Medyada “ Tencere Dibin Kara, Seninki Benden Kara “ Kavgası

Medyanın iki popüler ismi Soner Yalçın ve Reha Muhtar kavgaya tutuştu. Peki kim haklı ? İşte o kavganın analizi..

AYDIN ÖZDALGA'nın analizi..

Reha Muhtar, Tüm Türkiye’nin, Soner Yalçın ise, medyanın ve Türk entellüklerinin çok yakından tanıdığı iki isim. Ve bu iki isim kavgaya başladı..

Türkiye, Reha Muhtar’ı 1980’li yıllarda Atina’dan bildirirken tanıdı. Ciddi haberleri ile tek kanallı dönemin dış haberler yıldızı olan Reha Muhtar, Türkiye’ye döndükten sonra da TRT’de tartışma programı “ Ateş Hattı “nı yaparak daha da popüler oldu.

Daha sonra Star TV’ye geçen Reha Muhtar araştırmacı gazetecilik yapmak istedi. 12 Eylül döneminin Hava Ku vvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya’nın rüşvet dosyasını açmak isteyen Reha Muhtar, kendini kapının önünde buldu. Cem Uzan’ın askerle kavga etmeye hiç niyeti yoktu.

Reha Muhtar 1995 yılında Kanal D Haber Merkezi’ne katıldı. Bu transferi bizzat Kanal D’nin patronu Aydın Doğan yaptı.  Zaten Reha Muhtar’ı Millyet’e alan da Aydın Doğan’dı.  Çünkü Reha Muhtar Ahmet Binbir’in yeğeniydi. O kim derseniz, Ahmet Binbir Koç Holding’in otomotiv grubunun CEO’suydu. Yani Aydın Doğan’ı Aydın Doğan yapan kişiydi. ( Bilmeyene not. Aydın Doğan’in iş hayatındaki yükselişi FİAT otomobillerin baş bayiilerinden biri olmasıydı. Ve bu desteğin arkasında Ahmet Binbir vardı. ) Yani Reha Muhtar medyaya bir çoğumuz gibi torpille girmiş, ama daha soınra bileğinin hakkıyla yükselmişti.

O günlerde açık ara önde olan Kanal D haber’de Reha Muhtar’a akşam haberleri sunma görevi verildi. Reha Muhtar kendisine sunulan haber konseptini, magazin ağırlıklı olduğu için beğenmedi. Ama seçme hakkı da yoktu.

Ancak program rating anlamında o kadar başarılı oldu ki, gün geldi Kanal D Ana Haberi bile geçti.  Bu başarıyoı gören Erol Aksoy, Reha Muhtar’ı hemen Show TV’ye transfer etti.  ( Bu transferi yapan Erol Aksoy, yıllar sonra, “ Reha Muhtar yüzüznden Shoıw TV’yi sattım “ diyecekti. ) Bir süre sonra Haber Merkezi’nin başındaki rahmetli Ufuk Güldemir Milliyete geçince, haber merkezinin anahtarı da Reha Muhtar’a verildi.

Ve Reha Muhtar efsanesi böyle başladı. Artık rating’e tapmaya başlayan, rating aldıkça daha çok para ve şöhret kazanan Reha Muhtar, Melih Gökçek’in deyimi ile, “ Türkiye’deki TV haberciliğinin içine tükürdu !”

Her şey rating içindi. Devler, cüceler, tüm acaiplikler Show TV ekranındaydı. Rating arttıkça, Reha Muhtar daha da çılgınlaşıyordu. Öyle ki ABD Başkanı Clinton Türkiye’ye geldiğinde Show Haber’de tek satır bile  haber olmuyordu !

Reha Muhtar’ın ekrandaki sunumu ise ortaya “ Tam bir salak “ Reha  portresi çıkartıyordu. Tünel kazan mahkumlar yakalandığında, cezaevi önünden canlı yayın yapan muhabirine, ciddi ciddi  “ Mahkumlar kaçmak için mi tünel kazdılar “ diyen, karısınmı öldüren adama, “ başınız sağolsun “ diyen Reha artık tam bir fonemendi.

