Kurtlar vadiye inerken

Değerli Okur,

Aşağıdaki yazıyı 2006 senesinin Şubat ayında, dört nala magazinleşen ulusal bilince reaksiyon olarak kaleme almıştım. Bugün 'Kürt Açılımı' konusu popüler. Açılım ile kastedilen, kapalı uçlu bir 'gambit' ise sonuçlar çatışmaya gidebilecek bir satranç oyunu olur. Savunma pozisyonundan vaz geçip, kale kapılarını açmak olarak düşünülüyorsa, bir sentez ya da bir kaos söz konusu olabilir. Üçüncü bir alternatif olarak açılım, 'istimi arkadan gelsin, bakalim ne olacak' türü bir yaklaşımsa onun sonucu ne olur bilinmez.

O dönemde değindiğim konular bugün 'Açılım' sloganıyla beraber gündeme geldi. Konunun entellektüel tartışma boyutuna bir katkım olur umuduyla, eski yazımı tekrar yayınlıyorum.


Bir senaryo da benden

Çılgın Türkler, Metal Fırtına ve Kurtlar Vadisi derken bir senaryo da yazarınızdan. ‘Osman Bey’ in rüyası ile kurulan, son 250 yılını savunmada geçiren bir imparatorluğun torunları olarak zaten komplo teorilerin prim yaptığı iklimde büyümüşüz. Gerçekleri görmeden, realite çek-up yapmadan bugünlere gelmişsiz. Gelin bir senaryo da biz üretelim. Nasıl olsa, son analizde yakın tarihimizi,  hep ‘birşeylerin’ direkten döndüğü enstantaneler sergisi olarak kabullenmişiz. Hep önü kesilmiş, gelişmesi engellenmiş, dünya devleti olması sabote edilmiş bir ülke olduğumuzu öğrettiler bizlere.

 

Sosyal bilinç altımızda yerleştirilen başka mitlerde bulunmakta. Doğu’dan Batı’ya uzanan bir köprü. Karatahtanın üstünde asılan haritada dünyanın tam merkezinde duran Türkiye. Doğu’dan Batı’ya akan ‘enerji’ akımının yönü hep sağdan sola doğru. Güç ve enerji Türkiye’nin üzerinden geçmekte ve istikamet Doğu’dan Batı’ya. Sanki mecburi istikamet : ‘ Batılılaşmak ‘. Sanki Batı tek seçenek. Başka izlenecek kanal yok!

AB süreci ne kadar gerçek?

Son karikatür krizi de gösterdi ki Batı Avrupa safları sıklaştıracak. Sızıntıyı azaltacak ve kendi içine kapanacak. Medeniyetler çatışması gerçek ve 21nci yüzyılda bizle beraber. Sovyetlerin yıkılması ile Marx’ı Karacaahmet mezarlığına defnedenler biraz acele etmiş duruma düştüler. Davos’ta global kapitalizmin patronlarının Çin ve Hindistan’a gösterdiği ilgiden bunu anlıyoruz. Sınıf çatışması ve mücadelesi ulusal sınırları aştı ve tüm dünyaya yayıldı. Şimdi İngiltere’deki asil ve kapitalist sınıf işçi sınıfına karşı değil. Şimdi çokuluslu şirketlerin global kapitalistleri ve ulusların ’fakirleşen’ sınıfları var. Artık Macburger sokak köftecisine karşı. Şimdi artık dünyanın çelik üretimi Anglo-Saksonların değil Hintlilerin elinde. Ve global kapitalist Hintliler ’beyaz adamdan’ çok daha acımasız komprodor.

Bütün bu global denklemde tek bilinmeyen batının enerji açığı. Sanki İlahi adaletin tecellisi, dünyanın enerji kaynaklarının çoğuda ‘fakirleşen’ halk yığınlarının çoğunlukta olduğu Müslüman ülkelerde. Buyrun size  ‘Made in Turkey’ bir açmaz! 


Türkiye Örnek Olabilir mi?

