Koşan ve terleyen Cumhurbaşkanı

Değerli düşünür dostlarım,
Malumlarınız olduğu üzere Cumhurbaşkanı Erdoğan seçimler öncesinde " Protokol Cumhurbaşkanı değil, koşan ve terleyen Cumhurbaşkanı " olmak istediğini açıkça ifade etmişti. Sözünün eri olduğunu bir kez daha göstermek istercesine adeta makamında hiç oturmuyor, her türlü firsattan istifade ederek açık hava toplantılarında kitlelere hitap etmek için şehirler arasında koşuşturuyor.  Bu kapsamda yurdumuzun dört bir yanında tertiplenen toplu açılış törenlerini adeta halen Başbakanlık görevini sürdüyormuşçasına hiç kaçırmamaya çalışıyor. Bir kaç gün ara ile Trabzon, Bayburt ,Gümüşhane ve İstanbul'da tertiplenen toplu açılış törenlerinde konuşmak ve Ülke yönetimindeki nüfuzunu , en tepedeki karar verici konumunu vurgulamak kolay bir iş değil.
O terlemesinde de kim terlesin.

Üstelik sadece koşmakla yetinmiyor bir yandan AKP iktidarına sahip çıkarken öte yandan ana muhalafet partisinin "Zatı devletlerinin ifadesi ile" genel müdürüne haddini bildiriyor.  "Sen aklını kendine sakla " diyor. Partili Cumhurbaşkanı olduğunu hiç gizlemeden mertçe tarafını sergiliyor. "Ne yani benim hükümetimin karşısında durup senin yanında mı yer alacağım" mealinde çok anlamlı ifadeler kullanıyor.
Belli ki halen mevcut anayasımız gereğince Cumhurbaşkanlığı makamının tarafsızlığı ve icraata ilişkin sorumsuzluğu ile ilgili bir derdi ve tasası hiç yok.
Bununla yetinmeyip uluslararası ilişkiler kapsamında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimi üyesi olan beş ülkenin liderleri dahil tüm dünya liderlerine laf yetiştiriyor.

Değerli okurlar,
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bayburt'ta toplu açılış törenindeki konuşmasında halka seslenerek ; Bu kardeşiniz bütün Türkiye'nin 11 yıl Başbakanlığını yaptı. Şu anda Cumhurbaşkanlığı vazifesini yerine getiriyorum. İlk defa halkın oylarıyla Cumhurbaşkanı seçilmenin sorumluluğu içerisindeyim. Sizler bu kardeşinize sahip çıktınız.10 Ağustos'ta sandıklar açıldığında en yüksek oyların hangi illerden çıkacağını çok merak ederek izledim. Birincisi Rize oldu, ikincisi Bayburt oldu, üçüncüsü Gümüşhane oldu. Siz bu kardeşinize en güzel hediyeyi verdiniz. Bayburtlu tüm kardeşlerime gönülden teşekkür ediyorum. Rabbim her birinizden razı olsun.Aynı zamanda Cumhurbaşkanı olarak fahri milletvekiliyiz ya Bayburt'la özel olarak ilgileneceğimizi belirtmek isterim. Birlikte çalışacağız el ele vereceğiz. Sadece sizin, sadece bizim çalışmamız yetmez. İnşallah Bayburt'u bölgenin parlayan ışığı yapacağız." dedi.

Sevgili okurlar,
Cumhurbaşkanı Erdoğan hemen her gün jenerik bir vesile ile  ülkenin bir köşesinde halkla kucaklaşıyor ve AKP iktidarının politikalarını, stratejik paradigma ve vizyonunu , icraatlarını anlatıyor, tüm ulusal televizyon kanalları da bu konuşmaları canlı olarak yayınlıyorlar. Kısacası Cumhurbaşkanımız eskiden başbakanlığı döneminde olduğu gibi günlük hayatımızda varlığını ve etkisini sürdürüyor hamdolsun.

Bu arada gayet tabidir ki çok yoruluyor, koşuyor ve terliyor.
Bizlerin ise "Allah Cumhurbaşkanımızın yar ve yardımcısı olsun demekten başka elimizden bir şey gelmiyor.

Birde böyle bir Cumhurbaşkanının olduğu ülkede Başbakan olarak görev yapmak pek keyifli olsa gerek diye düşünmekten kendimizi alamıyoruz.

Saygılarımla

Serdar Durat
Stratejist