Müstehak !

Soma'da yaşanan facianın ardından bazılarımızın aklına ilginç bir hamle yapmak geldi. Ekonomik çarkı kömür madenine odaklı bu Ege ilçesi 30 Mart'ta tercihini hangi partiden yana kullanmıştı acaba? Faciaya dair tüm detaylar tespit edilmiş ve yegane mesele olarak mağdur ailelerin siyasi eğilimini öğrenmek kalmış gibi alelacele karıştırıldı arşivler. Sonuç; Ak Parti: % 43.3

MHP: % 28.7

CHP: % 22.3

Muhalif kanattan bazı isimler pek celallendi söz konusu duruma. 'O halde yaşananlar müstehaktır' diyenler bile çıktı.

Ne var ki yukarıdaki tablonun madencilik sektörüne ya da Soma'ya özgü bir durum olmadığı malumumuz. 31 Mart sabahı İngiliz basının yazdığı şekliyle; mevcut hükümetin oy oranını % 40'ın üzerine çıkaran başlıca faktör; işçi sınıfından aldığı blok oylar. Türkiye'nin 'halkçı' solu Bağdat Caddesi ve Nişantaşı'nda açılacak sandıkların yolunu gözlerden çalışan kesimin ikamet ettiği mahallelerden sağ eğilimli sonuçlar çıkmasına hangimiz şaşırıyoruz ki?

Bahsi geçen gidişatın birincil nedeni muhalefetin projeden ziyade eleştiriye odaklı stratejiler izlemesi. Örneğin; Başbakan Erdoğan meydanlara her çıktığında eğitim, sağlık ve ulaşım gibi alanlarda kaliteli hizmet almanın zenginlere mahsus bir ayrıcalık olmaktan çıkacağını detaylıca vurgular, söylediklerine bakılırsa; zenginleşme hedefi de artık sanıldığı kadar uzakta durmayacak, 'ulaşılmaz' addedilmeyecektir. Türkiye, 2023'te dünyadaki sayılı büyük ekonomiler arasına girecek ve işçi sınıfı bu pastadan daha çok pay kapacaktır. Deyim yerindeyse, aralarında ortak bir dil gelişir, dahası ortak hayaller birikir. Hayaller zaman içinde gerçekleşir mi, bilinmez. Lakin; hükümet, gerçekleşeceğine inandırmakla ilgili herhangi bir sıkıntı çekmez. İşçiye yakınlaşan üslubu böylesini gerektirir.

Gelgelelim muhalefet cephesindeki seyir epey sıkıntılı gelişir. Zira en büyük ve çılgın proje iktidarı yerden yere vurmaktır. Misal, Tayyip Erdoğan belde belediyelerini kapatmıştır fakat CHP iktidara gelir gelmez açacaktır. Tayyip Erdoğan Twitter'ı da kapatmıştır ve pek tabi CHP  en kısa zamanda onu da açacaktır. Bununla beraber, Tayyip Erdoğan kapattığı onca şeye karşılık başı örtülü kızlara üniversite kapılarını açmıştır. Korkarım, CHP fırsatını bulsa bunu kapatacaktır. Neticede, Ak Parti'nin yaptıklarını yıkmak, yıktıklarını da yapmak seçmen nezdinde 'proje' muamelesi görmez. Sadece işçi sınıfının değil patronların da ana muhalefetten beklediği Erdoğan'a odaklanma takıntısından kurtulup Türkiye'nin geleceğine dair sosyal demokrat felsefeyi baz alan projeler geliştirmesi, 'şahsına münhasır' düşler kurması değil midir?

Diğer yandan; muhalif söylemler sadece içerikleriyle değil üsluplarıyla da sorunlu bir perspektife karşılık gelirler. Misal; yazının başından beri bahsetmekte olduğumuz kitle; onlar için 'işçi sınıfı' değil; toplumun 'eğitim ve gelir düzeyi düşük' kesimidir. Onlar ki yıllar yılı 'sağ partilerin oy deposu' olagelmişlerdir. Yoksul değil cahil, muhafazakar değil yobaz, gelenekselci değil gericidirler. Sonuç olarak; mevzu, iktidarı eleştirmeyi geçip onlara oy verenleri küçümseme boyutuna varınca seçmen nezdinde algı değişir. Artık ana muhalefet oy isteyen halkçı ve demokratik bir yapı şeklinde görülmez. 'Saldıran bir rakip' pozisyonuna oturtmuştur kendini. İşçiler açısından bakıldığında; aralarında küçük te olsa bir bağ kurabilmiş mevcut iktidarı da  mensubu oldukları sosyal sınıfı da savunmaları icap edecektir. Neticede;  Ak Parti'nin mağdur gömleğini giymesi kolaylaşır, saflar sıklaşır, kenetlenme mekanizması ivme kazanır ve sandıktan 31 Marttaki sonuç çıkması kaçınılmaz hale gelir. Başka bir deyişle; konuşmalarının önünü açan unsur 'Durmak Yok Yola Devam' ya da 'Daima Millet Daima Hizmet' gibi iktidar sloganlarından ziyade muhalefetin özenle seçtiği şu cümlelerdir;

30 Mart'ta seçim değil Zeki testi yapılacak!

Televizyonda koyun belgeseli başladı!

Benim oyumla dağdaki çobanınki bir mi?

Aziz Nesin Haklıymış!

Sonuç olarak; ülkenin  mevcut siyasi eğilimleri sokaklardaki hareketlenmeyle değil eğitimli-eğitimsiz, zengin-fakir, işçi-patron ayrımı gözetmeksizin her bireyin saygı görmeyi hak eden politik görüşler geliştirdiği kabul edilerek değişir. Aksi takdirde sandığın getirdiği verilere çok ta şaşmamak gerekir.

Uzun lafın kısası; Soma'daki madende çalışıp ta Ak Parti'ye oy atan işçiler katillerine aşık; ölüme müstehak değildir! Kibrine aşık; işçisine uzak muhalefet bu seçim sonuçlarına ezelden beri müstehaktır!