Oysa Reha Muhtar, bırakın salak olmayı, tam tersine çok akıllı, tam bir enteklüeldi. Usta bir briç oyuncusu olan Reha, ekranda salağı oynuyordu. Çünkü rating hazretleri böyle istiyordu.

TV haberciliğini katleden Reha Muhtar, aslında çok değerli bir haberciydi.

Çünkü elindeki gücü asla çıkarları için kullanmadı. Asla patronunun çıkarları için tetikçilik yapmadı.  Bu kadar büyük haber gücüne sahip olup da, bu kadar ahlaklı bir TV habercisini bulmanız çok zordur.

Yani, bence Reha Muhtar’ın habercilikteki sevabı, günahından çok daha fazladır. En büyük günahı ratinge tapması ve çok saçma haberler yapmasıydı. Ama habercilikteki ahlaki duruşu, tüm hatalarını silecek kadar önemliydi.

Bunu bir köşeye  not edin.

Ama daha sonra ratingi düşen Reha Muhtar, kendisine olan talep azalınca TV haberciliğini bıraktı, köşe yazarı ve futbol yorumcusu oldu.

İşte Reha Muhtar böyle bir insan...

Soner Yalkçın da çok enterasan bir isim. Çok araştıran, üreten bir isim. Çok sayıda kitapı var. Ama takıntılı konuları var. Şimdilerde odatv.com adlı sitesinde sadece özel haber ve analiz yapıyor. Ulusalcı çizgiye yakın. Hakkında spekülasyon çok. Çok ilginç haber kaynakları var. Yani, çok enterasan bir isim. Biraz kapalı kutu.

İşte bu Soner Yalçın, önceki günlerde birden Reha Muhtar’a saldırıya geçti. Odartv’de imzasız çıkan bir analizde, Kanaltürk TV’de program yapan Reha Muhtar için özetle şu iddiayı ortaya attılar:

 

 “ Reha Muhtar, Fettullah’cı Akın İpek’in TV’si Kanaltürk’de program yapabilmek için döneklik yaptı. Cemaat ile yakınlaştı. Yani TV’de program yapmak için döneklik yapıp, kendini sattı  ! “

Bu analizin ardından Reha Muhtar, Vatan Gazetesindeki köşesinde çok sert bir yazı kaleme aldı.

Reha Muhtar önce kendisinin dönek olmadığını, hala Atatürkçü olduğunu anlattı. Reha Muhtar daha sonra da Soner Yalçın’ı hedef tahtasına oturtup, Star TV’de canlı yayında yapılan bir hipnozla bir kadının orgazm olmasını rezalet olarak niteleyip, bunu Soner Yalçın’ın yaptığını söyledi.

Durum böyle...

Gelelim analizimize...

Baştan söyleyeyim; bu kavgada, tartışmayı  başlatan Soner Yalçın haksız. Ama Reha Muhtar’da kendisini savunamıyor, “ Tencere dibin kara, seninki, benden kara “ mantığı ile Soner Yalçın’ın haberciliğini tartışmaya açıyor.

Soner Yalçın’ın suçlaması tutarsız. Eğer Reha Muhtar Kanaltürk’de program yapmaya bu yıl başlasaydı, “ Reha Muhtar gibi sosyal demokrat geçinen bir yayıncıya, Fettullahcı kanalda program yapmak yakışmaz “ deseydi, bu tez tartışılırdı. Ama Reha Muhtar geçen yıl da Kanaltürk TV’de Akın İpek’in patronajı altında çalıştı. Herhalde “ Cemaat kanallarında spor programı yapılır, haber programı yapılmaz “ diye bir kural yok.

Eğer Soner Yalçın programı bekleyip, izledikten sonra yayında bir “ Hükümet Yandaşlığı “ bulsaydı, bu tezi somut örneklerle ortaya atabilirdi. Belli ki, Soner Yalçın, şu an bilemiyeceğimiz bir nedenden dolayı Reha Muhtar’a gıcık ve onu itibarsız kılmaya kararlı !

