Rakka-Musul Harekâtına Ankara Katılır mı ?

     Güney komşumuz Suriye, korkunç bir beşeri kıyım yaşıyor. Ülke büyük bir yıkım içinde.

     Ne yazık ki, çetin pazarlıklar sonunda bir kaç gün önce yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasına rağmen, bu trajedi yakın zamanda bitecek görünmüyor.

     Hatta daha da şiddetlenebilir.

     Ateşkes barış değildir. Savaşan tarafların barışın koşullarını konuşmak için çatışmalara ara vermesidir. Eğer anlaşma olursa, iki taraf da mutabık kalınan barış koşullarına uyar ve uygulanmasını sağlar.

     Ama Suriye'de, kağıt üstünde bir anlaşma sağlansa bile, o koşulları arazide uygulama gücüne sahip bir muhalefet yok.

     Esed rejimi karşısında muhalefeti IŞİD, Nusra Cephesi, çok sayıdaki diğer radikal cihatçı örgütler ve Kürtler oluşturuyor. Ama bunların her biri ayrı hareket ediyor, farklı amaçlar peşinde koşuyor ve kendi aralarında da savaşıyorlar. Hatta Kürtler, işlerine geldiği ölçüde Esed rejimi ile taktiksel işbirliği yapıyor.

     Bir başka ifadeyle, muhalefeti temsil edecek, muhalefet adına konuşabilecek güçlü bir liderlik yok.

     İkinci olarak, savaşın patronluğunu yapan yabancı devletler arasında da görüş birliği yok. Savaş Suriye halkının meşru demokrasi ve özgürlük talebiyle başlamıştı. Ama artık belirleyici unsur Suriye halkının ne talep ettiği değil, savaşın patronluğunu yapan yabancı devletlerin ne istediği!

     İran, Türkiye, Suudi Arabistan, vs, hepsi farklı amaçlar peşinde. Ama daha da önemlisi, iki büyük güç Amerika ve Rusya arasında tam bir görüş birliği yok.

          Amerika barış istermiş gibi yapıyor ama, bir taraftan da Rusya'nın başarılı olmasını hiç arzu etmiyor. Başkan Barack Obama bunu defalarca açıkladı.

      Obama, Rusya'nın Suriye'de batağa saplanacağı, Rus ekonomisinin bu savaşı taşıyamayacağı gibi kehanetlerde bulundu. Eğer Rusya yeni bir Afganistan hezimeti yaşarsa, belli ki Amerika çok mutlu olacak!

     Amerika şimdi, daha önce vermeyi uygun bulmadığı tank savar silahları muhalefete veriyor. Hatta şu sıralarda, uçak savar füzelerin dahi muhalefete verilmesine ABD'nin yeşil ışık yaktığı söyleniyor. Amaç Rusya'yı zor duruma düşürmek.

     Halbuki Suriye'de barış için kapsamlı bir Amerika-Rusya mutabakatı şart. Mevcut koşullar altında, tam  bir Amerika-Rusya mutabakatı olmadan barış mümkün değil.

     Evet savaş devam edecek ama, bazı önemli hususlar büyük ölçüde belli oldu.

     Birincisi, her şeyden önce Rusya ve İran'ın kararlı desteği nedeniyle, Beşer Esed rejiminin kalıcı olduğu söylenebilir. Esed'in kişisel geleceği ne olursa olsun, Esed rejimi sivil ve askeri yapılarıyla, yakın bir gelecekte son bulmayacak.

     İkincisi, Suriye Kürtleri bu savaştan kazançlı çıkacak ve işin sonunda varılacak siyasi çözüm temelinde (federasyon, otonomi, vs) kendi kaderlerini daha güçlü bir şekilde ellerine almış olacaklar.

     Buna karşılık pek çok şey henüz belirsiz.

     Esed rejimi kalıcı ama, egemenlik alanı hangi bölgeleri kapsayacak? Eskiye dönüş çok zor. Ama en azından, kontrol ettikleri mevcut araziye ilaveten Halep'i ve Edlip vilayetini almak ve doğuya doğru olabildiğince genişlemek isteyecek.

