Seçime Günler Kala Memleket Manzarası

Değerli Düşünür Dostlarım,

1 Kasım seçimlerine sayılı günler kaldı ve görebildiğimiz kadarı ile henüz 7 Haziran seçimlerinden çok farklı bir sonuç beklemek için herhangi güçlü bir emare mevcut değil. Malumlarınız olduğu üzere 7 Haziran seçimlerinde AKP’nin çoğunluğu sağlayamayacağı pek belli değildi. Toplumun çoğunda AKP nin yine tek başına iktidarı yakalayacağına dair kanaat yaygındı. 

AKP nin siyasi rakipleri partiler bile bu şekilde düşünüyorlardı ve koalisyona dönük olarak hazırlıkları yoktu. Usulü cihetiyle göstermelik bir iki deneme olduysa da koalisyon kurmaya uygun bir zemin yaratılamadı ve/veya CB tarafından icazet verilmedi.

1 Kasım’a giderken, istikrarlı bir hükümet ihtiyacı güçlü bir şekilde dile getiriliyor. Fakat seçmen eğilimlerinde ve davranışlarında küçük bir standart sapma haricinde majör bir değişiklik olmayacağı beklentisi anketler doğrultusunda öngörülmektedir. 

AKP tabanında koalisyon pek arzu edilmese de keskin bir itiraz da yok. Bununla birlikte yine tek başına iktidar olamama durumunda üçüncü kez erken -genel -yeniden seçimlere gidilmesi de onaylanmıyor.

Sevgili okurlar,

Saha araştırması yapan şirketlerin raporlarına baktığımız zaman, Partilerin seçmen kitlelerinin  oy eğilimlerini farklı sebeplerin belirlediği görülmektedir. Araştırmalara göre, AKP seçmeninin dörtte biri istikrar, dörtte biri başarı ve performans, yüzde 15’i hizmet, yüzde 10’u alternatifsizlik, yüzde 6’sı da aidiyet duygusundan dolayı AKP’ye oy verdiğini söylüyormuş. 

Kısaca ifade etmek gerekirse , AKP seçmeni çoğunlukla hizmete oy veriyormuş. 

CHP seçmeninin ise yüzde 20’si Atatürkçü bir parti olduğu için  CHP’ye oy verdiğini söylüyormuş.  % 20’si siyasi tutumundan, % 9’u demokratik gelişimi sağlayacağına inandığından, % 8’i aidiyet duygusundan, % 4’ü de kendi görüşlerine yakın bulduğu için CHP’ye oy veriyormuş.

MHP’li seçmenin % 20’si vatanseverlik, % 20’si siyasi görüşlerine uyduğu için oy verdiğini söylüyormuş. 

HDP’ye oy verenlerin % 30’u ise barış ve huzur için, % 15’i siyasi görüşlerine uyduğu için, % 9’u halka yakın olduğu için, % 5’i de umut vaat ettiği için HDP’ye oy verdiğini belirtiyormuş.

Ankara Katliamı’nın seçmen eğilimlerine herhangi bir etkisi görünmüyormuş. Seçmen bu katliamın, ülkeyi bölmek, istikrarı bozmak, kaos yaratmak ve siyasi bir düzen kurgulamak için üretildiğini değerlendiriyormuş. 

 Bu nedenle siyasi tercihlerinde bu ve benzeri olayları göz önünde bulundurmuyormuş . Seçmen bu anlamda siyasi partilerden daha uzun ufuklu bir vizyona ve öngörüye sahipmiş.

Değerli okurlar,

Yanılma payı dikkate alınsa dahi yukarıda belirtilen analiz sonuçları, büyük oranda içinde bulunduğumuz siyasi konjonktürü tanımlayan bilimsel bir çalışma niteliğindedir. Ne yazıktır ki Başbakan Davutoğlu, kendisi bilimadamı olmasına rağmen bu bilimsel sonuçları pek ciddiye almamakta,duygularının ve siyasi heyecanlarının tesiri altında kalarak mevcut gerçekleri görmezden gelen çok talihsiz konuşmalar yapmaktadır. 

Bu kapsamda Başbakan Davutoğlu, 1 Kasım seçim çalışmaları kapsamında AKP’nin Ödemiş’te düzenlenen mitingindeki konuşmasına , “İşte budur. Bu kalabalık AK Parti’yi 1 Kasım’da namerde muhtaç etmeyecek” sözleri ile başlamış ve şöyle devam etmiş.

" 1 Kasım günü; oylarınızı öyle sağlam verin ki, öyle bir aşkla gidin ki, eşinizle kardeşinizle ne olur beni bir daha Kılıçdaroğlu'yla, Bahçeli'yle muhatap etmeyin. Beni onlara bir kez daha muhtaç etmeyin. Bizi namerde muhtaç etmeyin. Terörün hortladığı böyle zamanlarda yan yana durmamız gerekmez mi? 7 Haziran seçimlerinden sonra; ‘gelin beraber hükümet kuralım’ dedik. ‘Hayır’ dediler. CHP’nin millete verdiği değer işte budur. MHP’ye gittik. ‘Gelin hükümet kuralım’ dedik. ‘Hayır’ dediler. ‘Seçim hükümeti kuralım’ dedik hayır dediler. Bunlar sorumluluk almaktan korkarlar. Bunlar sadece eleştirirler. Türkiye için siyaset yapan her partinin Türkiye'ye faydalı olması gerekir. Terörün hortladığı zamanlarda yan yana durmalıyız ama 7 Haziran'dan beri muhalefetin yaptıkları ortada. Gerçek yüzlerini bir kez daha gösterdiler. Bunlar mertçe meydana çıkmaktan korkarlar. Onların görevi eleştirmek bizim görevimiz teröristle mücadele etmektir. Hiçbir tehditten hiçbir şantajdan korkmadık korkmayacağız. Çünkü biz sırtımızı milletimize, Allah'a dayadık. Onların görevi eleştirmek, bizim görevimiz yiğitçe teröristle mücadele etmektir.”

Sevgili düşünür dostlar,

Belagat şehveti ile yapılan bir hata mıdır ? dil sürçmesimidir ? yoksa ölçüp biçerek bilinçli olarak söylenmiş sözlermidir bunlar bilemem ama siyasi rakiplerine dolaylı olarak " namert " diyen ve tek başına iktidar için adeta yalvaran Davutoğlu , 2 Kasım sabahı koalisyon kaçınılmaz olduğunda hangi yüzle bu partilerin liderleri ile hükümet ortaklığı görüşmelerinde bulunabilecektir. Takdir sizlerindir.

Bizim diyebileceğimiz , seçim arefesinde memleket manzaramız geçmişten hiç ders alınmadığını göstermektedir.

Saygılarımla

Serdar Durat
Stratejist