Demokrasi tecrübesinde göreceli olarak  başarılı olmuş tek ülke Türkiye. İslam dininin ‘harfine ve ruhuna’ reform getirme çabasında olan tek ülke Türkiye. Türkiye acaba sadece Doğu’dan Batı’ya uzanan bir köprü mü? Eşzamanlı olarak Batı’dan Doğu’ya uzanan bir ülke olamaz mı Türkiye. Enerjinin ve gücün sadece tek taraflı değil çift yönlü aktığı bir coğrafya değil mi Türkiye?  Türkiye için alternatifler çok. Makul seçeneklerin mümkünatı var. Önemli olan bilinç altımıza yerleştirilmiş fikir kalıplarından kendimizi azad edebilmemiz. Tek seçeneğimizin ve nihai hedefimizin Batı’nın entegre parçası olmamız gerektiği saplantısından kendimizi kurtarmamız.

Bu bölgede iş var

Yapılan tahminlere göre 2025 yılında Türkiye sınırları içinde yaşayan insanların yüzde 40’ı Kürt kökenli vatandaşlardan oluşacak. Sadece 19 yıl sonra. Demirel, Ecevit ve bir yığın köşe yazaranın kaç yıl sahne aldığını düşünürseniz, 19 yıl gelecek futbol sezonu kadar yakın bir tarih. Önümüzdeki 20 yıl içinde Türkiye’yi AB’ye kimsenin alacağı yok. 20 yıl sonra AB’nin hayatta kalıp kalmayacağı da belli değil. 

Çevremizi iyi tanıyalım

Irak’ta bölünme kaçınılmaz. 25 milyonluk ülkenin 7 milyon Kürt asıllı vatandaşı  fiilen Kuzey Irak Kürt devletini kurmuş vaziyette. Suriye’de de düğmeye basıldı. 18 milyonluk Suriye demokrasiye geçmekte ve Türkiye’nin tecrübesinden yararlanmak zorunda. Doğu’da Gürcistan zor durumda. 5 milyon Gürcü vatandaşı ABD’den gelecek yardıma ‘tavuk su içer Allah’a bakar’ misali bakmakta. Gürcistan’ın yanıbaşında bağımsızlığına ulaştığından bu yana yoksulluk içinde kıvranan Ermenistan bulunmakta. Nüfusu 4 milyon, kişi başına geliri yılda 500 dolar. Denize çıkışı olmayan, doğal kaynaksız bir ülke. Komşusu Azerbeycan 9 milyon nüfusu ve zengin petrol ve doğalgaz kaynakları ile Avrasya’nın İsviçresi olmaya aday. 

İnsanın aklına takılan soru şu : Demokratik tecrübesi ile, laik devlet yönetimi ile, dinler arası geleneksel toleransı ile Türkiye bu komşularına liderlik yapamaz mı? İşbirliğine önce ‘ Su-Petrol-Doğalgaz’ Birliği ile başlanıp, önce gümrük sonra para birliğine yönelinemez mi? Ömer Seyfettin’in Diyet Hikayesi misali, Türkiye Batı’ya ödediği diyeti kesip atamaz mı? Global kurtlar köyümüzün bulunduğu vadiye inerken çerçevenin dışındaki fotografa bakmaya başlayalım lütfen! 

İlave bonuslar da var

ABD’nin İran’ın nükleer konuda gösterdiği kuru inattan bıktığı malum. ABD’nin 70 milyon İran nüfusunun dörtte birini oluşturan Güney Azerbeycan konusunda ciddi planlarının olduğu da malum. Yukarıda sözünü ettiğimiz ekonomik birliğin başarılı olduğu bir ortamda, Ürdün’ün tam üye olarak, İsrail’in de ( diğer bağlantılarından dolayı ) ayrıcalıklı partner olarak, bu birliğe katılması kuvvetle muhtemel. AB’nin dağılması halinde, Batı’dan Bulgaristan, Romanya ve Moldava’nın da bu birliğe katılması kaçınılmaz. Böylece ortaya yaklaşık 300 milyon nüfuslu, güvenlik sorunlarını 400 bin kişilik profesyonel bir ordu ile çözen, dünyada doğal kaynaklar konusunda söz sahibi, yüksek teknoloji üretebilen bir siyasi birlik çıkar. Çokuluslu, çok dinli fakat kendi tarihsel konumuna inanmış, kişlik sahibi ve laik bir siyasi birlik. Yeni bir Avrasya Birleşik Devletleri, yeni bir ABD! 

Bir düşünün, hem hamaset edebiyatı yapan siyaset esnafından, hem televole kültürü yayan medya esnafından kurtulmuş olacaksınız hem de Batı’da maruz kaldığınız ikinci sınıf, çift standardlı muameleden kurtulacaksınız. Tanrım  yeni ABD  sanki yeryüzü cenneti!