Rio + 20

Sadece, savaş bütçelemesi, nükleer denemeler, yeşil vadi katili santraller, “Dünyası” değiliz.

20 yıl aradan sonra aynı yerde, çevre ve kalkınma konferansı yapıldı… (1)

10 yıl önce, Johannesburg’daki adıyla; “Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı” deniyor.

‘Yeryüzü Zirvesi, belki de en iyi tanımlama…

Çevre ile üretimi, yenilikler ile sosyal adaleti birlikte gözeten, daha yaşanılabilir bir Dünya ‘aranıyor’.

Milletler ne ölçüde “Birleşmiş”, devletler ne anlamda “modern”, toplumlar ne kadar çağdaş;

bugünün kara deliği gibi, geleceğin anahtarı da, burada!

Bir yerde, Davos, birinci dünyada kalıyor: dibine kadar sömür, köküne kadar kirlet! 

Karşısında Porto Alegre deneyimi boşuna değil.

O, ikinci de “üçüncü” de değil, Dünya’nın geri kalanı.

“%99 biziz” diyenler, Madrid’in caddeleri, Paris’in banliyöleri kadar, “uyanan” Afrika.

Bilgi Toplumu, Demokrasi, Teknolojik gelişim küreselleşmenin girdileri idi; ‘mort’gage, finans krizi, durgunluk, ise çıktıları…

Sosyal küreselleşme gelir dağılımı, vergi adaleti, iş yaratan ekonomiyi önceliyor.

Onun çıktısı şimdilik, samba!

Fakat ciddiye alınması gereken durum şu: Dünya, bu kadar kirletilmeyi, bu denli nükleer atığı ve silah denemesini de kaldıramaz.

Doğa: fırtınalarla, yer kabuğu tepkimeleriyle konuşuyor: SOS!

İnsan ve doğanın “bir olan” ama ayrıştırılmaya çalışılan yazgısı, kavranılıyor.

Bütünsel bir gelişme anlayışı,

Sosyal hakların anayasal güvencesi,

Hükümetlerin altyapı konusunda yüreklendirilmeleri,

“Kirleten öder” anlayışının işlerliği,

Tobin vergisi,

Ekonomik ve Sosyal Konseylerin; + Çevre Konseyi olarak yapılanması,

BM, Dünya Bankası gibi kurumların re-organizasyonu, gerek!

Başka bir Dünya var mı?