Milletvekili aday listelerinin düşündürdükleri

Değerli Düşünür Dostlarım,

1 Kasım 2015 tarihinde yapılacak olan genel seçimler için siyasi partiler Millet Vekili aday listelerini YSK na bildirdiler. Ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olsun. Seçilecek olanlara şimdiden başarılar dileriz.

Bir kısmını medya vasıtası ile tanıdığımız, geçmiş dönemlerdeki hizmetlerine ve politik görüşlerine şahit olduğumuz bu adayların açık kimlikleri ve kariyerleri kolayca erişilebilir bilgilerdir. Dolayısı ile kişi bazında yorum yapmaktan ziyade siyasi partilerin stratejileri, oyun planları ve paradigmalarını okuyabilmek açısından genel bir analiz yapmaya çalışalım isterseniz.

Her ne kadar bizim ülkemizde seçmen davranışlarına etki eden parametrelerin başında lider profili gelse de ve MV adaylarının kimlikleri , parti programı, vaadleri, seçmenin bireysel beklentilerinden sonra muhtemelen son sırada yer alsa bile konu incelemeye ve üzerinde düşünmeye değer.

7 Haziran seçimlerindeki listeler dikkate alındığında en büyük değişikliğin AKP   de olduğu kolayca görülebilmektedir. AKP özellikle HDP ile bilek güreşinin en yoğun olduğu doğu ve güneydoğu illerinde hemen tamamen yeni ve farklı bir aday listesi hazırlamış. CB Erdoğan'ın tercihlerinin ve / veya icazetinin bahsekonu listenin tanziminde yine belirleyici ve egemen kriter olduğu aşikardır. Listedeki isimlerin kamuyoundaki şöhretlerine ve jargonlarına bakıldığında gerek CB ve gerekse AKP yönetiminin yeni vizyonuna dair okuyabildiğimiz mesajlar madde başlıkları halinde aşağıda sunulmuştur.

AKP nin tek başına iktidar olma isteği tutku düzeyinde süregelmektedir.
Çözüm sürecinin buzdolabından çıkartılması ve tekrar hayata geçirilmesi için koşulların elverişli hale gelmesi beklenmektedir-planlanmaktadır. ( Ltf.bkz.Van MV adayı)
AKP nin MHP ile oy geçişgenliğinden yararlanarak MHP tabanından oy talebi ve beklentisi vardır. En azından 7 Haziran seçimlerinde AKP den MHP ye kayan oyları geri almak istemektedir. ( Ltf.bkz. Tuğrul Türkeş transferi ve Meral Akşener'e yapılan teklif)
AKP stratejik hedef olarak HDP nin oy kaybı ile baraj altında kalmasını seçmiştir. Bu mümkün olmadığı takdirde en azından bir kısım HDP oylarını kendi leyhine değiştirmek çabasındadır. ( Ltf.bkz. CB nın ve tabiatı ile Başbakanın 8 Haziran dan itibaren aniden patlak veren terör olaylarına ilişkin olarak HDP yi baş sorumlu olarak işaret eden suçlayıcı dil)
İnkitaya uğrayan ekonomik reformların sürdürülmesi planlıdır ( Ltf.bkz.Ali Babacan'ın üç dönem barajının aşılarak aday gösterilmesi)
2 Kasım sabahı meydana gelecek olan siyasi tablo yine yeniden koalisyon hükümeti kurulmasını dikte ederse diğer siyasi partilerle görüşebilecek şekilde köprüleri ve gemileri yakmamaya özen gösterilecektir.

Sevgili Okurlar,

CHP yeni listesinde çok büyük oranla (131 MV den den sadece üç değişiklik yapılmıştır ) eskisine sadık kalmıştır. Özellikle ön seçim yapılan illerden ayni adayları göstermeye dikkat etmiştir. Sonuç ne olur bilinmez ama CHP nin bu kararı toplumda ilkeli bir duruşun göstergesi olarak algılanmıştır. 

