Limitler

Değerli okurlar elektrik mühendisliği eğitimi görmüş Turgut Özal Türkçeye ‘Transformasyon’ sözünü hediye etti. Elektrik akımının voltajını değiştirmek için kullanılan ‘Transformatör’ sözcüğü elektrikte değişimi sağlayan aygıt. Türkiye’de sosyal değişime gelince, Özal’ın başlattığını savladığı değişim hangi yönde gidiyor analiz etmekte fayda var.

Köylü Kültürün Lümpenleşmesi :

Tarifi ne kadar zor bir kavram. Köylü kimdir ? Tarımdan geçimini sağlayan, askerlik görevinden başka merkezi yönetimle fazla teması olmayan toplumsal katman. Kim ne derse desin, son 45 yıla kendi lisanını konuşan, kendi ekonomik çıkarlarını kollayan köylü Başbakan Demirel’i seçerek Türkiye’nin değişim sürecine damgasını vurmuş toplumsal kesit. Yüksek doğum oranı baskısı altında kırsal kesimde çalışma olanağı bulamadığı için yeni kuşakların büyük şehir varoşlarına yerleşmesi doğal. Televole kültürünün küstahlığı, yüksek eğitim gören genç kızların kent yaşamındaki rahatlığı, gösteriş tüketiminin toplumun en tepesinden damlayarak alt katmanlara yayılması ve buna benzer bir çok ‘transformasyon’ olgusu aile reislerini bunaltmış durumda.
Gelenek, örf ve adet elden gidiyor telaşında olan varoş sakinlerinin ikinci jenerasyon genç bir ‘köylü’ olan Erdoğan’ı seçmesi kaçınılmaz bir gelişme idi. Şimdi ortada sergilenen halkla ilişkiler kampanyasına dikkat ediniz !! ! Sürekli kozmopolitan imaj cilalama uğraşını sezinleyeceksiniz.
Mesleksiz, eğitimsiz ve olanaksız köylü kitlesinin topraktan koparak varoşlara ‘park’ etmiş olması , Türkiye’nin 21.Yüzyılı ıskalaması için yeterli neden oluşturmakta.

Baş ve Traş

Bakıyoruz Türkiye’de ekonomiyi oluşturan unsurların, tüketiciler, üreticiler, yatırımcılar ve kamu her biri ayrı ayrı ve birlikte üretimden çok, kısa dönemli ‘rant’ kazancı peşinde. ( Aslında yüksek enflasyonun ömür boyu yaşandığı bir ortamda rasyonel bir davranış). Rant kazancı peşinde olan grupların, zayıf kurumların ve cılız denetimin yaşandığı ortamlarda medyayı vurucu güç olarak kullanması çok doğal. Lümpenleşmenin bu kadar yaygın olduğu bir toplumda, medyanın tek başına karlı bir yatırım olması imkansız. Bu durumda her grup kendi ‘kuyruğunu’ havada tutmak için medyayı silah olarak kullanmakta. Çağdaş demokrasilerde toplumun eğitilmesi ve bilgilendirilmesi için bağımsız medyaya büyük sorumluluk düşerken, Türkiye’de bu tamamen çarpıtılmış durumda.

Yeni bir ihale almak, yeni bir projeye aracılık yapmak veya devletten yapılan ödemeleri hızlandırmak için kısacası, iş takibi için, medya patronları ve üyeleri birer iş takipcisi ve mafya ‘tahsildarı’ durumuna düşmekte. Toplumsal konularda kafa yorması ve entelektüellerin ‘fideliği’ olması gereken medya araçları, medya patronlarının değişik gayelerine hizmet eden kiralık ‘kalemler’ serası olmuş durumda.
Rant ekonomisine dayalı, üretimden uzak toplumun medyasının, toplumsal değişimi yönlendirecek ateş gücü yüksek aydın yetiştirememesi sürpriz olmamakta. Gerekli ‘fideliği’ bulamayan beyinler, saksı domatesleri gibi doğal ebatlarına ulaşmadan kızarmakta. Değişim beklentisinde olan toplum üyeleri de hayal kırıklığına uğramakta.

Krizler Diyarında Siesta

Bu günlerde ekonomide belli bir canlılık yaşanmakta. Bu canlılık sevindirici fakat göz boyayıcı olmamalı. Unutmamamız gereken, Türk ekonomisinin üretime soğuk olduğu
gerçeğidir. Toplumun üretime sıcak bakmamasının nedenlerine yukarıda bir nebze değinmeye çalıştım. Kitleleri lümpenleşmiş güruhlardan oluşan, aydınları çapsız bir toplumdan, üretime yönelik değişim beklemek hayal olur. Döviz kurunun düşmesinden yararlanarak tasarruflarını ne kadar hızlı bir şekilde ithalata dönüştürebilen toplum olduğumuzu Ocak-Şubat ayı rakamları gösterdi. “Hazıra dağ dayanmaz” misali, bu tür bir dış ticaret açığı da sürdürülebilir bir olgu değildir. Korkarım şu anda yaşanan rahatlık iki kriz dönemi arasında yaşanan ‘şekerlemeye’ benzemesin. Aksi takdirde ‘değişim değişim’ nidaları atan politikacılar bu sloganların gerçeklerinin duvarına çarpıp beklentilerinin limitlerine eriştiklerini acı bir şekilde öğrenirler.

Meraklısına Not : Uzmanlara gore tomatesin tam kapasite büyümesi için gereken toprak derinliği en az 90 cm olmalı.

Wash. D.C. 16 Mayıs 2003