Şehit Acılarına Dayanamayan Yürekler

Değerli Düşünür Dostlarım,

Güvenlik ve sosyal barış ihtiyacı, huzur- refah özlemi ülkemiz gündeminin en önemli ve öncelikli konularıdır. Gün geçmiyor ki terörle mücadele kapsamında şehit haberleri gelmesin, yüreklerimiz yanmasın, gönül dünyamız kararmasın. İstisnasız her Şehit milli gücümüzden çok ciddi bir kayıptır, hayatlarımızdan canımızı acıtan eksilmedir, göz yaşıdır, dua dır. Ateş artık sadece düştüğü yeri yakmıyor, normal akıl ve vicdan sağlığına sahip tüm yurttaşlarımızı derinden üzüyor. Gayet tabidir ki şehit ailelerinin acılarını ayni ile tümden hissedebilmek mümkün değildir. Nitekim kimileri için kısa bir taziye mesajı, bir kaç damla göz yaşı ve bir dua ile göğüs gerilebilen bu acılar şehitlerimizin aileleri için çok daha fazlasıdır, bazen de hayatın sonudur.

Özellikle şehit babaları için durum metanet sınırlarını zorlayan işkence gibidir.

Yürekleri cehennem ateşi gibi cayır cayır yanarken onlar gerek düşmanı sevindirmemek ve gerekse şehidin anacığına, karısına , yavrularına destek olabilmek adına güçlü görünmeye, ağlamamaya, soğukkanlı davranmaya  ve dimdik ayakta kalmaya çaba sarfederler. Bu şartlanma ise fiziksel ve ruhsal anlamda ilave baskılar yaratır. Sonunda bazen de metanet sınırlarını çok aşan bu acıya daha fazla katlanamayıp sessiz ve vakur biçimde ruhlarını teslim ederler.

Van'da 40 gün evvel terörle mücadele kapsamında şehit düşen Özel Harekatçı Önder Ertaş'ın babası Durmuş Ali Ertaş da ayni şekilde güçlü durmaya çalışmış, oğlunun şehadet haberinden sonra yüzü hiç gülmemiş, hüznünü hep içinde saklı tutmuş ancak geçen gece rüyasında şehit oğlunu görmüş, uyku arasında karısına seslenerek " Kapıyı aç Önder geldi. Elinde bayrak var, al o bayrağı " demiş ve akabinde son nefesini vermiş.

Umarım rabbim cennetinin kapılarını bu acılı Baba için de aralar, doyamadığı evladına kavuşturur.

Sevgili okurlar,

Bu haber beni çok sarstı, iki gündür kafamı toparlayamıyorum, göz yaşlarımı kontrol etmekte zorlanıyorum, dolayısı ile bu yazımda ;

CB nın Anayasa Mahkemesi kararına uymayacağını, saygı duymadığını da,
Genel Kurmay Başkanlığı'nın " Kumpas davalarındaki beraatler, yargılanmaların hakkaniyete uygun sonuçlanacağı konusundaki beklentimizin haklılığını ortaya koydu " şeklindeki "çok anlamlı " açıklamasını da,
İç İşleri Bakanı Efkan Ala 'nın "Çözüm sürecinin bitiren Gezi Hareketidir" şeklindeki akıl ve izan sınırlarını zorlayan sözlerini de,
Muhterem Birinci Hanımefendinin tam olarak bireysel katkısının ne olduğunu anlayamasam da "90 yıllık enkazı biz kaldırdık" demesini de,
CB nın Afrika ülkelerine ziyaretine ilişkin milli kazanımlarımızı da,
Avrupa'daki mülteci sayısının dünya daki toplam mülteci sayısının sadece % 2 si olmasına rağmen mülteci akınlarını ulus topraklarımızda göğüslememiz ve AB ülkelerine gidişlerine mani olmamız için AB nin ahlaksız teklifini de,
ABD ve Rusya'nın ortadoğunun yeni haritası üzerinde mutabık kaldıklarını da,
TBMM deki Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışmalarında masayı kimin devirdiğini de,
Ülkücü camianın eski tüfeklerinden yeni AKP li ve teknik olarak halen evli olan Tuğrul Bey'in gayrimüslüm yabancı bir başka kadınla salt imam nikahı ile evli yaşaması ve çocuk sahibi olmasını da,
MHP de olağanüstü kongre ve yeni lider arayışını da,
Deniz Baykal'ın AKP ve CB ile fikir flörtünü de,
ABD nin yeni Başkanının Clinton mu yoksa Trump mı olacağını da,
Hiç birini yazmak, hiç biri hakkında hiç bir yorum ve eleştiri yapmak içimden gelmedi.

Şehit Önder Ertaş ile Babası Ali 'nin cennet bahçelerinde yan yana yürüyerek sohbet ettikleri hayali gözümün önünden gitmiyor..

Bu vesile ile tekrar tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygı ile anarken kederli ailelerine ve aziz milletimize başsağlığı ve sabırlar dilerim.

Saygılarımla,

Serdar Durat
Stratejist