Maça mı Gidiyorsunuz, Harbe mi Giriyorsunuz?

İş tempom ve çoluk çocukla büyümekten pek televizyon izleyemiyorum.

Ama, dün gece yarısı Trabzon ile Fener maçının özetine ilişti gözlerim.

İzlemez olsaydım…

Değerli spor adamı Rıdvan Dilmen, “Ben hayatımda böyle maç görmedim” diyor.

Demek ki karşılaşma, futboldan başka her şeye benziyor da, peki neden?..

Belli ki, spor kamuoyu, son “şike davası” nedeniyle gergin…

Futbolun rantı zaten nicedir kulüpleri “karşı karşıya” getirdi...

Yöneticiler üzerinden taraftarlara “yansıyan” olumsuzluklar bunlarla da sınırlı değil…

Türkiye, bin bir nedenle “asabı bozuk insanların ülkesi.

İşte bu ortamda, maça değil adeta harbe gidiliyor!

Tekme, küfür havada uçuşuyor; tribünlerden sahaya yabancı maddeler yağıyor.

‘Topa değil rakibe sert girmek, meslektaşının yaşamını da riske atmak demek.

İzlediğim özetteyse, defalarca bunu birbirlerine yapıyorlar.

Her biri sanki gladyatör. Yeşil saha bir sunak ve illa ki kurbanlar bulunacak!

Ya saha dışı?.. Birbirlerini tanımayan gençler nasıl oluyor da, ‘ötekine’ saldırıyor?

Bu futbol değil, bu spor değil. Bu, insanca değil ve bu bizim insanımız hiç değil!

Futbolda ve yaşamın diğer alanlarında tırmanan şiddet ise bizim, hepimizin sorunu.

Bu açıdan topluma rol model olan kişilerin son derecede özenli davranması gerek.

Bu kişiler, temsil ettikleri kurumlar kadar topluma karşı da sorumlu davranmalıdırlar.

Evet, sporda okullaşma kadar okullarda sportif ruhun gelişimine önem vermeliyiz.

Ekmeğini spordan kazananların sendikalaşması kadar amatörler için altyapıya daha çok kaynak aktarmalıyız.

Sporcu sağlığına önem vermeli, hakemlerimize ve ailelerine destek olmalıyız.

O arada, futbol maç yayın pastasını adil dağıtmaya özen göstermeli, “bahis oynanması” işini sıkı kurallara bağlamalıyız.

Bir de not eklemek isterim. Şu play-off sistemi kupayı gölgeliyor, 3 puan mantığıyla çelişiyor.

Son olarak…

Spor’a tribünden katılımda hayatın güzel bir rengi…

Ancak…

Asıl olan herkese yaşam boyu spor olanakları sunmak.

Bu amaçla, parkları, yeşil alanları, pistleri ve doğal kulvarları geliştirmeliyiz.

Ve fiziki altyapı kadar ruhen gelişmiş, spor terbiyesi edinmiş bireyler yetiştirmeliyiz.

Spor, kardeşlik ortamında yarışmadır..

İlk madalya kendini aşan ve bu gerçeğe ulaşanındır.