Namus Elden Gittikten Sonra Kapı Dayaklamak Neye Yarar ?

Değerli düşünür dostlarım,

Malumlarınız hissiyatı ve sezgileri çok güçlü bir Bakanımız var bizim.

Ülke gündemine adeta bir bomba gibi düşen ses kayıtlarına ilişkin olarak herhangi bilimsel bir analize dahi ihtiyaç duymadan, Başbakan ve oğlu arasındaki telefon görüşmelerinin kesinlikle montaj olduğunu hissettiğini belirtmişti bu Bakan.

Anlaşılan hızını alamamış olacak ki Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, bu kapsamdaki aydınlatıcı ve ufuk açıcı beyanatlarını sürdürmekte pek kararlı görülüyor. Nitekim en son açıklamasında aşağıda belirtilen düşüncelerini kamu oyu ile paylaşmıştır.

''Türkiye'de hiç bir iç yapının bu kadar geniş bir dinlemeyi dışarıdan destek almadan gerçekleştirebileceğini düşünmüyorum' diyen Işık, kriptolu telefonlara ilişkin tüm sistemi gözden geçirmek zorunda olduklarını belirterek, şu anda TÜBİTAK içerisinde iki aşamalı bir soruşturma yürütüyoruz. Yaptığımız inceleme ve soruşturmaların sonucunda gerekli görürsek adli soruşturmaya başvurabiliriz'

'TÜBİTAK'ta amiri yerine abisinden talimat alan insanları asla tutmayacağız, bu net'
kriptolu telefonlarda dışarıdan sisteme girmenin, içeriden yardım alınmadan mümkün olmadığını belirterek, 'Fakat hırsız evdeyse ne yapacaksınız ?

Bizim ortaya çıkarmaya çalıştığımız bunu kim dinlemiş, nasıl dinlemiş' şeklinde yürütülen çalışmayı özetledi.

Sevgili okurlar, dikkat ederseniz bu sözlerin satır aralarında aslında bir çok acı hakikat mevcuttur. Tabiri caiz ise secaat arz ederken sirkatin söyler gibi bir durum söz konusudur. Evin içinde hırsız olduğundan dem vururken kriptolu telefonların kimin tarafından ve nasıl dinlendiğinin peşine düştüklerini belirtmekte fakat ne yazıktır ki bu kriptolu konuşmaların içeriğinden ve/veya gerçekliğinden hiç bahsetmemektedir. Biz de kamunoyu adına Sn.Bakan'a sormak isteriz ..

-Ev derken hangi mekanı / kurumu ? Hırsız derken kimleri kastediyorsunuz ?

-TÜBİTAK hangi makama bağlıdır ve mensupları hangi otorite tarafından seçilmektedir ve atanmaktadır ?

- TÜBİTAK Başkan Yardımcısı ve Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi (BİLGEM) Başkanı Dr. Hasan Palaz,  “İstenilen raporu hazırlayan ve biat eden bilim adamı olmayacağım” diyerek Başbakanlıktaki böcek cihazına ilişkin hazırlanan bilimsel  raporda tahrifat yapmayı redettiği için mi görevinden alınmıştır ?

Değerli düşünürler ,

Sn.Cumhurbaşkanı Abdullah Gül DDK ( Devlet Denetleme Kurulu) ya ;

Dinlemeler- Yolsuzlukla mücadele- Kent rantları-Kariyer meslek uygulamaları ve Devlet sırları ile ilgili beş kritik konu başlığı altında araştırma ve inceleme yapması talimatını vermiştir. Toplumdaki geniş tabanlı algıya göre bu talimatın zamanlaması manidar dır.

-TSK nin kozmik odalarına girilirken,gizlilik dereceli harekat planlarından alıntılar gazetelere manşet olurken,

-Toplum vicdanını kanatan uzun tutukluluk süreleri adeta ceza infazına dönüşürken, -

Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkesinden bahsetmek artık hayal bile edilemez hale gelmişken,
- Evlat acısı ve ölümcül bir hastalıkla mücadele eden Prof.Hilmioğlu'nun tahliyesi için bile insiyatif alınmaz ve Anayasa mahkemesinden karar çıkarken,

-DDK nun bu araştırma neticesinde tanzim edeceği raporunda güvenilirliğinden endişe edilirken böyle bir talimat verilmesi de ,TÜBİTAK operasyonu da (teşbihte hata olmazmış ) ancak '' Namus elden gittikten sonra kapı dayaklamak'' deyişini akla getirmektedir.

Hukuk disiplini , Milli güç unsurları,insan hakları , bireysel ve kurumsal mahremiyet bir milletin müşterek sosyal namusu ve şerefi değil de nedir ?

Saygılarımla

Serdar Durat
Stratejist