Seçmen ''gerilim''i satın almaz!

Şuraya yazıyorum, koalisyon hükümeti kurulmaz da erken seçime gidilirse, AKP 7 Haziran’da aldığından da az oy alır, yüzde 40’ı zor görür.

Gelin gözlerimizi kapatalım ve hatırlamaya çalışalım...

Türkiye’nin her yüz seçmeninden onu’nun AKP’den uzaklaşmasına yol açan gerekçeler nelerdi?

İsterseniz, ben aklıma gelenlerden en önemli üç tanesini alt alta sıralayayım:

  1. Yolsuzlukların, özellikle de devletin en tepesinde bulunanların yaptıklarının hesabının sorulmaması, üzerlerinin örtülmesi.
  2. Ülkenin her geçen gün daha fazla despotik bir şekilde yönetilir olması.
  3. Dış politika ve özellikle de Suriye öngörülerinde fena halde duvara toslanması.

Ne dersiniz, bu üç önemli “durum”da, seçimlerden bu yana geçen süre içinde bir değişiklik oldu mu?

Büyük harflerle yazayım: HAYIR

İsterseniz, gelin şimdi de bu üç ayrı durumu, tek tek ele alalım:

***

Seçimlerden sonra AKP yolsuzlukların üzerine gideceğine dair bir mesaj verdi mi?

Vermedi!

Mesela üç bakanla ilgili üstü kapatılan soruşturmaların önünün açılacağını söyledi mi?

Ya da bakanların oğullarının evlerinden çıkan ayakkabı kutularında gizlenmiş paraların üzerine gidileceğine dair bir söz verildi mi?

Cumhurbaşkanı’nın oğluyla yaptığı telefon konuşmalarında sözü edilen “sıfırlama meselesi”nin gündeme getirilip bir çözüme kavuşturulacağından bahis açıldı mı?

(Ne safım değil mi?)

Tabii ki HAYIR.

***

Gelelim ikinci maddeye, ülkenin despotik yönetimden uzaklaştırılacağına dair bir emare var mı?

Ne gezer! Tersine aynı nobran konuşmalar, tepeden bakan, azarlayan, otoriter konuşmalar, “Ben sana gününü gösteririm” türünden efelenmeler.

Yahu, sadece bu nedenle, koskoca bir Gezi Direnişi yapıldı...

Bu direniş, sonuçlarını 7 Haziran Seçimleri’nde vermedi mi?

Tabii ki verdi.

***

Sözünü ettiğim üç maddeden üçüncüsü olan Suriye politikaları üzerine durum farklı mı?

Tabii ki hayır.

Sayın Başbakan’ın daha Dışişleri Bakanlığı günlerinden başlayan sözde “Emperyal Devlet” hayalinin “fos” çıktığını Mısır’daki sağır sultan duydu,  bir tek AKP “kurmay”larına akıl öğreten “uzman”lar duymadı.

Suriye’den Mısır’a, Irak’tan Libya’ya ve dahi İran’a, Sayın Başbakan’ın sözde “akademik yaklaşımı”nın hiçbir karşılığının olmadığını körler bile gördü, AKP’li “kurmay”lar ve akıl öğretici “uzman”lar bir türlü göremedi.

***

Ve gelindi bugüne...

Seçimlerden sonra, AKP yukarıda ele almaya çalıştığımız üç olumsuzluk’tan uzaklaşmak şöyle dursun, tersine bir madde daha ekledi:

Ülkeyi doğudan batıya, kuzeyden güneye kan deryasına çevirdi...

Buna bağlı olarak, yurttaşlarda yaygın bir şekilde tedirgin bir ruh hali hüküm sürmeye başladı...

***

Minicik bir bilgi vereyim:

Birkaç gündür, İstanbul’da trafiğe çıkanlar inanılmaz bir araç yoğunluğuyla karşılaşıyorlar.

Neden dersiniz?

Çünkü otomobile sahip olup da iş yerlerine giderken toplu taşıma kullananların hepsi davranış değişikliğine gitti.

Artık imkanı olanlar, her yere kendi araçları ile gidiyor.

Metro vagonları, metrobüsler ve öteki toplu taşıma araçları neredeyse bomboş.

İnsanlar alış veriş merkezleri gibi topluca bulunulan yerlerden uzak duruyorlar.

Ne olur ne olmaz diye, kamu kurumlarından, işlerini çabucak halledip çıkmaya çalışıyorlar.

Neden böyle oldu biliyor musunuz?

Herkes korkuyor da onun için!

