Seçimlerin cilvesi, adayların listesi

Seçim sürecinin ilk kırılma noktası, aday listelerinin açıklandığı güne denk gelir. Ne de olsa seçilebilir sıralardan yola çıkarak, partinin kısa ve uzun vadeli planlarıyla ilgili fikir edinmek her zaman mümkündür. Meclise gideceğine kesin gözüyle bakarken hayali kırılanlar, rakipleri bile şaşırtarak transfer edilenler ve hiç ihtimal vermezken mazbata hazırlığına girişenler için ayrılmış yerler mutlaka vardır. İktidarın bu kulvarları nasıl bölüştürdüğünü, başka bir deyişle kimlerin oyun içinde kimlerinse oyun dışında kaldığını doğru okumak için son on iki yılı detaylıca gözden geçirmek gerektiğini düşünüyorum.

Ak Parti'nin siyaset sahnesine çıktığı günden bu yana tecrübe edilen tüm seçimleri aynı tabir anlatır; 'genel merkezin gölgesi'. Tahmin edeceğiniz üzere, 'genel merkezden' kast edilen aslında Tayyip Erdoğan'ın direk etkisi. Yerel, genel ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yanı sıra referandumlarda da gündemi tek başına belirlemiş, rakiplerini yönlendirmiş, böylelikle hedeflediği bölgeleri ve kitleleri ikna etmeyi başarmıştır. Lakin Haziran 2015'te meydanlara çıkamayacak olması, Ak Parti'yi bugüne kadar yüzleştiklerine kıyasla en zorlu sınavla karşı karşıya bırakmıştır.

Dolayısıyla, şimdiye dek öncelikli kriter addedilen tavana itaatin -bilhassa partinin zayıf olduğu şehirlerde- ikinci plana düştüğü ve bölgede tabanı olan yeni isimlerin arayışına girildiği kolaylıkla fark edilebilir. Partiyi %34'ten 47'ye taşıyan merkez sağ oyları kaybetmeme kaygısının özellikle Trakya ve Ege'ye hakim olduğu da anlaşılacaktır ki Erkan Mumcu'ya yakınlığıyla bilinen eski ANAP milletvekili Hasan Özyer'in sürpriz biçimde Muğla'da 1. sıraya konması yukarda sıralanan savların en canlı örneklerinden biridir.

Bunun yanında, Savcı Sayan ve Uğur Işılak gibi isimler, sansasyonel çıkışların popüler kültürle beraber siyasette ne denli belirleyici olabildiğini kanıtlarken iktidarın kadınlara ve gençlere yer açma konusunda rakiplerinden bir adım önde ancak olması gerekenden epey geride durduğunu söylemek mümkündür.

Sonuç olarak, nice siyasetçi adayının hayallerini kıran bir o kadarının da umutlarını yeşerten bu cilveli liste süreci gösteriyor ki Ak Parti'nin %45-50 bandında seyredeceğini iddia edenler, yarıştan açık ara haklı çıkar. Elbette seçime kadar göreceğimiz diğer kırılma noktaları biz seçmenleri şaşırtmayı başaramazsa... Ne derler, bilirsiniz, siyasette üç gün bile uzun zamandır.