Öyle Hocaya Böyle Mescit

Amerika’nın ciddi, sağcı ve kapitalist dünyanın sancak gemisi WSJ gazetesinde bir yazı çıktı ortalık karıştı. Her kafadan bir ses çıkmakta, her köşe yazarı bir taraftan günah çıkarırken, bir taraftan ‘kuru sıkı’ atmakta. Amerikalı köşe yazarının kelamı malum da ‘bizimkilerin’ tavsiri muhtelif.

Değerli okurlar ben de bu haftaki yazımda Türkiye’nin neden böyle bir eleştiriye maruz kaldığını analiz etmek istiyorum.

Şarki Kurnazlığın Temelleri :
Önce şu çok övündüğümüz ‘uyanık’ olma hasletimizden konuya girelim. Genelde Analizlerimi taşra havasından korumak için yazılarımda anektodlardan uzak dururum. Ancak bu sefer meşhur hikaye ile konuya gireceğim.

Efendim hikaye tanıdık. Dünyaca ünlü filozoflar Nasreddin Hoca’yı sınava tutarlar. Dünyanın merkezinin neresi olduğunu soranlara Hoca yere bir geometrik şekil çizerek cevap verir. Filozoflar tatmin olurlar. Ahali Hoca’ya cevabın anlamını sorunca, Hoca “Eşşeğimin kuyruğunun değdiği yer “ olarak cevap verdiğini, inanmayanın gidip kendisinin ölçmesini önerdiğini ekler.

Rasyonel mantığa, ölçüye, rakama, kısacası Batı felsefesinin temel taşlarını oluşturan kıstaslara göre sorulan soru ve aranan cevabın, nasıl bir kurnazlıkla cevaplandırıldığı
Sosyal kültürümüzün keyif malzemesi olmuştur. Anadolu sözsel kültüründe bu tür muziplikler prim yapan akıl oyunlarıdır. Doğal olarak günü kurtarır ve kısa dönemde egonuzu şişirir.
Ancak olaylar sizi tercihler konusunda zorlarsa geçmişte idare edilen sorunlar elinizi yakmaya başlar. İşte Türkiye’nin ABD’nin Irak’ı işgalinden sonra uyguladığı şarki politika sonunda iflas etmiştir. Şimdi kamuoyu mazrufu bırakmış zarfa takılmış hangi komedyenin Türkiye’ye nasıl bindirdiğini, bilmem hangi TV programının Türkleri nasıl aşağıladığını tartışmakta.

Kış Uykusundan Uyanamayanlar :
3 yılı aşkın zamandır yazmaktayım. Defalarca belirttim. Soğuk savaş bittikten sonra Türkiye ABD için tek alternatif değildir. Jeo-politik ve stratejik kartla uluslararası pokerden ‘çırak çıkarsınız’ uyarısında bulundum. İçine kapanık, ‘kim kiminle/ kim kime’
teşkilat içi oyunlarda enerjik hariciye, dünyanın değiştiği konusunda kış uykusundan uyanamadı.

ABD’ye önce Kuzey Irak için geçiş sözü verildi arkasından parlementoda bir açmaza oynandı. Sovyetlerin çöküşünden bu yana yaşadıkları ezikliğin zehirini içlerinde taşıyan şabloncu solcular bir yandan, ABD’nin Israil’in Orta Doğu’da ‘body-guard’ lığını yaptığına inanan aşırı sağcılar, diğer yandan, işbirliği yaptılar. Kendi ideolojik imanlarını Türkiye’nin çıkarlarının önünde tuttular. Ankara’da, İstanbul’da, parlementoda, medyada ittifaklar kamu oyunu dolduruşa getirdi. Günlük bir gazete okuyanın entellektüel sayıldığı memlekette, anti-Amerikancı psikolojiyi yaratmak kolay olmadı. ABD Başkanı Bush’un kovboy davranışları da bu grupların işini kolaylaştırdı.

Aslında bunların hiç birisinin sürpriz olmaması gerekirdi. Bu memlekette Başbakanlık yapmış insanlar Saddam’ı ziyarete gitti. Sağ görüşlü Bakanlar ABD’nin Saddam’ı devirmesinden bir kaç gün önce Saddam’ı ziyaret etti. Sonuç olarak Türkiye ikinci defa firsatı kaçırdı. Tıpkı 1. Körfez savaşında olduğu gibi bu sefer de Kuzey Irak’ta söz sahibi olamadı. Türkiye şimdi bir kaç gizli harekatla zaman zaman traji-komik durumlara düşerek, günü kurtarmaya devam ediyor.