Gelelim Reha Muhtar’a... Onun savunması da yetersiz. İlk yapması gereken, “ Ben profosyonelim. Çalışacağım kurumun patronajı beni ilgilendirmez. Özgürce yayın yaptığım sürece her kanalda çalışırım.  Zaten geçen yıl da kanaltürk TV’de çalıştım “ demesi gerekirdi.

Oysa, Reha Muhtar bunu yapmak yerine, “ Madem öyle işte böyle. Ben de senin dosyanı açayım da, gör gününü  “ diyerek, Soner Yalçın’a yüklendi.

Yani, “ Tencere dibin kara, seninki benden kara “ manrtığını harekete geçirdi. Bu mantık belki Soner Yalçın’ı batırır ama, Reha Muhtar’ı çıkarmaz !

İşte böyle.

Şimdi kavgayı başlatan Soner Yalçın analizini ve Reha Muhtar’ın yanıtını okuyabilirsiniz.

Karar sizin.

Saygılarımla,

Aydın Özdalga

================================

 

İŞTETE  SONER YALÇIN’IN   KAVGAYI BAŞLATAN YAZISI

 

Kanaltürk Tuncay Özkan'ın kurduğu kanaldı.
Siyasal iktidar Kanaltürk'ü baskılarla boğdu. Tuncay Özkan kanalı satmak zorunda kaldı.
Kanaltürk'ü kimin aldığını biliyorsunuz. Cemaat ilişkileri Odatv'de defalarca yazıldı.
Şimdi gelelim meselenin başka bir yönüne...
Reha Muhtar'ın gizli dönekliğini Odatv ortaya çıkardı.
Yeni yandaş arkadaş çevresi Reha Muhtar'ı işte bu Kanaltürk'e taşıdı.
Öyle ya hep düşünüyorduk, "Bu Reha Muhtar neden döndü" diye.
Bingo.
Kanalda futbol yorumcusu olarak adım atan Reha Muhtar aynen Serdar Turgut'un stratejisini uyguladı; ılımlı
mesajlar, gizli gizli cemaat üyeleriyle buluşmalar, yandaş danışmanlar almak onlara TV kapılarını ardına kadar açtı.
Ve artık Ateş Hattı yeni formatıyla Kanaltürk ekranlarında olacak. 4 ayrı görüşün 4 kadın tarafından ortaya konulacağı Ateş Hattı'nın temaları ağırlıklı olarak siyaset olacak ve her hafta bir konuk alınacak.
Haftada bir yayınlanacak olan Ateş Hattı ilk kez 18 Ağustos'ta Kanaltürk ekranlarına gelecek.
Ne diyelim afiyet olsun.

Odatv.com

 

İŞTE REHA MUHTAR’IN YAZISI

Bugün size karanlık ilişkilerin, insanlara atılan iftiraların hangi çıkar gruplarınca, nasıl rezilane bir şekilde oluşturulduğuna çok çarpıcı bir örnek vereceğim sevgili okuyucalarım...

Geçtiğimiz günlerde, “geçmişi ve ilişkileri b.ir sürü açığa çıkmamış karanlık noktayla dolu olan ve acayip sitesinden ona buna iftira atan Soner Yalçın’a bir soru sormuştum:

“Canlı yayında Türkiye’de bütün aileler tarafından izlenen bir ulusal kanalda, Star televizyonunda hipnozla orgazm yayınını saat 20.30 ’da bütün çocuklar ayaktayken, 45 dakikaya yakın bir kadının inlemelerini vererek kim yaptı Soner?..

O sırada kimler hangi görevdeydiler?..

O yayından dolayı televizyon kaç gün kapatıldı Türkiye ’de?..”

Böyle sormuştum Soner Yalçın arkadaşa...

Cevap vermedi o acayip sitesinde...

Onun yerine telefona mesaj attı “Ben haber merkezindeydim, orada değildim o sırada” diye...

Oysa birlikte transfer olduğu kader arkadaşıyla birlikte yapıyorlardı o programları ve canlı yayında 45 dakika orgazm sesini dinlettikleri programın künyesinde nal gibi ismi yazıyordu Soner Yalçın’ın...

