Kanıksamak + Tepkisizlik = Koşulsuz Biat

Değerli düşünür dostlarım,

İyi eğitim görmüş,batı standartlarında sosyal hayatı olan kentli bir genç kız gönlünü  bir köy delikanlısına kaptırmış ve evlenip kocasının köyüne yerleşmiş. İlk günlerde kocasının doğup büyüdüğü eko sistemin doğal kokusu gelin kızı çok rahatsız etmiş ve ben bu koku içinde yaşayamam diyerek tüm evini parfümlü deterjanlarla temizlemiş bir süre sonra da kocasına; bak artık evimiz modern bir kent evi gibi kokmaya başladı hiç rahatsız değilim demiş. Kocası ise ona hayır sevgili karıcığım halen ayni koku var ama senin burnun alıştı artık rahatsız olmuyorsun ve hatta sevmeye bile başladın demiş.

İşte bu küçük hikaye de belirtildiği gibi sanırım ve korkarım toplum olarak burunlarımız ortamın kokusuna alıştı,bunun üzerine biraz zihinsel rehavet, biraz korku ve biraz da sistemden beslenme dürtüsü eklerseniz ülkenin genel durumunu görmeniz mümkün olabilir.

Değerli düşünürler, şu günlerde öyle şeyler yaşanıyor ve yetkili kişiler tarafından öyle söylemler dile getiriliyor ki normal şartlar altında toplumun demokratik sınırlar içinde kalarak ayağa kalkması, sesini duyurması, sorgulaması, itiraz etmesi gerekirken tabiri caizse bir kaç cılız sesli ve /veya tiyatral reaksiyon haricinde çıt çıkmıyor.

Bazı somut örnekler vermek gerekirse aşağıda sıraladıklarım bir nefeste aklıma gelenlerdir.

- Mevcut iktidar dindar bir genç nesil yetiştirmeyi kendisine misyon edindiğini alenen ifade etti. Pek etkili olmasa da bir iki eleştri yapıldığında ne yani ateist ve tinerci bir gençlik mi yetiştirecektik denildi.
- 19 Mayıs Atatürk’ü anma, gençlik ve spor bayramının kutlanmasına ilişkin geleneksel anlayış değiştirilmek istendi. Gerekçe olarak ta çocuklar üşümesin ve derslerinden geri kalmasın düşüncesi öne sürüldü !
- Atatürk kanunla korunuyor da neden peygamber kanunla korunmuyor mealinde bir ifade bir sayın bakan tarafından kullanıldı.
- Atatürk’ün gençliğe hitabesi ve Andımızın gereksizliği zımnen de olsa telaffuz edildi ve değiştirilmesi/kaldırılması yolunda irade beyanında bulunuldu. Bakan seviyesinde bir söylem ile Gençliğe hitabe için Ayet değil ya, tabi ki tartışılabilir İfadesi kulanıldı.
- Bir muhalefet partisine mensup milletvekili tarafından hükümete 3 tane paşayı güdemiyorsunuz şeklinde bir suçlama yöneltildi.
- Emniyet görevlilerinin ABD büyükelçiliğine ülkemizin iç işleri ile ilgili birifing sundukları ortaya çıktı.
- Uludere faciasına ilişkin toplum vicdanını rahatlatacak bir açıklama yapılmadığı gibi hükümet üyesi iki sayın bakan tarafından taban tabana zıt görüş ve yorumlar açıklandı.
- Bir sayın bakan tarafından Kürtçe bir medeniyet dili değildir denildi.

Kıymetli düşünürler, bunlar bizim görebildiklerimizin bir kısmı ve bu listeyi uzatmak mümkün. Tabiatı ile daha başka bilemediklerimizinde olduğu çok muhtemeldir. Bütün bu olaylar karşısında gerek medya da, anayasal kurum ve kuruluşlarda, üniversiteler de ve gerekse STK lar bünyesinde güçlü bir reaksiyon,eleştiri, sorgulama ve itiraz etme refleksi görülmedi.

Genel bir sessizlik, seyirci kalma, kaderi kabullenme tercihi var galiba. Sanal alemde ve sosyal medyada ucuz kahramanlar çok tabiatı ile ama gerçek manada demokratik haklarını sonuna kadar kullanmaya ve hesap sormaya hazır yürekli insanlar pek bulunamıyor. Sindirildik mi yoksa kanıksadık mı emin değilim.

Kanıksamak duyarsızlığı ve eylemsizliği besler bunun da sonucu bilerek veya bilmeyerek koşulsuz biat yani boyun eğme/teslimiyet demektir. Son pişmanlık fayda etmez diye bir deyiş vardır bizim kültürümüzde. Eğer yaşadıklarımızın sebebi bu kanıksama ve duyarsızlık halimiz ise sonuçlarına da katlanmak kaçınılmaz olur. Şeriatın kestiği parmak acımaz sanmayın yanılırsınız..

Saygılarımla

Serdar DURAT
Stratejist