***

Sevgili Bayanlar, Baylar ve Çocuklar,

Biz bu filmi daha önce de görmüştük.

Bütün bir toplumun bir keman teli gibi gerildiği, herkesin yarınından endişe eder hale geldiği, anne babaların sokaktaki çoluk çocuğunun eve sağ salim döneceği saati pencere kenarlarında beklediği zamanları henüz unutmadık.

Ve, kabus geri döndü...

Türkiye, yıllar sonra yeniden diken üstünde!

***

AKP işte tam da buna güvendi...

Ülkede bir tedirginlik hali yaratırsa, kendisine oy vermemiş, bir nedenle uzaklaşmış seçmenini geri çağırabileceğini hesapladı.

Ve böylece, tarihi bir hata yaptı!

***

Uzmanlar AKP “kurmay”larını yine yanılttılar.

Sandığa gidildiğinde (ki bana sorarsanız böyle olacak) takke son kez düşecek ve uzman destekli AKP “kurmay”larının keli bir kez daha (ve belki de bu kez son olarak) görünecek.

Neden mi? Şundan:

Dedim ya biz bu filmi daha önce de görmüştük diye...

***

Demirel’li, Özal’lı, Çiller’li, Yılmaz’lı günleri hatırlayın.

Tıpkı bu gün gibiydi...

Peki başarılı olabildi mi bu politikacılar?

Hayır.

Neden mi? Şundan:

İnsanlar, yürekleri ağzında yaşamak istemediler!

Bir başka deyişle, hoyrat çocuğun avcundaki serçe misali hayatı satın almadılar...

***

Zannediyor ki AKP kurmayları, insanlar koalisyon hükümetlerinden bıktılar da onun için kendilerine iktidar yolu açıldı...

Hayır, öyle olmadı...

Koalisyon hükümetleri terör olgusuna çözüm üretemediler  (hatta terörden beslendiler) de onun için ülke karanlığa gömüldü...

Ve, AKP’ye iktidar yolu açıldı.

***

Şöyle bir hafızanızı yoklarsanız, AKP’nin iktidar olmasının nedenlerinden biri ve belki de en önemlisi olarak, “terörle oynaşma sicili”nin boş olmasını hatırlayacaksınız.

***

Ayrıca Türkiye, çözüm sürecini, doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine işte tam da bu nedenle, terörden çok çektiği için satın aldı.

***

Peki bugün yapılan ne?

Tam tersi!

Denize düşmüş olan AKP, tıpkı daha önceki hükümetler gibi, Türkiye toplumunu yeniden terörle imtihan ediyor...

Bir başka deyişle, “kirli çamaşır”ları ortaya dökülmesin diye, iktidar partisi çözüm sürecini elinin tersiyle bir kenara itip, terörle geleceğini garanti altına almaya çalışıyor.

***

Bana kalırsa, Türkiye toplumunun bu davranışa vereceği cevap, açık seçik bir KIZGINLIK olacak!

Ve bu kızgınlık, emin olun sandığa AKP’nin aleyhinde yansıyacak.

***

AKP kurmaylarının yaptığı bir sürü hesabın içinde, benim en çok dikkatimi çeken şu ikisi:

1- HDP nasıl küçültülür de bu partiye kaçmış Kürt oyları geri getirilir?

2- AKP’nin ne kadar şahin, buna karşılık MHP’nin politika üretemeyen bir parti olduğu seçmenine nasıl gösterilir de milliyetçi oylar AKP’ye akıtılır?

Gelin, şimdi de bu iki önemli hesap üzerine düşünelim:

***

AKP, seçimlerden sonra Kürt seçmenin kalbini kazanacak ne yaptı da oylar yön değiştirsin?

Yaptığı, Güney Doğu coğrafyasını yeniden kan gölüne çevirmekten ibaret...

Bu durumda, aklı başında hangi Kürt yurttaş, “istikrar gelsin diye AKP’ye oy verir” acaba?

Hiç biri.

***

Ya da MHP’nin içindeki milliyetçiler “şahin”leşti diye AKP’ye yönelirler mi dersiniz?

Yoksa, görece “güvercin” olanlar, milliyetçilik konusunda MHP’den hiç de aşağıda kalmadığı ve koalisyon sürecinde olumlu bir tavır geliştirdiği için CHP’ye doğru mu yelken açar?

Bu sorunun cevabını gerçekten de bilemiyorum, kestiremiyorum...

***

Bildiğim bir şey varsa o da şu:

AKP’li de olsa, öteki partilerden de olsa,

Seçmen “gerilim”i satın almaz!

Vesselam...