***



Sonra günler geçti bir soru daha sordum kafasına tencere geçirerek yarattığı Deli Hüseyin’le ilgili Soner Yalçın’a:

“Kendisi Atatürkçülük üzerine raconu kesmeye başlamış...

Soner’in ne zaman Atatürkçü olduğunu bilmiyorum...

Değişik ve derin fikirler savundu hep bugüne kadar, onun için benim gözümde epey “muğlak”tır onun durumu...

Mesela kimlerin büyük büyük dedelerinin Yahudi olduğunu ara∫tıran kitaplar çıkartır...

Sonra İstanbul’da mesela Gaziosmanpaşa’da bir garibanı bulur, kafasına bir “tencere geçirterek” onu muhabir yapar...

“Elinde demir çubukla dolaşan Deli Hüseyin”in maceralarını “televizyon haberciliği” örneği olarak izledi bu millet onun dahiyane zekasından...

şimdi kimin Atatürkçü olup olmadığını zamanında kafasına tencere geçirip muhabir yaptığı, Deli Hüseyin’den öğrenebilir mi acaba?..

Onu rahatlatacak mı üzecek mi bilmem!..

Ama benim Atatürkçülüğüm, öldükten sonra da çocuklarımda devam edecek...”

***



Dün medya sitelerinin bir ikisinde bir haber vardı...

“Efsane ATEŞ HATTI geri dönüyor” diye...

Siteler CHP milletvekili Nur Serter, AKP milletvekili Zeynep Dağı, sanatçı Rojin ve eski Avrasya televizyonu moderatörü Lale Şıvgın’ın katılacağı 4 kadından oluşan Ateş Hattı’nın Kanaltürk’te yayınlanacağını yazıyorlardı...

Soner isimli arkadaşı yine kaşıntı tutmuş, yine ipe sapa gelmez sallamalarda bulunmuş...

Ateş Hattı’nı bilmiyor galiba...

O bunu künyesinde adı bulunan “canlı yayında orgazm sesi yayınlamak” zannediyor olsa gerek...

Ya da kafasına tencere geçirip memleket meselelerini konuşturttuğu Gaziosmanpaşa’lı “Deli Hüseyin” macereları...

Soner’e 20 yıldır varolan ATEŞ HATTI markasının neler yaptığını bir hatırlatayım da öğrensin, bu arada birkaç sorum daha olacak kendisine...

Tabii cevaplandırırsa...

*****



ATEŞ HATTI’NIN SANSÜRLENDİĞİ KANALLAR...

Ateş Hattı’nı TRT’de başlattığım zaman Süleyman Demirel başbakandı...

Bir günden bir güne TRT gibi yerde kimse Ateş Hattı’ına şunun yandaşı, bunun yanlısı demedi...

Demirel gitti, onun rakibi Tansu Çiller geldi...

Ateş Hattı yine çizgisinden hiç sapma olmadan devam etti... Kimse Ateş Hattı için Çiller’ci diyemedi...

O günlerde iktidar partisi DYP’nin milletvekili Sadık Avundukluoğlu, “Bu programın yayınlanmaması için TRT Genel müdürü Tayfun Akgüner’i makamında ziyaret ederek ricacı oldu...”

TRT’deki program iktidar partisi milletvekilinin ricasına rağmen TRT’de yayına devam etti, çizgisinden milim taviz vermedi...

***



Ateş Hattı programı o günlerde TRT Genel Müdürü’ne “Bizanslı Tayfun” diyen Emin Çölaşan’ı, Mehmet Barlas’la bizzat TRT’de canlı yayına çıkardı...

TRT’nin en büyük muhalifi olan Emin Çölaşan’ı o TRT’de canlı yayına çıkartmak için, yürek, cesaret ve insanların dürüstlüğünüze olan güveni gerekiyordu...

Bunu Soner gibi canlı yayında orgazm sesleri dinletenlerin anlayabileceğini sanmıyorum...

***



ATEŞ HATTI sonra Star televizyonuna transfer oldu...