Ayrıca Başbakan Davutoğlu'nun ve AKP heyetinin koalisyon hükümeti kurulması içerikli "istikşafi" görüşmelerinde CHP nin sergilediği yapıcı ve uzlaşmacı yaklaşımı en azından iyi niyetli çabalar olarak değerlendirilmiştir.

AKP ve CHP arasında oy geçişgenliği pek olası değildir. Zira bu iki parti birbirlerinin alternatifi olamayacak kadar birbirlerinden uzak ve farklı değerlere sahiptir. Bir başka deyişle AKP den vazgeçen seçmen kolay kolay CHP ye oy vermeyeceği gibi herhangi bir nedenle CHP den vazgeçen seçmenin de AKP ye oy vermesi beklenmez. Bu varsayımın ışığı altında 

CHP nin 1 Kasım seçimlerine ilişkin stratejik hedefi ; HDP ye oy kaptırmamak ve mümkün olduğunca 7 Haziranda salt barajı aşsın diye HDP ye oy veren CHP tandanslı seçmeni geri kazanmaktır. Bu liste ile aldığı oy oranı yaklaşık % 25 olan CHP de 1 Kasımda oylarını arttırabilmenin yolunun adaylarla ilgili olmadığı kanaati hakim anlaşılan. Oysaki büyük bir medeni cesaret ve demokratik olgunlukla CHP de siyaset yapabileceğini belirten Abdüllatif Şener'i listeye dahil ederek AKP den çok küçük bile olsa bir miktar oy alabilmesi mümkün olabilirdi. Terör belasının en önemli ulusal sorunumuz olduğu bu dönemde seçime giderken keşke Sayın Osman Pamukoğlu'na teklif götürülerek CHP den aday olması sağlanabilseydi ciddi bir değer sıçraması yaratılabilirdi. Umut Oran gibi gelecek vaad eden ve genç partililerin takdir ve sevgisini kazanmış değerli bir şahsiyeti aday listesine almamakta ısrar etmeseydi bir kısım küskün partilileri geri kazanabilirdi.

Kıymetli Düşünürler,

MHP ; Meral Akşener ve Sinan Ogan gibi potansiyel lider adaylarının liste dışında bırakılması ile, Türkeş soyadının parti tabanındaki psikolojik etkisini hiçe sayarak Tuğrul Bey'in bir çırpıda partiden ihraç edilmesi ile, TBMM Başkanı seçiminde AKP ye dolaylı da olsa destek verilmesi ile ve en nihayet koalisyon görüşmeleri sürecindeki uzlaşmaz tutumu ile ciddi riskler almıştır.

Bu olumsuz algıyı nasıl yönetebilecektir bilemeyiz ancak toplumdaki genel kanı MHP nin 1 Kasım seçimlerinde bir miktar kan kaybedeceği yönündedir. 

Bu kayıp miktarın AKP ve HDP arasında paylaşılabileceği görüşü hakimdir.

HDP nin yeni aday listesinde de bir iki yer değişikliği haricinde ciddi bir fark olmadığı görülmektedir. 7 Haziran seçimlerinde gösterilen teveccühü doğru değerlendiremeyen, Türkiye partisi olabilmek için azim ve irade sergileyemeyen, terörle arasına mesafe koyamayan ve Kandil ile İmralı arasına sıkışıp kalan HDP yine barajı geçecektir muhtemelen ama bu sefer kıl payı geçeceği beklenmektedir. Kaybedeceği oyların ise kuvvetle muhtemel AKP ve CHP arasında paylaşılacağı düşünülmektedir.

Netice olarak bu gün bizim görebildiğimiz kadarı ile mevcut veriler ve büyük resim 2 Kasım sabahı ülkemizde yine koalisyon ihtiyacının belgeleneceği yönündedir. Dolayısı ile temennimiz siyasi parti liderlerinin ve eğer meydanlara çıkacaksa sayın CB nın demokratik nezaket dilini kullanmaları ve sonradan utanacakları, yenilmez yutulmaz sözlerden uzak durmalarıdır.

Saygılarımla
Serdar Durat
Stratejist