Singapur Üzerinden İstanbul’a Yansımalar

Bu haftanın önemli haberlerinden birisi Singapur kent-devletinin kurucu babası Lee’nin 91 yaşında vefatıydı. Gündemi zengin içeriği boş yurdum hallerinde fazla fark edilmeden geçiştirilmiş bir haber oldu bu ölüm. Oysa farkında olmasak da Singapur modeli ve Singapur’un kurulduğu 1963 senesinden bu yana ulaştığı ekonomik başarı son 40 yılda Türkiye’yi yöneten sağ iktidarlara ilham kaynağı ve somut veri olmuştur.

copy_of_skyline2_read-only_1.jpg

Önce Biraz Arka Plan

Singapur’un kurucu atası Lee Kuan Yew Çin kökenli bir Malezyalıydı. TC’nin kurulduğu yıl 1923 de dünyaya geldi. Cambridge’de hukuk okudu. Anadili İngilizceydi. İngiltere’de okurken sağlam bir hukuk sisteminin ekonomik kalkınmanın ön şartı olduğunu kavradı.

1963 senesinde Çin’de Mao’nun yükselişini fırsat bilerek Malezya’dan ayrıldı, Malay yarım adasının en ucundaki adada ‘şehir devleti’ Singapur’un bağımsızlığını ilan etti.

Singapur İstanbul vilayetinin 7 de 1 kadar yüzölçümü ve 5,5 milyon nüfusuyla fazla dikkat çekmeyebilirdi, ancak, çok az lidere nasip olacak bir başarıyla 40 sene içinde fakir ve döküntü 3. Dünya ülkesinden 1.Dünya ülkesine dönüştü. Kişi başına 79 bin dolar gelirle dünya üçüncüsü olarak podyumda yerini aldı.

Doğu Ülkesi Lideri

Benimde ara sıra yazdığım gibi Doğu liderlerinin kendilerine has özellikleri var ve yöntemleri evrensel demokratik kavramlarla her zaman örtüşmüyor. Lee herkesin üzerinde anlaştığı gibi aşırı pragmatik bir lider olarak Singapur’un 30 yıl Başbakanlığını yaptı. Yönetimi sırasında örneğin bir Putin gibi ihtiraslı dış politika hamlelerine kalkışmadı.

Farklı etnik gruplardan oluşan ülke nüfusunu ekonomik olarak kalkındırma için tüm çabasını harcadı. Yabancı sermayeye her türlü kolaylığı sağladı. Eğitimli göçmenlere kapısını açtı. Paralı yatırımcıya vatandaşlık verdi.

Lee sosyal konulardan hiçbir zaman uzak durmadı. Önce nüfus patlaması yaşayan Singapur’da çocuk sayısını 2’de tutmaya çalıştı, 2’den fazla çocuğa ekonomik cezalar getirdi. Eğitime aşırı önem verdi. Yüksek eğitimli bayanların çocuk yapmaktan uzak durmasını bir tehlike sayarak duruma müdahale etti. Eğitimli annelerin sayısını arttırmak için eğitimli gençlere hafta sonları bedava gemi seyahatleri düzenletti.

Çin İşi Falaka

Singapur’un hatırı sayılır bir Müslüman nüfusu bulunmakta. Birazda İslam hukukundan esinlenerek cismani (bedensel) cezayı hukuk sistemine yerleştirdi. Buna göre belli suçlardan ( tecavüz, çevreye zarar vs ) hapis cezası alanlara ek falaka cezası verilmekte. Fakat bu falaka bildiğimiz falaka değil. Cezasını çeken suçlu ayrıca falaka cezası yemekte ve bu ceza suçluyu çıplak soyup kalçalarına değnekle vurarak gerçekleştirilmekte.

Cambridge’de hukuk eğitimi almış, bilim, teknoloji ve yabancı yatırım konularında Singapur’u 30 yıl doğrudan 10 yılda dolaylı yöneterek dünyada söz sahibi yapmış bir lider için paradoks bir durum.

İstanbul Ne Alaka?

Analizimin başında sözünü ettiğim Singapur etkisine artık girme zamanı. Türkiye siyasetinde bir klişe vardır. ‘ İstanbul’u kazanamayan seçimi kazanamaz’ derler. Doğrudur. Tüm sağ iktidarlar için geçerli kanundur. Liderler İstanbul’a ayrı önem veririler. İstanbul il başkanları Başbakan nezdinde bakanlardan önemlidir. Aynı değerlendirme belediye başkanı içinde geçerlidir. Kısacası İstanbul bir yana Türkiye bir yanadır.

 Sağ partilerin programlarına değil de pratikte uygulamalarına baktığınız zaman şunu görmekteyiz. İstanbul sermayesi ( bu özel bir tasnif gerektiren tanımdır) iktidarın ekonomik uygulamalarında ağırlık sahibidir. Burada sermayeden kasıt uluslararası sermayeyle bütünleşmiş finans kapital değil, daha ufak, fakat yeterince palazlanmış,1. veya 2. kuşak tüccar-sanayici grubudur. İktidar partisinin il başkanları da belediye başkanları da İstanbul’da genelde bu grubun mensubudur.

Sağ iktidarda nüfuz sahibi bu grup zamanına göre liman burjuvazisi, Tahtakale-Sultan Hamam grubu ve/veya müteahhit grubu olabilir. Fark etmez.

Şimdi sıkı durun; Bu insanlarla konuştuğunuz zaman sürekli referans gösterilen Singapur marka kalkınma modelidir. İşin ilginç yönü birçoğu Singapur’a gitmemiştir fakat farkında olmadan Singapur’u tarif ederler.

Aslında görüşlerin Singapur üzerinde kesişmesi bir rastlantı değil. Haritaya baktığımız zaman Singapur’un Malay yarımadasından dar bir boğazla ayrılmış bir ada olduğunu görüyoruz. Aynı eski İstanbul’un Anadolu yarımadasından ayrıldığı gibi.

Dünyanın sayılı finans merkezlerinden birisi olan Singapur’un İstanbul’a bu konuda ilham kaynağı olduğunu bilmeyen yok. Osmanlı döneminden bu yana İmparatorluğun her yanından İstanbul’a doğru bir mal ve para akımı olduğu tarihi bir gerçek.

 İstanbul gibi, telaffuz edilmeden, ‘şehir devlet’ gibi yöneltilen bir ekonomik birimin söz sahibi burjuvazisinin Singapur gibi başarılı bir ‘şehir devletini’ örnek alması şaşırtıcı değil.

Her iki şehrin başka ortak bir özelliği daha var. Her ikisi de temiz su fakiri ve içme suyu her iki kentinde yumuşak karnı.

Geçmişte yaptığım sohbetlerde Singapur-İstanbul karşılaştırmalarında verdiğim cevabımla analizimi noktalıyorum. Evet, Singapur başarılıdır. Oryental demokrasidir.İstanbul’la benzerlikleri çokdur fakat Türkiye bir ‘şehir devleti’  değildir.