Soner ve arkadaşlarının kafasına tencere geçirttikleri Deli Hüseyin’i yayınladıkları, orgazm sesi dinlettikleri Star’da Ateş Hattı 5. haftasında 12 Eylül rüşvet iddialarını yayınlayacak diye sansürlendi...

12 Eylül döneminde Hava Kuvvetleri’nde F-16 yolsuzluk iddialarını programda yayınlamaya kalktığı için, STAR yönetimi ‘bu programı değiştirin’ dedi...

Sansürlenen program noter kanalıyla belgelendi ve Star televizyonundan ayrılındı...

***



Sonra 7 yıl SHOW’da Ateş Hattı sürdü...

Dünya televizyonlarında ilk ve tek olan “canlı yayında rüşvet SHOW TV’deki ATEŞ HATTI’ında” yayınlandı...

ATEŞ HATTI, TRT, SHOW; Haber Hattı ismiyle KANAL D,

ATV, STAR, ÇAPRAZ ATEŞ ismiyle FOX TV’de her kanalda yayınlandı...

Bir günden bir güne de kimse çıkıp “Tarafsızlığı ihlal ediyorsunuz” demedi, diyemedi...

Zavallı Soner, “Kanaltürk’te yayınlanması haberinden aklı sıra birşeyler çıkartmaya” uğraşıyor...

Ona şöyle söyleyeyim...

ATEŞ HATTI’nın tarafsızlığı, objektifliği, çarpıcılığı, ilginçliği, harareti ve özgürlüğü, Türkiye’deki televizyon kanallarının isimlerinin çok ötesindedir...

ATEŞ HATTI’nı yapıp yapmamaya karar vermedim... Ama bazı zavallılar bilmeli ki;

“Markalar, yayınlandıkları kanala göre şekil değiştirmezler...”

Nasıl ki eşşeğe altın semer bağlasan eşşek yine eşşektir...

Altın da altındır Soner arkadaş...

*****



SONER YALÇIN’A YENİ SORULAR...

Şimdi müsadenizle Soner arkadaşa bazı sorular sorayım;

Soner Yalçın sen hayatında hiç Atatürk’çü oldun mu?..

Olduysan milletin dedesinin, dedesinin babasının Selanik’ten Yahudi dönmesi olup olmadığıyla ilgili niye bu kadar “ırkçı” bir meraka sahip oldun?..

Bunlarla ilgili yazdığın kitaplar, Atatürk’ün ırkçılağa karşı çıkan o uygar görüşüne uyuyor mu?..

Soner Yalçın geçtiğimiz dönemde Kurtlar Vadisi dizisinde konsept danışmanlığı yaptığın biliniyor...

Derin ilişkiler, devlet içindeki derin örgütlenmeler, Baba’lar, yeraltı dünyasındaki gelişmelerin çok benzer biçimde ele alındığı bu dünyanın senaryosunda konsept danışmanı olabilmek için hangi ilişkilerin içindeydin?..

Nereden biliyorsun bu karanlık ilişkileri?..

***



Sen hiçbir zaman Atatürk’çü olmadın, ama Atatürkçü’ymüş gibi niye ahkam kesiyorsun?..

Çok ilginç bir ilişkiler ağın var...

En yakın arkadaşların, yıllarca “yandaş dediğin medyada” çalıştılar, televizyona haberler yaptılar, köşeler yazdılar...

Sen bazen Marksist, bazen ırkçı, bazen ulusalcı, bazen derin, bazen yandaşlarla sıkı fıkı, bazen darbelcilere öcgü düzen bsir ruh hali içindesin...

Senin onlarla “yandaş-muhalif ilişkin nasıl gerçekleşiyor?..”

Atatürkçü olmadığına göre, nesin arkadaş?..

Kimsin sen?..

Niye bir çok yandaşla birlikte olurken etrafa en derdin ulusalcı havası veriyorsun?..

Sen Atatürkçüysen Hitler de “demokrattı...”

Bir sorum daha var...

Sana ve çevrene...

Ama azzz sonraaa...