Kan Kardeşliği Ayrıştırır, Yurt Kardeşliği Birleştirir

Değerli düşünür dostlarım,
İnsanlık tarihi boyunca bir arada yaşama ihtiyacı hep var olmuştur. Bu ihtiyaç en
başta korunma/güvenlik için güç birliği yapmak zaruretinden doğmuş,bilahare üretim
için bireysel yetenekleri/emekleri birleştirmek ve sosyalleşmek amacına yönelik
olarak gelişmiştir Bir araya gelebilmek eylemi tabiatı ile ortak disiplinlere, benzer
tercihlere/özelliklere ve paydaşlık bilincine dayanmıştır. Birleştirici çekim etkisi
yaratacak ortak değerler yaratılmıştır. İlkel çağlarda insanları bir araya getirecek diğer
sosyolojik ve psikolojik değerler henüz bilinmediği için ilk insan toplulukları kan bağı
referansı ile klanlar-aşiretler ve kabileler şeklinde oluşmuştur. Bu toplumsal yapı
binlerce yıl sürmüş, çok büyük acılara, kanlı savaşlara ve katliamlara sahne olmuştur.
Zaman içinde yalnızca bu ilkel kan kardeşliği anlayışının toplulukları bir arada
tutmaya ve çatışmaları önlemeye yetmediği görülmüş ve çok daha etkili olan Din
referansı birleştirici/örgütleyici değer olarak kabul edilmiştir.
Böylece Kan kardeşliği anlayışından Din kardeşliği anlayışına geçilmiş,kandaş klan/
aşiret yapısı ve aşiret hukuku yerini Dindaş ümmet toplumlara ve din hukukuna
bırakmıştır. İnsanlık asırlar boyu dini kuralların egemenliğinde yaşamış ancak bu defa
da farklı dinlere mensup topluluklar arasında çok yıkıcı savaşlar meydana gelmiştir..
En nihayet insanlık bütün bu biriktirdiği tecrübe ve pratikler doğrultusunda modern
toplum hayatına geçiş için en uygun referansın yurt kardeşliği esasına dayanan
yurttaşlık olması gerektiği bilincine varmış, ulus toplum aşamasına ulaşmıştır.
Yurttaşlık anlayışının benimsenmesi soydaş ve dindaş olmasalarda insanlar
arasında kan dökülmesine son verilmesi ve diğer ortak değerler etrafında bir arada
yaşayabilmeleri amaçlanmıştır.

Yurt kardeşliği ; Siyasi ve coğrafi sınırları belli bir ülkede bir arada yaşayan, ayni
yasalara bağımlı ve eşit haklara sahip olan, hangi soydan/etnik kökenden olurlarsa
olsunlar ve hangi dine inanırlarsa inansınlar bütün insanların ortak adıdır ve kısaca
Yurttaş denilir.
Yurttaş ulus toplum aşamasına geçen ülkeler gerek teknoloji alanında ve gerekse
diğer pozitif bilimler de gelişmişler,sosyal refah düzeylerini yükseltmişlerdir.
Aşiret ve ümmet yapısında takılan toplumlar ise geri kalmışlar ve modern dünyanın,
insan hayatını daha kaliteli kılan nimetlerinden yararlanamamışlardır.

Değerli düşünürler, Türkiye’de modern ulus ve yurttaşlık kavramı cumhuriyetin
ilanı ile benimsenmiştir ancak ne yazıktır ki bu gün bile halen kan kardeşliği ve din
kardeşliği gibi aslında alt kimlik olması gereken değerler öne sürülerek yıpratılmaya
çalışılmaktadır. Toplumsal erozyon, bir arada yaşama azim ve irademizi yıpratma
çabaları, kamplaşmalar,ötekileştirme gayretleri had safhadadır.

Sn.Prof .Dr Yılmaz Esmer’in çarpıcı araştırmasında halkın % 93 ünün birbirine güven
duymadığı sonucu çıkmış. Tabiri caiz ise biribirimizin gözünü oymak için adeta tetikte
bekler bir toplum haline gelmişiz. Hazreti Mevlana’nın ‘’ Kitabım insan,kıblem
sevgi,tapınağım gönüldür’’ yüce felsefesine ne oldu dersiniz ? bizi kimler bu
hale getirdi acaba ? Ayni araştırmada : İşe almada kadından önce erkeğin hakkı
vardır diyenlerin oranı % 64, kadın kocasının sözünden çıkmamalıdır diyenlerin
oranı % 61, kadının mayo ile plajda denize girmesi günahtır diyenlerin oranı %58
ve bazı kadınların kocalarından dayak yemesi doğrudur diyenler % 32 imiş ve belki
de en sarsıcı olanı..Demokrasi kişilerin öncelik verdiği konular arasında ancak %

yanılma payı dahi olsa neticenin ne denli dehşet verici olduğu aşikar. Bu yüzdeler bir
çöküşün,çözülmenin ve çağdaşlıktan/uygarlıktan vazgeçmenin işareti olabilir mi..?

Değerli düşünürler, insanlar doğuştan yalnızca kan odaklı genetik özelliklerine
sahiptirler bundan sonraki tüm sosyal değerler (milliyet-din-mezhep vs) sonradan
öğretilen/empoze edilen veya benimsenen disiplinlerdir. Bir başka deyişle şartlı
reflekslerdir.Tüm şartlı refleksler; hayattan beslenmez ve güçlendirilmezlerse
zamanla sönümlenir ve yitirilirler.

Malumlarınız olduğu üzere yeni nesil gençlerin arasında bir sokak jargonu vardır
birbirlerine yakın hissedenler KANKA (Kan kardeşim) diye hitap ederler birbirlerine.
Yukarıda özetle ifade etmeye çalıştığım toplumsal çözülme ve ayrışma tehlikesinin
bu denli yoğun olduğu bir dönemde keşke kanka yerine YURKA (Yurt kardeşim) diye
hitap edebilsek ve birbirimizin etnik ve inanç orijinlerimizi yadsıyarak ayni ulusun
hür ,eşit ve onurlu paydaşları yani tek kelime ile yurttaşları olabilsek.

Yeni anayasa hazırlık çalışmalarında görev alan vekillerimize ve hukukçularımıza
selam olsun.

Özel not : Makalemi yazarken değerli düşüncelerinden beslendiğim sayın
Prof.M.Kerem doksat, sayın Prof.dr.Yılmaz Esmer ve sayın Cengiz Özakıncı’ya
teşekkürü borç bilirim

Saygılarımla

Serdar DURAT

Stratejist

09.11.2011