     Aynı kritik soru Kürtler için de geçerli. Bölge ve dünya gerçeklerinden habersiz bizdeki kimi çevrelerin masa başı iddialarının aksine, Kürtlerin Akdeniz'e kadar uzanan bir araziyi alması söz konusu değil. Akdeniz kıyısı Esed rejiminin elinde. Ama, Afrin ve Kobane arasındaki 100 kilometrelik araziyi alarak, bu iki kantonu birleştirmek istediklerini biliyoruz.

     Amerika ve Rusya'nın mutabık kaldığı ateşkes planına göre, Nusra Cephesi'nin etkisiz hale getirilmesi gerekiyor. Nusra belli bölgelerde, mesela Halep'in batısında ve Edlip vilayetinde çok güçlü.

     O bölgelerde Nusra aynı zamanda başka pek çok radikal cihatçı örgütle iç içe geçmiş durumda. O nedenle Nusra'nın tasfiyesi pek çok zor problemi kapsıyor.

     Yukarıda özetlediğimiz sorunların hiç biri, masa başında müzakere ile çözüme bağlanacak gibi değil. Barışın koşullarını, askeri yoldan çizilecek arazideki realiteler belirleyecek.

     İlaveten bir önemli konu daha var: IŞİD. Suriye'nin doğusu ve özellikle Fırat havzası, IŞİD'in kontrolünde. Neredeyse tamamen Arap Sünni nüfusun yaşadığı bu bölgenin merkezi Rakka şehri.

     Kritk bir soru şu: IŞİD temizlendikten sonra (tabii eğer mümkün olursa), bu bölgeyi kim yönetecek? Bu sorunun cevabı, IŞİD'i o bölgeden kimin atacağı ile yakından ilişkili.

     Amerika ve Rusya arasında, IŞİD'in temizlenmesi konusunda tam bir mutabakat var. Amerika o bölgede Rusya'dan daha etkili ve kara gücü olarak Kürtleri kullanmak istiyor, çünkü başka seçenek bulamıyor.

     IŞİD sadece Suriye'nin doğusunda Fırat havzasını değil, komşu Irak'ın batısındaki Anbar eyaletine de yerleşmiş durumda. O bölgede IŞİD'in merkezi Musul şehri.

     Dolayısıyla, IŞİD'in Suriye ve Irak'tan atılması, birbiriyle bağlantılı bir operasyon olarak görülmeli. Buna Rakka-Musul harekâtı da diyebiliriz. Amerika IŞİD'e karşı Irak'ta, ağırlıklı olarak Bağdat hükümetiyle işbirliği yapıyor.

     AKP yönetiminde Ankara, Suriye'de hüsrana uğradı. Temel hedef Esed rejimini değiştirmekti, olmadı. Suriye Kürtleriyle işbirliği yapmak yerine  onları hasım gören bir yol izlendi, o siyaset de başarılı olmadı.

     Bu kadar başarısızlığı telafi etmek için, acaba Ankara şimdi IŞİD'e karşı savaşacağız gerekçesiyle, Rakka-Musul kara harekâtına girer mi? Son bir hamle olarak, Suriye ve Irak'ta uğradığı tecridi böyle bir operasyonla kırma denemesine girer mi?

     Böyle bir işe girişirse, koalisyon görüntüsü vermek için, bunu Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinden gelen bazı kara ve hava askeri unsurlarla beraber yapabilir. Dikkat etmek gerekir ki, Suudi Arabistan'ın şimdi Türkiye'de konuşlandırmaya başladığı askeri kuvvetlerle ilgili olarak, Suudi yetkililer tam da böyle bir amaçları olduğunu açıkladı.

     Önümüzdeki günlerde göreceğiz.

     Ancak Türkiye böyle bir harekâta girsin veya girmesin, Suriye savaşı maalesef kısa sürede bitmeyecek. Korkarım ki daha da artan bir şiddetle devam edecek.