumunda.

Bu noktada eğitimin ve eğitim ile endüstri bağının önemi beliriyor. Bu bağ, mesleki okullarda ve organize sanayi bölgelerinde somuta eriyor.

Özellikle de gençlerin istihdamı ve kendilerini her alanda geliştirebilecekleri düzenlemelerin önemi gitgide daha net olarak anlaşılıyor. 

Türkiye ekonomisini ve demokrasisini daha da geliştirdikçe, maddi ve manevi gelişmenin/kalkınmanın en etkili neticelerini elde edecek ve ülkemizde halkımız, Dünya’da Türkiye’miz giderek güçlenecektir.