Lula

Brezilya Türkiye maçının sonucu malum. Ateşli iki ulusal takımın yanı sıra Brezilya’da yaşanan deneyimler de Türkiye için ilginç. 6 ay önce Brezilya’da seçimleri kazanan solcu lider Lula, Brezilya ekonomisini toparlamaya başladı. Brezilya hala tam olarak düze çıkmış değil ancak enflasyon oranı azalmakta. 260 milyar dolar dış borç ödememe riski tamamen ortadan kalkmış gözükmekte. Uluslararası yatırımcıların, eski demir işçisi Lula’nın seçim söyleminden kaynaklanan korkuları gerçekleşmedi. Aksine, Lula iş başına geldikten sonra dünya piyasalarına güven verdi ve Brezilya’nın kredibilitesini yükseltti.

Dört Kafadar

Latin dünyasında Brezilya ve Arjantin, Uzakdoğu’da Güney Kore ve Doğu Akdeniz’de Türkiye. Yeryüzü küresinin dört değişik ülkesi. Ancak aralarında müthiş benzerlikler var. Kaderleri zaman zaman benzeşen ve örtüşen ülkeler. Bu dört ülkeden birisi gündeme gelince insan ister istemez benzerlikler arama isteğine kapılıyor. Paralellikler ve anoloji peşinde koşmaya başlıyor. Fazla derine inmeden hemen akla gelen yüzeysel benzerlikler sarih ; Futbol, baharatlı yiyecekler, maço erkekler ve IMF’li yaşam. Ne amalgam !!!

Brezilya’nın solcu lideri Lula geçen hafta Washington’a çıkarma yaptı. Ziyaretin yankısı genelde çok olumlu. Sağcı Bush yönetimi Lula’ya kredi açmış gözüküyor. Aynı Bush yönetimi, sağcı AKP iktidarının kredibilitesini ise gözden geçiriyor.Genelde ABD politikasını anlamakta zorluk çekenlerin bilmesi gereken birinci ders; Pax Amerika İmparatorluğu’nun çıkarları her türlü ideolojinin üzerindedir. Türkiye’de iktidarın ekonomiyi ne kadar toparlayacağı ( veya toparlıyamayacağı ) artık ortada. 9.uncu ayına giren iktidarın neye muktedir neye empotan olduğu konusunda elimizde yeterince veri bulunmakta. Entelektüel bir egzersiz olarak insan ister istemez şu soruyu sormaktan kendini alamıyor ; Sağcılardan geçtik, acaba Türkiye solcu bir liderle kendini toparlıyabilir mi ?

Solda Solanlar

Vitrindeki solcu liderlere baktığımızda etrafta fazla bir seçenek gözükmüyor.

Bir kaç mostralık lider dışında yeni bir yüz yok. Baykal, Japon lokantalarının vitrinlerine koydukları ‘aynısının tıpkısı’ plastik yiyecekler kadar gerçek solcu.

Ecevit’i yazmanın hiç bir anlamı yok. Solu toparlamak için ani bir çıkış yapan Derviş ise, en başarılı ortodontistin ağıza yerleştirdiği diş kadar doğal. Takan da biliyor bakan da.

Sanki gerçek gibi ama yine de transplant ! Eskiden olsa, keşke Blair gibi medeni ve sempatik bir solcu lider çıkarsak diye yazardım. Oysa Blair’in Irak konusunda ‘Anglo-Sakson’ dayanışmasını solculuğun üzerinde tutup, Bush’un dümen suyuna girmesi beni düş kırıklığına uğrattı. ‘Beyaz Adamın’ emperyalist dürtüsü ‘sol’ hümanizmasına galip geldi. Sonuç olarak dünya gerçeklerini Türkiye gerçekleri ile nikahlayıp bir sentez yaratacak solcu lider ufukta gözükmüyor. Bizler bu mutlu evliliği beklerken gelin kısaca solcu lider Lula’nın 6 ayda uyguladığı ekonomi politikalarına bir göz atalım.

Söylemin Önemi :

Lula iktidara geldiğinden bu yana ‘Sendika başkanı gibi değil Cumhurbaşkanı gibi’ konuşmaya başladı. Lula aniden her cephede değişik politikalar uygulayacağına, önce ekonominin temel sorunlarında istikrarı yakaladı. Sosyal programları uygulamaya sokmadan önce Brezilya ekonomisinin büyümeyi yakalamasını sağladı. Şimdi Lula’nın önünda en büyük ‘challenge’ 46 milyon Brezilya vatandaşını etkileyecek ‘Sıfır Açlık’ sosyal programını devreye sokmak. Bu program için gereken 1.5 milyar dolar kaynağı yaratmak ve aynı zamanda bütçe açıklarını kapatmak için Lula, memurları yüzde yüz üzerinden emekli eden sistemi değiştirmek için çabalıyor. Aynı zamanda memurların maaşlarını donduruyor. Lula bununla da yetinmeyip iş ve iş gücü kanunlarını değiştirip işe alma ve işten çıkarmayı daha az masraflı ve pratik bir hale sokmak istiyor. Bütün bu ekonomik önlemler CHP türü bir parti için pek gerçekci gözükmüyor.

Solun umutlarının devamını umarız.

24 Haziran ’03 Wash. D.C.
joememet@hotmail.com