Merhaba...

Adına gazetecilik mi dersiniz, habercilik mi yoksa programcılık mı bilmiyorum ama, mesleğe gireli tam 24 yıl olmuş. Daha dün gibi, yıl 1994. Ankara TRT Dış Yayınlar Türkiye’nin sesi Radyosu. İnterneti bırakın, Haber Merkezi’nde bilgisayarın bile olmadığı, haberlerin daktilo ile yazılıp teksir servisinde çoğaltılıp dağıtıldığı yıllar…..

Hayatımın en büyük şokunu Dış Yayınların Haber Müdürü Ertan Yüce ile tanışınca yaşamıştım. Ertan Abi….. ilkokul müsamerelerinde burnumu tıkayıp basketbol maçlarını anlatmasını taklit ettiğim efsane spiker. Karşımda onu görmek beni çok şaşırtmıştı.

Kanal 6, Star, Show TV, TGRT, Kanal1, Kanaltürk ,Beyaz TV derken, yıllar su gibi akıp geçmiş. Binlerce haber, yüzlerce canlı yayın ve yüzlerce bölüm gezi programı.

Telekritik ile başlayan kendi markam olan " Dolu Dolu Anadolu " ile devam eden ve en son " Cennet Köşeler " adı ile yaptığım gezi programları ise artık hayatımın bundan sonraki kısmını sağlığım el verdiği müddetçe gezerek geçireceğimin işaretiydi.

Bu günlerde en çok karşılaştığım soru ‘’yeni program’’ yapıp yapmayacağım. Keşke bu sorunun cevabını vermek sadece benim elimde olsa. Keşke istediğim kanalda istediğim ekip ile yarın çekimlere başlasam. Ama maalesef bu işler artık böyle olmuyor.

Son 10 yıldır gezi programcılığı medya dünyasındaki en sıkıntılı işlerin başında geliyor. Bunun en büyük sebebi ise , bu işi rant kapısı olarak gören sahtekarlar ve işin niteliğine bakmadan, para gelsin de nasıl gelirse gelsin diye yayın saati satan televizyon kanalları.

Özellikle Euro kanallar ve bazı uydu kanalları yüzünden, iş artık ayağa düşmenin bile çok altında. Altında araba, yanında 18 yaşında kameraman ve olmazsa olmazları 25-30 yaşlarında çakma sarışın, dekolte kıyafetli asistanlarla arabalarını giydirip yollara belediye ve esnaf avlamaya giden takım elbiseli sahtekar sunucular ve yapımcılar büyük sıkıntı. Bırakın Anadolu’yu ülke genelinde bunlardan kazık yemeyen belediye neredeyse yok gibi.

Öyle hikayeler, öyle dolandırıcılık maceraları dinledim ki yazsam ‘’Parsadan’ın’’ hikayelerine rakip olur. Dışardan bakıldığı zaman dünyanın en zevkli ve en kolay işi gibi görünen gezi programcılığı, inanın dürüst ve kaliteli yapıldığı zaman ciddi emek, kültür, zaman ve tecrübe isteyen bir iş. Doğru yapıldığı zaman asla ‘’reyting’’ derdi olmayan gezi programları, bugün yok denecek kadar az.

Elbette Gönlümden geçen en kısa sürede adına birlikte karar vereceğimiz bir gezi programı ile ekranlarda olmak ama artık günümüzde internetin gücü en az televizyonlar kadar.

Bu zamana kadar çok sayıda internet sitesinden yazmam konusunda teklifler geldi, hepsine çok teşekkür ettim. Ama Haber3 com yayıncısı Aydın Özdalga abim sitesinde yazı yazmamı teklif edince, " hayır " demem mümkün değildi.

Bana öyle bir para teklif etti ki, hayır demek için enayi olmak lazımdı. O yüzden burada yazmaya karar verdim.

Tabii ki şaka yapıyorum. Meslekte üzerimde çok emeği olan Aydın abi ile çay içerken bir anda karar verdik yazmama. haber3.com’un Ayda 40 milyon sayfa görüntülenmesi ve saygınlığı da, bir başka faktör oldu.

Bu ilk yazım, biraz dertleşme biraz durum değerlendirmesi gibi oldu bundan böyle daha çok gezi yazıları yazacağım. Gidilecek, görülecek yerler, yenilecek çok yemekler var. Konaklanacak yerler konusundaki tecrübelerimi de sizlerle paylaşacağım. Eğer Aydın Abi izin verirse haftada 1 gün de spor yazacağım.

Kapısını ve kalbini bana açan haber3.com’a teşekkür ederim.