Aydınların Acınacak Durumu :
Biliyorsunuz Türkiye’nin üzerinde durduğu coğrafya ‘mit’lerin zengin olduğu coğrafyadır. Anadolu, uygarlıkların beşiği olurken, beraberinde birçok ‘mit’i de, paket olarak getirmiştir. Asırlar boyu birçok efsane, birçok komplo bu beşikte sallanmıştır. Sonuçta, kültürümüz komplo teorilerine açık ve komplo mantığının rahat yeşerdiği bir kültürdür. Önüne gelen köşe yazarı, kurgu yazarı, okur yazar taifesi sonu gelmez, abuk subuk komplo teorileri üretmekte. 11 Eylül saldırılarının İsrail tarafından düzenlendiğinden başlayıp, tsunami ( okunuşu zzunami ) felaketinin ABD’nin son tezgahı olduğuna kadar saçmalıklar etrafta dolaşmakta. İnsanlar bunları ciddi ciddi yazıp söylemekte. İşin acınak tarafı toplumda bunları ciddi ciddi yutmakta ( Önüne ne konsa yer türünden, sürü manüplasyonu. ) Diyelim toplumun ortalama bilinç seviyesi ilkokul 5. Hiç mi bir Allah’ın kulu çıkıp bu saçmalıkları mantık süzgeçinden geçirmiyor.
Hiç mi bir entellektüel bu insanların Nasreddin Hoca mantığını irdelemiyor. Acınacak bir durum.

Analiz Düşmanlık Değildir :
ABD modern tarihte görülmemiş bir iş yapmıştır. Westphalia anlaşmasından bu yana ilk defa bir ulus devlete ‘pre emptive = önleyici ‘ saldırıda bulunmuştur. Bu geçmişte rastladığımız bir ülkeyi ele geçirmek için başlatılmış bir savaş değildir. İleride çıkabilecek tehlikeleri önlemek için yapılan bir girişimdir.

ABD’nin bu tutumu tartışılır. Bu kararı alırken kullanılan istihbaratın doğruluğu sorgulanabilir. Bazı sorumsuz Amerikan askerlerinin yaptığı şarlatanlıklar kınanır. Ancak komplo teorileri ile şişirilmiş bir çadırda entellektüel palyaçoluk yapılmaz. Özellikle, Türkiye gibi ‘şarki kurnazlığın’ türevi varoş sosyolojisinde, televole kültürünün
Tellali medyanın komplo teorileri ile uluslararası konulara analiz getirmesi, affedilemez.
ABD’nin Irak’ta yanlışları çoktur. Bu yanlışların büyük bir kısmı şimdiki Amerikan hükümetinin ideolojik yapısından kaynaklanmaktadır. Ancak unutmamamız gereken başka unsurlar da bulunmaktadır. ABD, henüz Türkiye’nin fersah fersah uzak olduğu bir hukuk devletidir, ‘guguk’ devleti değildir. ABD’de hiçbir siyasi karar ve devlet bilgisi gizli kalamaz. Türkiye daha Mustafa Kemal’in geçen yüzyıldan kalan mektuplarını açıklayamamıştır.


Kim Vatan Haini:

Dikkat çekmek için, geçmişten getirdikleri hesapları görmek için, reyting almak için,
Entellektüel mastürbasyon yapmak için komplo teorileri üreterek ABD düşmanlığı ve Batı karşıtlığı yapan aydınları uyarıyorum; Aymazlığı bırakın. Kendi küçük dünyanızı tatmin etmek için ABD ile Türkiye’yi karşı karşıya getirmeyin. Bu sürtüşmenin sonunda Türkiye’nin, mevcut ekonomik koşulları ile, bu eti ve bu butu ile göreceği zarar Türkiye’nin altından kalkamayacağı tahribat yaratır.

Yukarıda söz edilen gruplar sayesinde Özal’ın ‘bir koy üç al’ lafı çarptırılarak, Türkiye ‘nin1. Körfez savaşında Kuzey Irak’ta söz sahibi olması engellenmiştir. Bir ikinci defa
Mavi boncuk politikası ve komplocular yüzünden Türkiye 2. Irak savaşında da Kuzey Irak’ta söz sahibi olamamıştır. Üstüne üstlük ‘vatansever’ kispesi altında şimdi de bir dizi şarlatan riyakar komplo teorileri üreterek Türkiye’yi ABD ile karşı karşıya getirmektedir.
Yazık yazık çok yazık !!!