‘Rakam’ların Dili ile Eğitim Sistemimiz

Değerli düşünür dostlarım,

Milli Eğitim sistemimizde bu günlerde yapılmaya çalışılan ‘’reform’’ toplumu yine farklı guruplara bölmüştür. 12 yıllık kesintisiz eğitim projesi aslında Türkiye’nin gelişimi için çok önemli ve zaruri olarak değerlendirilmekle birlikte, iki hafta içinde TBMM genel kurulunda görüşülmesi beklenen 4x4x4 tasarısı, bünyesinde bir çok tereddütleri ve endişeleri barındırmaktadır. İlk öğretime başlama yaşı ve meslek tercihi yapılması planlanan yaş gurupları bilim insanları tarafından uygun ve makul bulunmamaktadır.

Eğitim ve öğretim; asla siyasi mülahazalar ile ve inanç temelli olarak manipule edilemeyecek kadar hayati önemi haizdir ve kesinlikle çok ciddi bir milli meseledir.

Bu konuda yapılacak her türlü değişiklik ve yenilik geniş kapsamlı bilimsel ve küresel araştırmalara dayanmalı, anayasa gibi uzlaşı ve genel mutabakat ile yapılmalıdır.

Dünya çapında diğer ülkeler ile Türkiye’nin eğitim sistemlerinin genel bir mukayesesinden alınan bazı çarpıcı veriler aşağıda sunulmuştur.

1. Milli gelir içinde eğitime ayrılan pay : 171 ülke içinde Tunus 17., İran 76. Uganda 129. iken Türkiye 132. sırada yer almaktadır.

2. Yetişkin okur yazarlık oranı: (Türkiye’ye göre ekonomik olarak daha az gelişmiş ülkelerle karşılaştırma);194 ülke içinde: Kazakistan 38 ,Uruguay 58 iken Türkiye 95. sıradadır.

3. Toplam Nüfus içinde okullaşma oranlarında 183 ülke arasında
Türkiye 107. sıradadır.

4. Okula gitme yılına göre 173 ülke içinde; Malta 47, Namibya 97, İran 103,
Kenya 108. iken Türkiye 115. sıradadır.

5. Zorunlu eğitim süreleri: Finlandiya. 9 yıl, İsveç. 9 yıl, Çin 9 Yıl, Almanya 11-12 yıl, Avustralya 11-12 yıl ,Yeni Zelanda  9-10 yıldır.

6. Cinsiyet eşitliği: İlköğretim Kız - Erkek Oranı.. (Türkiye’ye göre ekonomik olarak daha az gelişmiş ülkelerle karşılaştırma): 185 ülke içinde; Gambia 4, Ürdün 22, Katar 69, Tunus 105. iken Türkiye 107. sıradadır.

7. 2003-2008 yıllarında; 6-14 yaş kızların okula devam oranı (%) (Türkiye’ye göre ekonomik olarak daha az gelişmiş ülkelerle karşılaştırma);
Özbekistan % 100, Ürdün % 99, Ermenistan  % 98,Lübnan % 97, Meksika % 97, Suriye % 96,Mısır % 94, Tunus. % 93, Filipinler % 89,Türkiye % 87 dir.

8. Orta Öğrenimde kızların okula devam oranı 2003-2008: Kazakistan % 97 Bosna Hersek % 89 , Azerbaycan % 80, Cezayir  %65,  Ortadoğu ve Kuzey Afrika  % 50 iken Türkiye. % 43 tür. ( Dünya Ortalaması : % 47)

9. Cinsiyet Eşitliği; Lise eğitimi alan nüfus içinde Kadınların Erkeklere oranı:
152 ülke içinde ; Tanzania  123,  Zambia 124. iken Türkiye 125. sıradadır.

Değerli düşünürler, istatistik bilimi muayyen bir standart sapması ile bile pek polemiğe ve duygusallığa yer bırakmıyor. Rakamlar acı da olsa gerçekleri yansıtıyor.Yukarıda belirtilen sayısal değerler saygıdeğer eğitimci İbrahim Betil’in uluslararası kaynaklara dayanarak yapmış olduğu araştırma sonuç raporundan alınmıştır. Meslek liselerinden yetişecek ara elemanlara ekonomimizin ihtiyacı olduğu muhakkaktır. Ancak gelişen teknoloji hemen her meslek dalında artık sadece bilek gücü ve zanaatkarlık niteliklerinin yeterli olamayacağını göstermiştir. Yanısıra biraz matematik muhakemeye, biraz yabancı dile ve biraz da bilgisayar becerisine ihtiyaç olduğu yadsınamaz. Bahsekonu bu beceriler ise ancak kesintisiz 10-12 yıllık akademik eğitim döneminin sonunda kazanılabilir.

Ayrıca nasıl bir hayat yaşamak ve hangi mesleği yapmak istediklerine dair sağlıklı ve özgürce tercih yapabilmeleri için, öğrencilerin en az 15-17 yaşına gelmeleri zarureti vardır.Bu yaştan daha evvel yapılacak tercihler ancak baskı ve empozeler ile olabilir.

Belirtilen gerçekler ve istatistik değerler önümüzde iken nasıl oluyor da sırf imam hatip okullarının önünü açmak uğruna ; iktidar bu inatçı ve dayatmacı yaklaşımını sürdürebiliyor anlamak pek kolay değil.

Ulusal tv kanallarında Sn.Cumhurbaşkanı, Sn.Başbakan ve Sn.MEB nın özellikle kız çocuklarımızın eğitim ve öğretimlerinin ülkemizin geleceği açısından ne büyük anlamı ve önemi olduğunu vurgulayan mesajları fevkalade etkili ve güzel ama toplumun diğer yarısındaki kaygıları da gidermek sorumlulukları olduğu inancındayım.

Nitekim 2011 yılı verilerine göre Türkiye’de kadınlarımızın iş gücüne katılım oranının % 29, istihdamın ise % 26 olduğu bilinmektedir. 2023 için Türkiye’nin kadın iş gücüne katılım oranı hedefi ise % 35 olarak belirlenmiştir. Oysaki AB nin 2020 yılı için kadın istihdam hedefi % 75 tir. Türkiye halihazır durumu itibarı ile kadınlarımızın ekonomiye katılımı sıralamasında 135 ülke arasında sondan 4. sırada yer almaktadır.

Eğer gerçekten, özellikle kız çocuklarımızın eğitim ve öğretimlerinin ülkemizin geleceği için belirleyici bir değeri olduğuna samimiyetle inanıyorsak, yapılacak reformlarda siyasi tandanslarımıza ve inançlarımıza değil öncelikle bu rakamların sesine kulak vermemiz gerekir.

Saygılarımla

Serdar DURAT
Stratejist